Daha iyi oyuncu olmak için saate bakın

Bu hafta sonu iki canlı maç seyretme imkânım oldu. İlk maç Cuma günü Acıbadem Üniversitesi-Muğla Orman arasındaydı. 3. Lig’de yabancı oyuncu oynamıyor. Bu yüzden Türk oyuncuları bolca izleme imkânı yakaladım. 3. Lig’de başa oynayan takımlardan Acıbadem Üniversitesi bana çok ilginç geldi.

Acıbadem Türkiye’nin en güçlü müesseselerinden birisi. Henüz takımları hakkında çok olumlu konuşmak için erken. Ama orada tanıştığım Acıbadem’in patronu Mehmet Ali Aydınlar Bey ve sorumlu idarecilerden Birinci Lig’e çıkıp Efes gibi, Ülker gibi çok güçlü bir müessese kulübü olma arzuları ve kararlılıkları olduğunu öğrendim. Özetle Türk basketbolu için Acıbadem de geliyor diyebiliriz.

Yabancı sayı artmasının olumlu yanlarından birisi bu diyebiliriz. Lig büyüyüp rekabet arttıkça, lige gösterilen ilgi de artıyor. Ancak kulüp takımlarının çektiği ekonomik sıkıntı aynen sürüyor.

Bu hafta Aziz Yıldırım’ın açıklamaları vardı. Türkiye’de her branşa sahip çıkan her takımın maçlarına giden ve destekleyen tek başkan Aziz Yıldırım’dır. Ama Aziz Yıldırım bile başta basketbol olmak üzere tüm branşların kulüp ekonomisine çok zarar getirdiklerinden şikâyet ediyordu. Haklı da. Bunca sene sonra biz basketbolu kendi maddi kaynaklarıyla yönetilen bir branş haline getiremedik. Hala futboldan para bekliyoruz.

Galatasaray’da yaşanan maddi sıkıntılar gerçekten çok üzücü. Çare bulmak da hiç kolay değil. Hele bu futbol yönetimi denebilecek, basketbol sevgisi sınırlı, hatta hiç olmayan yöneticilerle basketbola ekonomik çare bulmak mümkün değil. Bunun için sık sık tekrarlıyorum, Yarsuvat Bey de iyi bir başkan, Kızılyıldız deplasmanında gösterdiği gayret bizleri çok olumlu etkiledi. Yarsuvat Bey… Görev süreniz dolmadan önce basketbol şubesinde eski basketbolcu iş adamlarından oluşan bir danışma kurulu kurun. Kurduğunuz danışma kurulu bu güç ekonomik sorunlara gece gündüz çare arayacaktır. Bu komisyonun başına eski başkanlarımızdan Faruk Süren veya Lütfi Arıboğan’ı getirin. İstinye’deki Metin Oktay Tesisi’ni de belediyeden devralın. Faruk Süren ve arkadaşlarına destek olun, bizi başta kadın basketbolu olmak üzere şubeleri kapanma tehlikesinden koruyup tarihe olumlu “büyük başkan” olarak geçin.

Tabii akla gelen en kolay ve gerçek çare tribünlerin dolması oluyor. Tribünlerin dolması için ise hayranlıkla seyredilecek Türk oyuncuların yetişmesi şartı vardır. Televizyonda izlediğim Karşıyaka-Banvit maçında sahadaki 10 oyuncudan 9’u yabancı idi. Canlı izlediğim Beşiktaş-Darüşşafaka Doğuş karşılaşmada da durum hemen hemen aynıydı. Hayranlıkla izleyeceğimiz Türk oyuncu neredeyse yoktu. Doğuş Grubu’nun desteğiyle Darüşşafaka’nın zirve yolunda yürüyeceğini sezon başında yazmıştık. Bu hemen hemen gerçekleşiyor. Ama onları bekleyen başka bir sorumluluk var. Türkiye’de oyuncu yetiştirme kampları ve menajerleri hiçbir kulüpte mevcut değil. Doğuş’un böyle bir yıldız oyuncu yetiştirme anlayışını uygulamaya koyması Türk Basketbolu’nda tarihi bir adım olur. Ve bu adım lig şampiyonluğundan daha fazla başarı olur.

Her ülkenin basketbolu oyun kurucuları kadar büyür ve gelişir. Örnek alınacak oyun kurucular hazırlamazsak ve NBA’e bir gün bir oyun kurucu yollamazsak Türk basketbolu patlama yaptı diyemeyiz. Üstelik biz elimizdeki yetenekli Türk oyun kuruculara gerekli desteği vermiyoruz. Ben yaşı 30 olsa da genç oyunculara örnek olacak oyun kurucunun Engin Atsür olduğunu söylemiştim. Biliyorum Engin genç sayılmaz, NBA’e gitme şansı da yok. Ama başka bir örnek bulmak bana göre çok zor. Bugün Beşiktaş başarılı olmak istiyorsa, Türk oyun kurucu Engin’in kıymetini bilmeli, onu lider yapmalı, yetkilerini ve sorumluluğunu arttırmalıdır. Darüşşafaka Doğuş maçında Engin oyuna girdi çıktı, her girdiğinde takımı toparladı, hemen biraz sonra neden olduğu anlaşılmayan sebeple oyundan çıkarıldı. Yerine son transfer, ne olduğu belirsiz Amerikalı Scottie Reynolds girdi. Takım, takım olmaktan çıktı. Biz herhalde derdimizi anlatamıyoruz. Engin gibi bir Türk oyuncu liderliğinde Beşiktaş bütün Türk oyuncularına örnek olma şansına sahip.

Yapılacak iş basit, biz önce oyuncu geliştirme koçu uygulamasını geliştirmeli ve uygulamaya koymalıyız. Oyuncu geliştirme koçu denilince aklıma ilk gelen isim Bülent Cavit Altunay olur. Onun kıymetini Türkiye’de bilemedik. İkinci isim ise Türkay Çakıroğlu’dur. Bugün o Katar’da Arap oyuncu yetiştiriyor. Onun Türkiye’de yetiştirdiği oyuncuların başında Semih Erden geliyor. “Neden Katar’da?” derseniz “Layık olduğu ilgiyi göremeyip, Türkiye’de iş bulamadığı için” cevabına şaşıracaksınız. Büyük harflerle yazıyorum, Türk basketbolu hayranlıkla izlenecek büyük oyuncu yetiştirme sorununa çare bulmalıdır. Yoksa yakın bir gelecekte sahada oynayan oyuncular 6’sı yabancı ve devşirme oyuncular olacaktır. Geri kalan 6 Türk oyuncunun da biz seyircilere olan avantajları maçları tribünden değil daha yakından yedek sırasından izlemek olacaktır.

Burada en büyük sorumluluk oyuncuların kendilerine düşmektedir. Oyuncularımız artık ben yeteri kadar iyi oyuncu oldum anlayışını terk etmelidirler. Daha iyi oyuncu olmak için her gün daha sıkı daha iyi çalışmaya karar vermelidirler. Artık Ahmet’in rakibi Mehmet olmamalıdır. Türk oyuncular kendilerini yedek sırasında oturtan yabancı oyuncuları kendilerine rakip sayıp, onlardan daha iyi olmak için ellerinden gelenin fazlasını yapmalıdırlar.

Oyuncu gelişmesinde bazı yenilikler var.Oyuncular bireysel antrenmanlarını filme aldırıp kendilerini tanımalıdırlar. Kendilerini tanımak ilerlemenin temelidir. Ayrıca yeni çıkan bazı aletler var, bileğinize takıp bir idmanda ne kadar koştuğunuzu ölçen saatler artık piyasalarda. Bunlarla özel kondisyonerlere ihtiyacınız kalmıyor. Bileğinizdeki saat sizi her gün daha çok koşmaya ve depar atmaya zorluyor. Bu aletler sizi durağan savunmadan hareketli saldırgan savunmaya geçirmeyi başarıyor. İyi savunma yapıp fast-break’lerde depar atan set oyununda da top elinde olmadığı zamanlarda topu seyretmeyip hareket eden bir oyuncu olma yolunda ilerliyorsunuz. Bu saydığım özellikler sizi yedek sırasında oturmaktan kurtarıp sahaya oyuna sokacaktır.

Sevgiler, saygılar.

Kaynak: Basketfaul.com