TBF’de Dediğim Dedik Devri kapandı

Turgay Demirel 23 yıl sonra TBF Başkanlığı’nı bıraktı. Biz beraber yürürdük yolun başında. Sonrasında ise yollarımız ayrıldı. Benim Türk Milli Takımı’nın soyunma odasına Türkçe konuşulmalıdır, Milli Takım’ın koçu Türk olmalıdır şeklinde bir inancım vardı. O ise Tanjevic ile yıllarca beraber çalışmak konusunda ısrarlıydı. Bu nedenle aramız açıldı. Artık eskiye bakmanın faydası yok, Milli Takım’ın başında Orhun Ene, Ergin Ataman gibi değerli koçlar yer aldılar ve bu durum devam edecek biri gözüküyor.

Turgay Türk Basketbolu’nu nereden aldı, nereye taşıdı? Kendisine teşekkür ediyor ve başarılarının FIBA’da devam etmesini diliyorum. Türk basketbolu için de Turgay’sız birçok önemli konularda daha rahat tartışılacağı bir ortam doğacağına inanıyoruz. Özetle “dediğim dedik Devri” bitti diyebiliriz.

İSPANYA BASKETBOLU

Ben Türk Basketbolu’nun Avrupa’da örnek alacağı tek ülkenin İspanya olduğu kanısındayım. Bu yüzden son zamanlarda İspanya Basketbolu’nu inceliyorum. Onların çizilen oyundan çok elit oyuncu kavramını uyguladıkları bariz şekilde gözüküyor. İspanya’nın çeşitli kentlerindeki oyuncu yetiştirme kampları bunun bir ispatı. Amerika Basketbolu’nu hem takip ediyorlar, hem de uzak durmaya çalışıyorlar. Amerika’nın gelmiş geçmiş en büyü koçu John Wooden’un bir sözü vardır. Wooden “Her şeyi bildiğinize inandıktan sonra, öğrendikleriniz yeni şeyler asıl kıymetli olan bilgilerdir.” der. Bu söylem İspanyolca olarak birçok kulübün salonunda asılı. İspanyollar’ın bir diğer ilginç inancı da “o ülkenin basketbolu, basketbol yorumcuları kadar büyür. Yorumcuların temel görevleri ülkenin basketbolunu geliştirmek olmalıdır.” tezini savunuyorlar.

BİZİM YORUMCULARIMIZ

Biz bu konularda ön sıralardayız. Birbirinden kıymetli yorumcularımız var. Başta basketbolu tanıtan Murat Murathanoğlu ve İsmet Badem var. Ardından da Nur Germen ve Murat Didin gibi çok derin basketbol bilgisine sahip koçlar bu kadroya eklendi. Ardından Tufan Ersözlü, Can Sonat, Osman Sakallıoğlu gbi gençler kendilerini gösterdiler. Lig TV’nin sunucusu Şükran Albayrak’ın benzeri Avrupa’da bile yok. Bu sadece Lig TV ile sınırlı değil. NTV Spor’da da İhsan Bayülken, İsmail Şenol, Murat Kosova gibi birbirinden kıymetli yorumcular var. Bunlara Barbaros Çıdal ile A Spor da eklendi. Beni düşündüren bir konuya dokunmadan geçemeyeceğim. Lig TV kadrosundan Hurşit Baytok kaybolmuştu. Bunu şunun için yazıyorum. İspanya’da olduğu gibi ülke basketbolunun gelişmesinde bizim yorumcularımızın da sorumluluğu var. Hurşit Türkiye’de basketbolu en iyi bilen basketbol adamlarımızdan biri. Onun basketbol kitapları da var. O maç anlatırken genç koçlarımızın basketbol bilgilerini geliştirme imkanları çok fazla, hatta sınırsız. Bu olayın iyi yönü ise Hurşit’in TRT Spor’da maç yayınlamaya başlaması idi. Bu nedenle TRT Spor’a teşekkür ediyoruz.

BİZ DE Mİ SINIR GETİRSEK…

İspanyollar’ın Amerika’yı hem takip ettiklerini, hem de sınırlı yaklaşım içinde olduğunu söylemişti. Bunun ispatı şöyle. İspanya’da da yabancı oyuncu sayısı yedi. Ama İspanyollar Amerika’dan transfer edilecek yabancı oyuncu sayısını iki ile sınırlamış durumdalar. Sports TV, İspanya Ligi maçlarını veriyor. Hiçbir takım da 2’den fazla yabancı oyuncu yok. Böylece kendi gençlerine oyun kurucu olmak, skorer guard olmak yolunu açıyorlar. Bu yüzden de İspanyol takımlarının hemen hepsinde oyun kurucular kendi ülkelerinin çocukları. Real Madrid’deki birçok oyun kurucu NBA’de oynayana kalitede. Zaten Jose Calderon yıllardır NBA’de. Ricky Rubio da NBA’deki başarısını giderek artırıyor. 3 senelik kontratı 59 milyon dolar. Son günlerde ise 18 sayı, 13 ribaund, 11 asistlik triple double ile gazetelerde ön sırada. Rubio’nun şutu başlangıçta çok zayıftı. Onun günü sahayı görmek, bir yöne bakarken diğer yöne paslar verebilmesidir. “Şutu nasıl gelişti?” diye google’a sorsanız, çıkacak makale sayısına şaşırırsınız. O şutunu geliştirdi. Hep söylüyorum. Türkiye’de basketbol gelişti diye haykırabilmek için Türk oyun kurucuların NBA’de oynaması şart. Bizde böyle bir aday ortada yok çünkü onların yerinde yabancılar oynuyor.

Oyun kurucularımızın önünü açmak için biz de Amerika’dan gelen oyuncu sayısını sınırlarsak iyi mi olur? Bilemiyorum. Örnek Goudelock. Çok iyi bir şutör ama takım oyununu alt-üst etmeye her an hazır. Biz hangi Türkoyun kurucumuzu NBA’e yollasak” diye sorsak herkes birbirine bakar. Oyun kurucunun özellikleri saymakla bitmez ama en sürpriz olanları rakip oyun kurucuya yaptığı baskılı savunma ile ona hayatı karartmaktır. Bu bizde oyun kurucunun görevi değildir. en şaşırtıcı olanı ise smaç vurabilmektir. Bizde bu özelliklere sahip Doğuş Balbay var ama şutunda, driplinginde gelişme yok. Bu yüzden ondan olan ümidimiz azalıyor. Takım arkadaşları da ona önem vermiyorlar. Doğuş’un liderliği arkadaşlarını alkışlamak, sırtlarına vurmak, motive etmekten öteye gidemiyor. Biz Doğuş’un içindeki yetenekleri ortaya çıkaramıyorsak yazıklar olsun hepimiz.

Doğuş konusundan artık sıkıldık diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama ben de hayranlıkla izlenecek Türk oyun kurucu arıyor ve bulamıyorum. Bu yüzden de oyun kurucu Bobby Dixon’u seyretmekten sıkıldım.

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Basketfaul.com