Archives Kasım 2015

Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için

Basketbolda savunma, her geçen gün güçleniyor. İyi savunma yapmanın bir karar meselesi olduğunu artık herkes anladı. Siz bir gece evvel “yarınki maçta çok iyi savunma yapacağım” diye karar verirseniz, ertesi günkü maçta gerçekten çok daha iyi savunma yapabilirsiniz. Aynı konu hucum için geçerli değil. Siz, “ben yarın etkili hücum edeceğim, en az yirmi sayı atacağım” diye karar verseniz de bu gerçekleşmeyebilir. Attığınız şutların girmesi karar meselesi değil devamlı ve düzenli antrenman meselesidir. Bu yüzden “hücum maç kazandırır, savunma ise kupaları toplar” sloganı böyle varolmuştur.

Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için sloganı

Siz tuttuğunuz adamı ölümüne savunursanız, bu adam sizi geçemez. Böyle olunca arkadaki takım arkadaşlarınızın kendi tuttukları adamları bırakıp size yardıma gelmelerini önler, böylece onları zor duruma sokmazsınız. Arkanızdaki tüm takım arkadaşlarınız “biz sana yardıma hazırız” derlerse bir artı bir iki değil, üç eder.

Savunmada (sesli savunma) uygulaması giderek çoğalıyor

Savunmada birbirlerini uyaran karşılıklı konuşmalar savunma gücünü artırıyor. Savunma yumruğunu büyütüyor ve güçlendiriyor. Karşılıklı konuşmaların pozitif olması gerekli böylece savunmanız güçlendikçe güçlenir. ABD’de www.breakthroughbasketball.com diye bir site var. Ben bütün genç koçlarımızın bu site ile tanışmalarını istiyorum. Bu sitede “sesli savunma” hakkında inanmayacaksınız ama en az yüz makale var. Bu sitedeki makaleler sesli savunma ile sınırlı değil. Basketbola dair herşey var. Ben bu yüzden genç koçlarımıza İngilizcenizi hiç olmazsa okuduklarınızı anlayacak kadar geliştirin demiştim.

Basketbolda savunma her geçen gün daha da karışıyor. Tam saha pres(baskı) ile başlayan savunmalar yarı sahaya dönünce zone (alan) savunmaya dönüyor. Bu “kargaşa savunma taktikleri” Türkiye’de de her geçen gün artıyor ve sonuç da alıyor. Rakip takımın ne yaptığını anlayıp bağıran oyunculara sahip takımlar bu problemleri daha kolay aşıyorlar. İsterseniz birazda basketbol ile ilgili teknik konuların dışına çıkalım.

Bugün takımlarda hakemlere itiraz alışkanlığı o kadar çoğaldı ki bazen maç seyretmekte zorlanıyorsunuz. Hakemlerin değerlerini bilmemiz gerekli. Çünkü hakemler olmasa basketbol oynanmazdı. Basketbolda “oyunculuk mu, hakemlik mi zor?” diye sorsanız ben hiç tereddüt etmeden hakemlik derim. Hakemler kırk dakika boyunca yüzlerce defa doğru karar vermek zorundalar. Üstelik onları daha da zorlayan yönler de var. Hakemler “maçı bu takım kazanır” diye kendi tahminlerine karşı koymaları gerekiyor ve daha güç olanı sevdikleri takımların maçlarını yönetmesidir. Siz Fenerbahçe taraftarı iseniz Fenerbahçe maçını yönetmek kolay olabilir mi ? Bu yüzden, bütün bu zorluklara rağmen maçları yöneten hakemlere saygı duymalıyız. Bu (www.basketfaul.com) sitenin sahibi de eski hakemlerimizden Necip Kapanlı kardeşimizdir. Biz ona da verdiği her kararda itiraz ederdik ama şimdi bu çok güçlü basketbol sitesini kurduğu için ona artık sadece teşekkür ve tebrik ediyoruz.

Yorumlarınızı sorularınızı info@yalcingranit.com adresine yazabilirsiniz.

Sevgiler, saygılar..


Tribünler nasıl dolacak?

Son yazımda boş tribünleri doldurmak için beraberce uğraşalım diye yazmıştım. Geçen günlerde bu konu üzerinde çalıştım ve boş tribünlerin dolması için ülke basketbolunun gelişmesi ve zirve yolunda ilerlemesi gerektiği kanısına vardım.

Ben, İspanya basketbolunu Avrupa’nın en iyi basketbolu olarak gördüğümden, İspanya basketbolu hakkında yazılan makaleleri yakından takip ederim. Orada da problem aynı; basketbolun önünü futbolun kapatma riski var. Bu yüzden çeşitli çalışmalar içindeler. Küçük bir örnek olarak; basketbolun çekiciliğini artırmak ve gençlere tanıtmak için basketbol ligi maçlarının hepsinde devre aralarında küçük çocuklara tam saha maç oynatıp hem basketbolu tanıtıyorlar hem de basketbol atmosferini solumalarını sağlıyorlar. Yıllardan beri yazıyorum futbol oynamak kolay; sokakta iki tane taş alıp dört beş metre aralıklı iki taş koyduğunuzda futbol kalenizi oluşturup şut atmaya başlıyorsunuz. Haliyle bugün hangi basketbol antrenmanına gidip aranızda futbol oynayan var mı diye sorsanız bütün eller havaya kalkar, siz de böylece oyuncuların basketbolcu olmadan önce futbol oynadıklarını öğrenmiş olursunuz. Bir futbol antrenmanında oyunculara siz hiç basketbol oynadınız mı diye sorsanız herkes birbirine bakıp durur. Bu da çok doğal çünkü basketbol oynamak için ise pota ve çember lazım. Bu yüzden İspanyollar bütün ilköğretim okullarına pota takıyorlar. Türkiye’de basketbol federasyonunda birbirinden kıymetli eski basketbolcular var. Onların da buna benzer projeleri olduğunu duyuyor ve seviniyorum. Basketbol oynayan ve seven genç sayısı artmadan tribünlerin dolması zor. Tabii bunu başarmak yeterli değil, aynı zamanda izlemesi keyif veren takımlar ve oyuncular yaratmak zorundayız.

Kulüp Başkanlarının Önemi

Türk basketbolunu büyütmek için güçlü “kulüp başkanları”na ihtiyaç var diye yazmıştım. Bugün sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da en güçlü basketbol takımlarından biri Fenerbahçe. Bu başarı, basketbola gösterdiği ilgi dolayısıyla Aziz Yıldırım’ın eseri. Ama ortada bir gerçek daha var. Beşiktaş Spor Kulübü Başkanı Fikret Orman. Ben Fikret Bey’i tanımam ama onun yaydığı karizma çok güçlü. Eğer Fikret Orman Türkiye’nin en iyi koçlarından milli takım antrenörü Ufuk Sarıca’yı tekrar takımın başına geçirir ve Beşiktaş’ın basketbola olan ilgisini artırırsa kulübün tarihine geçer. Umarım başkan bu fırsatı kaçırmaz. Galatasaray ise yine Türkiye’nin en iyi koçlarından Ertuğrul Erdoğan’ı aldı. Fakat yönetimin tüm ilgisi futbolda gibi görünüyor. Galatasaray’a ilerideki bir yazımda değineceğim.

İzlenecek oyuncu sayısının artması lazım

Dünya basketbolunda savunma giderek saldırgan oluyor. Bu yüzden birebirde adam geçmek her geçen gün daha da önemini artırıyor. Türk çocukların birebirde adam geçme yetenekleri çok sınırlı. Çünkü biz çocukluğumuzdan itibaren sahaya iki kişi çıktığımızda hemen şut atmaya başlarız. Ama özellikle siyahî Amerikalılarda durum farklı. Onlar takım antrenmanına başlamadan önce uzun süre birebir oynarlar. Bu yüzden ben siyahi eski basketbolculardan birinin asistan koç listesine alınmasından yanayım. O asistan koç hem A takım hem de genç takım oyuncularının birebirde adam geçme yeteneklerini ve isteklerini artırabilir. Bugünün basketbolunda adam geçme riski yaratmadan şut şansı yakalamak neredeyse imkansız. Dolayısıyla adam geçemezsek yetenekli ve istekli olduğumuz şut atma konusunda da istediğimiz noktaya varamıyoruz. Ve sonuç olarak tribünleri dolduracak yıldızlar yaratamıyoruz.

Sponsor Konusu

Tabi siz bütün bunlardan önce parayı nereden bulacağız diyorsanız haklısınız. Ama Türkiye’de olumlu bir gelişme yaşanıyor. TiviBu kanalının basketbola gösterdiği yakınlık beni çok ümitlendiriyor. Her gün onlarca maç TiviBu kanallarında yayınlanıyor. Bu sayede yavaş yavaş basketbolumuzun sponsor bulmakta önünün açılacağını düşünüyorum. Bugüne kadar biz sponsorun peşinden koşarken yakında sponsorların kulüplere ekonomik yardımda bulunmak için çabalayacaklarını ümit ediyorum. Bu Türk basketbolu için büyük bir fırsat olacaktır. Gelin hep birlikte olalım büyük şansı kaçırmayalım.

Yorumlarınızı sorularınızı info@yalcingranit.com adresine yazabilirsiniz.

Sevgiler, saygılar..


Türk Basketbolu’nu tartışalım

Uzun zamandır sıhhat sorunum olduğu için iletişimimiz azalmıştı. Fakat artık son turu koştuğumu bildiğimden, tekrar bir araya gelip Türk Basketbolunu konuşalım, tartışalım istiyorum.

Basketbolumuz istediğimiz, hayal ettiğimiz seviyeye geldi mi? Bu soruya olumlu yanıt vermek kolay değil. Evet, bugün Avrupa’da yenemeyeceğimiz ülke takımı yok. Ancak tersi de doğru, yenilmeyeceğimiz takım da yok. Eskiden Avrupa’da Rusya, Yugoslavya gibi çok iyi takımlar vardı ve bu sayı giderek artıyor. Yunanistan’ı düşünün… Birçok Yunan oyuncu Avrupa’nın her köşesinde, oynadığı takımın sorumluluğunu taşıyor. Kostas Sloukas da bunlardan biri. Bugün Avrupa’nın tartışmasız en güçlü kulüplerinden biri olan CSKA Moskova’nın başında Yunan koç Dimitris Itoudis var. Bana “Televizyonda hangi takımı izlemek istersiniz?” diye sorsanız, “Vassilis Spanoulis’li Olimpakos” cevabını verecek olmak beni üzüyor.

Basketbol dünyasında Antetokounmpo ailesinden basketbolcular var. Birisi Atina’da Panathinaikos’ta, diğer ikisi de NBA’de Dallas ve Milwaukee’de. NBA’de oynayanlardan Kostas lige yeni girdi. Öte yandan Giannis, her maçta sayı, ribaund ve asist sayılarında çift haneye ulaşmak için savaşıyor.

Türkiye’ye dönünce, duyduğumuz ilk haber birkaç spor kulübünün basketbol şubesini kapattığını öğrenmek oluyor. Trabzonspor Basketbol ligden çekildiği için, bu yıl lig 16 yerine 15 takımla oynanıyor. Üstüne üstlük birçok takımın kapanmak üzere olduğu haberleri de geliyor. Hâlbuki Trabzon, ülkede sporu çok seven, sporla yatıp kalkan şehirlerimizden biri. Yine de kötümser olmaya gerek yok. Bizim Aziz Yıldırım gibi kulüp başkanlarına ihtiyacımız var. Aziz Bey, Fenerbahçe’nin sadece futbol kulübü değil, bir spor kulübü olduğunun bilincindeydi. Tüm branşların maçlarına bizzat giderdi. Bu ilgi sayesinde Fenerbahçe basketbolu Avrupa’nın en iyileri arasında üst sıralarda yer aldı.

Bu yıl basketbolun yayın haklarını TiviBu aldı. Yaptıkları yayınlarla Türkiye’de basketbol her gün daha güçleniyor diyebiliriz. Üstelik 133 numaralı kanalda devamlı İngilizce dersi veriyor. Bu da çok önemli. Eğer genç Türk koçlar hayatlarında başarılı olmak istiyorlarsa, İngilizce öğrenmeleri şart. İngilizce kouşamasalar da, okuduklarını anlamaları onlara yetecektir. Çünkü bugün dünyadaki basketbol sitelerinin hemen hemen tamamı İngilizce yayın yapıyor.

Son turda koşarken yeni bir savaş açalım istiyorum. Bunun adı da büyük harflerle yazılacak MAÇLARDAKİ BOŞ TRİBÜNLERİ DOLDURMAK olsun. Gelin, hep beraber bu hedef için bir araya gelelim.

Soru ve görüşlerinizi info@yalcingranit.com adresine gönderebilirsiniz.