Galatasaray’ın basketboldaki sorununa çözüm yolu

Türk basketbolunun gelişmesinde Galatasaray’ın özel bir yeri vardır. Yarım asırdan fazla bir süre önce, Türkiye’de basketbol denince akla Galatasaray kulübü ve onun “yenilmez armada” basketbol takımı gelirdi. Yenilmez Armada takım koçu Türkiye’ye basketbolu getiren ve tanıtan rahmetli koçu Samim Göreç, takımın yöneticisi Türk basketbolunun gelmiş geçmiş en büyük ismi rahmetli Turgut Atakol ağabeyimizdi. Yenilmez Armada takımı hemen hiçbir maçta kazanmak için çok zorlanmazdı.

Aynı günlerde Vefa takımında o günlerin en güçlü uzun pivotu Altan Dinçer kardeşimiz oynardı. Ve biz Avrupa’ya hazırlık maçlarına giderken Altan’ı da takviye olarak aramıza alırdık. Bu sayede Altan’la çok iyi dost olduk, böylece Altan’ın içinde de “Keşke Galatasaray’da oynasam” arzusu yerleşti. Ben buna Turgut Atakol ağabeye anlattım, “Altan bize gelmek istiyor, onu ne olur alalım ağabey” dedim. Önce eline baktı sonra bana, “Yavrum, bizim gayemiz sadece şampiyon olmak değil Türk basketbolunu büyütmektir” dedi. Ve Turgut Ağabey, Altan Dinçer’in Fenerbahçe’ye transferini sağladı. O günden sonra Fenerbahçe’yi yenmekte çok zorlandık. Hatta neredeyse hiç yenemedik desek daha doğru olur.

Turgut ağabey daha sonra o zamanların tartışmasız en iyi koçu Samim Göreç’i de Fenerbahçe’ye yolladı ve Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti Türk basketbolunun tanınması ve büyümesinde başrolü oynadı. Ama bütün bu olumlu gelişmeler basketbolun ülkemizdeki futbol hegemonyasını önlemeye yetmedi. Ve basketbol senelerdir futbolun gölgesinde kalmaya devam ediyor.

2000’li yıllara yaklaşırken bu baskı daha da arttı ve gazetelerde Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım ile Galatasaray Başkanı rahmetli Özhan Canaydın’ın buluşup bay ve bayan basketbol şubelerini kapatmak konusunda anlaştıkları haberleri gazetelerde yazılmaya başlandı. O günlerde beni Özhan Canaydın kulüp binasına çağırdı. “Biz futboldan kazanılan paraları basketbola harcamak istemiyoruz. Basketbol için para bulma sorumluluğunu sen ve arkadaşların alır mısınız?” diye sordu. Bir nevi özerklik uygulamasına biz böyle başladık ama o yıllarda basketbol karşılaşmalarını yayınlayan TRT yayın paralarını ödemedi. Biz de oyuncuların maaşlarını ödeyemez hale geldik. O yıl çektiğimiz sıkıntıyı anlatmamın imkanı yok. Takım küme düşme korkusu yaşıyordu. Amerikalı oyuncular maaşlarını almazlarsa kulübü terk edeceklerini sık sık tekrarlıyorlardı. Hatta onlardan biri Fransa’ya gitmişti fakat “Bana 3 bin dolar yollarsanız geri gelirim” diyordu.

Biz de o zamanın zengin Galatasaraylılarından biner dolar istemeye başladık. Aldığımız cevap ise, “Yalçın bey bizim aklımız futbolda, bizi rahatsız etmeyin” oldu. Bu cevabı veren değerli iş adamlarımız sonradan kulüp yöneticisi oldular. Hatta bunlardan birisi kulübe başkan bile oldu.

Bugün de durum aynı, kulüp yönetimi adeta futbol kulübü yönetimine benziyor. Aralarında basketbol seven basketbol tutkusu yaşayan hemen hemen hiç kimse yok. Can Topsakal’ın o toplulukta sözünü geçirme şansı çok sınırlı. Bu yüzden de hemen her gün gazetelerdeki “Oyuncular paralarını alamadılar, kulüpten ayrılmak üzereler” haberleri bütün Galatasaraylı basketbolseverleri maçları kaybetmekten daha çok üzüyordur, ben buna inanıyorum.

Bence çare gene bir nevi özerklikte. Basketbolla yatıp basketbolla kalkan basketbolseverler basketbol branşını yönetmelidir. Geçmişte kullanılan özerklik benzeri uygulama başarılı olamadı ama bu benim yetersizliğimden oldu. Şimdi yeni bir çok güçlü basketbolsever var. Faruk Süren, Lütfi Arıboğan gibi birçok isim göreve hazırlardır inancındayım. Tabii bu grubun başında kulüp başkanı Yarsuvat olacaktır.

Bir önceki kulüp başkanı Ünal Aysal’ın Galatasaray basketboluna çok borcu var. Geçen yıl final maçına takımı sahaya çıkartmayarak Ünal Aysal, Galatasaray basketbol tarihinin kara sayfasına geçti. Basketbol şubesinin en önemli ihtiyacı paradır, ekonomik güçtür. Çare ise sponsorlardır. Sahaya çıkmayarak Galatasaray’ı sponsorlar gözünde endişelendiren Ünal Aysal bu güç günlerde takıma ekonomik olarak sahip çıkarsa tarihteki yerini aydınlatabilir.

Galatasaray basketbol şubesinin basketbol adamlarının ve basketbolseverlerin bir araya gelecekleri özel bir lokale ihtiyacı var. Bunun en güzel örneği İstinye üstündeki Metin Oktay Tesisleridir. Bu tesis kapalı salonu futbol sahası ve boş alanlarıyla Galatasaray’ı beklemektedir. İstanbul Belediyesi’nin Galatasaray’a bu istek karşısında olumlu cevap vermesi ihtimali çok büyüktür. Bu tesis Galatasaray’ın emrinde Türkiye’deki en güçlü kampüslerden birisi olacaktır. Galatasaray, Türkiye’nin en iyi genç oyuncu yetiştiren kulübü olabilir. İleride boş sahalara Fenerbahçe Ülker’in muhteşem salonundan bile güzel bir salon yapılabilir.

Gelelim günümüze. Bugün de Galatasaray basketbolunun şansı hala çok var. Olimpiacos maçında bunu net bir şekilde gördük. Türkiye’nin en becerikli koçu Ergin Ataman takımın başında. Olimpiacos maçını oyunculardan çok uyguladığı kafa karıştıran savunma taktikleriyle Ergin kazandırdı diyebiliriz. Türkiye’nin en karakterli basketbol adamlarından Murat Özyer de takımın başında. Takımda Kerem Gönlüm gibi bir moral lideri, düzen olarak da hem sayı atabilen, hem de yanındaki oyuncuları daha iyi oyuncu yapma yeteneğine sahip Arroyo var. Arroyo bugün Furkan Aldemir’in NBA takımında onunla beraber oynasa, Furkan’ın şöhreti pick&roll’ler sonunda Arroyo’dan aldığı paslarla duyulurdu. Bu yüzden Ünal Aysal takımı ekonomik olarak desteklerse bu yılda alınacak bir iki takviye ile Galatasaray basketbolu hem Euroleague’de, hem de TBL’de zirveye oynar. Galatasaray bu fırsatı kaçırma çok yazık olur.

Son olarak eski bir hatıra ile yazıyı tamamlıyorum. Biz özerk sorumluluğu taşırken Metin Oktay Tesisini, Belediye Başkanı’ndan ona sık sık gidilerek Galatasaray’a verilmesi kararını çıkartmıştık. Ama tesisin küçük bir onarım için 100 bin dolara ihtiyacı vardı. Ben de kulüp yönetiminden 100 bin dolar istedim, aldığım cevap “Bizim bir futbolcu transferimiz var, bu parayı ona vermek zorundayız” oldu. Ve tesisi alamadık. Bu yönetime Galatasaray kulüp yönetimi mi dersiniz, yoksa Galatasaray futbol yönetimi mi dersiniz? Karar sizin.

Sevgiler, Saygılar…

Kaynak: Basketfaul.com