Bardağın boş tarafı Türk oyunculardan 1 şut

Yabancı oyuncu sayısının artması basketbolumuza faydalı mı, zararlı mı olduğu sorusuna cevap bulmakta her gün biraz daha zorlanıyoruz. İBB-Galatasaray maçı kafamızı daha da karıştırdı. Lige yeni çıkmış, son sıralarındaki İBB, Galatasaray’ı son getirdiği üç yabancıyla yendi. Bu sonuç TBL’de “Her takım her takımı yenebilir” iddiasını güçlendirdi. Ligin son sırasındaki takımların bile, şampiyonluğun favorisi takımları yendiği bir lig olma yolunda ilerliyoruz.

“TBL, Avrupa’nın en iyi ligidir” dememize ve buna inanmamıza az kaldı. Ama bu görüntü bardağın dolu tarafı. Bardağın boş tarafını ise Türk oyuncuların takımlarına katkıları, oynadıkları süreleri, attıkları sayıları incelediğimizde görüyoruz. Basketbolda bir oyuncu hiç çıkmadan oynarsa 40 dakika oynar, böylece 5 oyuncuyla oynanan basketbolda her takımda oyuncular toplam 200 dakika sahada kalır. İBB’nin Galatasaray maçında sahada kaldıkları süre 185 dakika. 6 Türk oyuncunun toplam sahada kalma süresi sadece 15 dakika. Orantı 185’e 15… İBB takımının kullandığı şut sayısı 53. Bunun içinde Türk oyuncuların attığı şut sayısı sadece “1”. Evet, yanlış okumadınız. Levent Bilgin’in kullandığı bir tek üçlük, tüm Türk oyuncularının attığı şut sayısını gösteriyor. Bu arada bir not düşmek istiyorum. Basketfaul sitesinde önemli maçların çok detaylı istatistikleri yayınlanıyor. Bence basketbolseverlerimizin ve basketbol adamlarımızın bu istatistikleri dikkatle derinliğine incelemeleri çok faydalı olacaktır.

İBB’nin başarısının görünmeyen tarafında ise kenardaki CEO Nihat İzic. Nihat da Bosna’dan oyuncu olarak gelmişti ama çok uzun senelerdir Türkiye’de. Hem oyuncu, hem koç olarak basketbola basketbolumuza çok faydaları oldu. Hala da oluyor. Onunda sorumlu olduğu takımları konsantre etmek, özgüven kazandırmak gibi özellikleri var. Maçı izlerken içimden, “Keşke bu takımın koçu Nihat olsaydı” fikri geçti. Nihat İBB’ye koç olarak, eski koçlarından Drasco Prodanovic’i getirmiş. “Basketbolumuzda bir tek Fas’ta çalışan koçlar eksikti” diyorsanız haklısınız. Nihat bunu yanlış yapmış. Ama ben Nihat’ın önümüzdeki sürede hem Türk oyuncu, hem Türk koç yetiştirmede çok faydalı olacağına inanıyorum.

İBB-Galatasaray maçının olumlu yönlerinden biri de Sinan Güler’in yavaş yavaş zirveye tırmanma yolunda sergilediği performanstı. Bu kadar yabancı oyuncunun oynadığı bir ligde hangi takımda olursa olsun bir Türk oyuncunun liderliğe soyunması bizi çok sevindiriyor. Tabii Sinan’ın yanında takımın lideri olarak Arroyo’nun olması Sinan’ın işini güçleştiriyor ama o Arroyo’dan öğrendiklerine kendi yeteneklerini de eklediğinde basketbolumuza çok faydalı olur.

Geçen hafta Doğuş Balbay için söylediklerim Sinan için de geçerli. Üstelik Sinan’ın şutu her geçen gün daha güçleniyor. Babası Necati Güler de çok değerli bir basketbol adamımız. Necati’nin bir büyük iddiası vardır. Yanından her geçene “Türkiye’de ilk smacı vuran Türk oyuncu bendim” der. Ben bu iddiaya inanmıyorum ama Necati oğluna özel koçluk yaparsa, onu zirveye çıkaracağına yürekten inanıyorum. Sinan daha saldırgan, daha yüksek sesli, daha özgüvenli oynamalıdır. Türk Basketbolu’nun Sinan gibilere çok ihtiyacı var. Şutunu daha da geliştirirse özgüveni artacaktır. Babası “Ben basketbolda her şeyi bilirim.” der ve kimseyi dinlemez ama yine de ben ona bir şey hatırlatacağım: Biz bir oyuncunun günde kaç şut attığına bakarız. O gün 400-500 şut atmışsa iyi antrenman yaptığını düşünürüz. Aslında artık Amerika’da atılan şut sayısı değil, sayıya dönen şut sayısı önem kazanmış durumda. Bunun için de şut çalışması yapılırken istatistik çalışması yapılıyor, oyuncu şut atarken filme alınıyor. Siz antrenmanları filme almıyor, istatistik tutmuyorsanız “Boşuna yorulmayın” deniyor. Bunun gibi birçok yenilikler var. Eğer babası Sinan’ın şutunu geliştirirse, onun özgüveni artar, Türkiye bütün bu yabancı karmaşası içinde aradığı lideri bulur. Ben de o gün Necati’nin “Türkiye’de ilk smaç vuran oyuncu bendim.” iddiasına inanacağıma söz veriyorum.

Bugün artık hepimizin görevi yabancı oyuncu sayısını sınırlayamayacağımıza göre, bu yabancı oyuncu bolluğu içinde “Türk oyuncuları nasıl büyük oyuncu yaparız” konusuna çare bulmamız gerekiyor.

Son olarak basketbolumuzdaki olumlu yönlere bir yenisini eklemek istiyorum. Maçları anlatan yorumcularımız Hurşit Baytok ve Murat Didin’in eklenmesinin çok olumlu olduğunu daha önce belirtmiştim. Bunlara eski bir basketbolcu olanTufan Ersöz de eklendi. Şimdi maçları sadece koç gözüyle değil, eski bir oyuncunun bakış açısından da izliyoruz. Tabii yorumcular arasında Osman Sakallıoğlu’nun da özel bir yeri var. Hepsine teşekkür ediyor ve kutluyoruz.

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Basketfaul.com