Yetiştiriyoruz ama geliştiremiyoruz

Turgut Atakol Turnuvası’nı 4 gün canlı izleme fırsatını buldum. Avrupa’nın en iyi 10 takımının katıldığı turnuvanın bu yıl 20.’si yapıldı. Belki Turgut Atakol’u tam olarak tanıma fırsatı bulamamışsınızdır. Be özetleyeyim… Bugün Türkiye’de basketbol oynanıyorsa ve varsa bu başarının temelindeki isim Turgut Ağabeyimizdir. Türk Basketbolu’nu büyütmek için dünyada yapılmamış fedakârlıkların mimarı o’dur. Belki biliyorsunuzdur ama ben yine de tekrarlayayım… Yıllar önce o zamanların yenilmez armadası Galatasaray’da oynarken kulüp sorumlusu Turgut Ağabey idi. Biz Avrupa’da hazırlık maçlarına giderken Vefa’da oynayan, o günleri Shaquille O Neal’i, Türkiye’nin gelmiş geçmiş iri pivotlarından Altan Dinçer’i takviye olarak alır, beraber giderdik. Altan Dinçer bir süre sonra Galatasaray’da oynamak istediğini bana söyledi. Ben de Turgut Ağabey’e “Altan Dinçer gelmek istiyor. Onu alırsak gerçek yenilmez armada oluruz” dedi. Aldığım cevap, “Türk Basketbolu için önemli olan bizim yenilmez takım oluşumuz değil, Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinin başlamasıdır” oldu ve Altan’ı Fenerbahçe’ye verdi. Kısa bir süre sonra da Türkiye’nin ilk koçu Samim Göreç Ağabeyi Fenerbahçe’ye yolladı. Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti arttı ve biz uzun süre Fenerbahçe’yi yenemedik. 

Yirminci Atakol Turnuvası maalesef hak ettiği ilgiyi görmedi, seyirci sayısı 20’yi, 30’u geçemedi. Ben yine de TBF’ye bu turnuvayı düzenlediği içi teşekkür ediyorum. Yeni Basketbol federasyonu Başkanı Harun Erdenay ile ancak birkaç dakika konuşma şansım oldu ama içimdeki his Harun’un başkanlığında Türk Basketbolu yeni zirvelere tırmanacağı şeklinde. Turgay Demirel’in basketbolumuzu nereden alıp nereye getirdiği konusu tartışılmaz. Ama onun döneminde basketbol ailesi onun “Her kararı ben veririm” anlayışı yüzünden bir araya gelmekte zorlanıyordu. Bu gerilim artık bugün yok. Herkes için ortak bir tartışma ortamı mevcut. Ben Harun’un Atakol Turnuvası’nı gelecek yıl başka bir şehirde yaptırarak veya başka yollarla ilgi toplayacağına inanıyorum.

Seyircinin çok az sayıda oluşunun tek faydası hakemlere oldu. Bütün turnuva boyunca tribünlerden hakemler için negatif sesler duyulmadı. Hakemlerin ikisi hariç tümü yabancıydı. Ve ben iki kıymetli Türk hakemi; Zafer Yılmaz ve Yener Yılmaz kardeşlerimle konuşma ve yakınlaşma fırsatı buldum. Konuştukça da hakemliğin ne kadar güç bir meslek olduğunu bir kez daha anladım. Hepimizin anlayacağı bir tek konu var. Hakemler olmasa, basketbol oynanmazdı. Bu yüzden bu kadar güç mesleği seçtikleri için hakemlere teşekkür ediyoruz. Hakemlik her gün daha güçleşiyor çünkü savunma her geçen gün daha saldırgan oluyor. Savunma sloganı artık “Tuttuğun  adama nefes aldırma” oldu. Bu turnuvada hiçbir turnuvada görmediğimiz kadar ikili hatta üçlü sıkıştırmalar uygulandı. Savunma saldırganlığı daha da artacak ve hakemlik daha da zorlaşacak, bu görünüyor. Biz şimdilik hakemlere bunu hatırlatalım. Basketbol seyircilerimizden de tribündeki hakemler aleyhindeki bağırıp çağırmayı bırakıp onlara anlayış göstermelerini bekliyoruz.

Gelelim takımlara… Bizim takım için “Başarılı oldular” diyemeyiz. Aylar önce bir yazı yazmıştım. Yazıda “Beni olumlu etkileyen sadece Eskişehir Basket’in oyun kurucusu Kartal Özmızrak oldu” demiştim. Bu turnuvadaki takım için de söylenecek çok az şey var. Takımın en iyisi Kartal Özmızrak idi. Geriye kalanlar içinde Doğukan Şanlı, Metecan Birsen, Emircan Koşut, hatta Kerem Kanter’in önü açık ama kat etmek zorunda oldukları çok yol var. Oyuncu yetiştiriyoruz ama oyuncuyu geliştirip büyük oyuncu yapamıyoruz. Türk Basketbolu’nun problemi bu. 

U19 Şampiyonası’nda İspanya’yı yendik. Peki aynı takımlar arasında 3-4 yıl sonra biz İspanya’nın çok gerisinde kalırsak bunu nasıl açıklayacağız? Buna nasıl çare bulacağız sorusu bütün ölü sezon yazılarımızın konusu olacak.

Diğer ülkelere gelince… Fransa çareyi bulmuş durumda. sadece ABD’li siyahiler değil Afrika’da yaşayan siyahiler de basketbolun peşindeler. Fransa’da Tony Parker ile başlayan siyahi oyuncu devri giderek artmakta. Atakol Turnuvası’nda Fransız takımında ilk beşte daima iki ya da üç siyahi oyuncu vardı. Çabuklukları, fizik üstünlükleri Fransa Basketbolu’nun emrindeydi. Hatta koçları bile siyahi idi. Gelecek yıllarda Fransa’yı yenmek daha da zor olacak gibi görünüyor. Almanya’da ise kadroda Mutlu’nun kardeşi İsmet Akpınar adlı bir oyuncu var. Takımın en yetenekli oyuncusu o. İsmet’in Türk kulüplerinin hepsine çok faydalı olacağı gözüküyor, hatırlatırız.

Yunanistan’da yeni bir Spanoulis veya Diamantidis benzeri yok, işleri zor. Sırplar Avrupa Basketbolu’nun oyuncu gelişmesine en uygun ülke olduklarını ispatlayıp şampiyon oldular.

Tekrarlıyorum… “Biz Türk çocuğunu nasıl büyük oyuncu yaparız.” Bütün ölü sezondaki konumuz bu olacak. Bu konuyla ilgili yorumlarınızı bekliyorum.

Kaynak: Basketfaul