Darüşşafaka Doğuş geliyor

Türkiye’de basketbol büyüyor ve gelişiyor. Anadolu Efes’in Real Madrid’i yendiğinin bir sonraki günü İstanbul Büyükşehir Belediye ile çekişmesi bunun göstergesi. Artık her kulüp güçleniyor.

Bunlara beni çok mutlu eden bir yenisi eklendi. Darüşşafaka’nın 100. Yıl kutlaması Doğuş Grubu üst düzey yöneticileri tam takım oradaydı. Doğuş Grubu’nun patronu, Türkiye’nin en güçlü iş adamlarından Ferit Şahenk’in tutumu beni çok mutlu etti.

Konuşmalarından Darüşşafaka Doğuş’a ve Türk Basketbolu’na çok yardımcı olacağını anladım. Doğuş Grubu’nun desteği ile Darüşşafaka mutlaka eski günlerine dönecek ve başa oynayan takımların arasına bomba gibi düşecektir. Ben buna inanıyorum. Bu sene mi, daha sonra mı şampiyon olur? Bilemem. Ama yeniliklere öncülük yapacağından kuşkum yok.

Türk Basketbolunun problemlerinin başında şu geliyor. Gelecek vaad eden oyuncular yetiştiriyoruz. Bunun delili geçen sezon Gençler’de ve Ümitler’de Avrupa Şampiyonluğu’nu kazanmış olmamız. Bu büyük bir mutluluk. Basketbol adamları olarak bir araya gelerek şuna çözüm bulmamız gerekiyor: Neden bu yetenekli çocukları büyük oyuncu haline dönüştürüp A Milli Takım seviyesinde istediğimiz noktalara gelemiyoruz?

ÇARESİ VAR

Bunun iki nedeni ve çaresi var: Hala “oyun kurucun kadar konuş” sözü geçerli ve gerçek. Buna son zamanlarda “asistan koçun kadar konuş” anlayışı da eklendi. Hep söylerim. Türk Basketbolu’nun geliştiğini anlamak için NBA’e oyun kurucu göndermemiz benim için bir ölçüdür. Yabancı oyuncu sayısının artmasıyla bu ihtimal daha da azaldı. Buna çare arayan ülkelerin başında İspanya geliyor. Onların oyuncu geliştirme merkezleri var ve orada sadece oyun geliştirilmesi için çalışılıyor, aylarca fundamental yapıyorlar. Kuralları gereği kıta dışından sadece 2 oyuncu transfer edebiliyorlar. Onlar da hoplayan, sıçrayan oyuncular oluyor. Dolayısıyla top İspanyollara kalıyor. Örneğin Real Madrid’in iki oyun kurucusu da İspanyol. Bizde oyun kurucusu Türk olan kaç takım var? Sayın bakalım. İspanya’nın kaç oyun kurucusu NBA’de oynadı ya da oynuyor? Onu da sayın. Jose Calderon 10 yıldır NBA’de. Ricky Rubio bir-iki ay önce 4 yıl için kulübüyle 56 milyon dolarlık anlaşma yaptı. İnşallah bir gün Türk oyun kurucu için de benzer haberleri alırız. Bu konuda atılacak ilk adım; en yetenekli oyuncularımızı alt yapılarda oyun kurucu olarak oynatmamız. Bunun örneği Hidayet… NBA’de geçerli basketbolcu olduysa bunun nedeni Efes alt yapılarında oyun kurucu olarak oynamasıydı.

Gelelim asistan koçlar meselesine… Türkiye’deki asistan koçların görevleri hala ellerindeki plakaları temizleyip koçlara vermeleri. Amerika’da asistan koçlar maç sırasında devamlı ellerinde not defteri ile oyuncular hakkında not tutarlar. Bizde böyle bir adet yok. Kevin Eastman diye bir asistan koç var Amerika’da. Yıllardır tek görevi oyuncu geliştirmek, maçlarda ilgilendiği oyuncularla ilgili not almak. Oyuncu geliştirmekle görevli asistan koçlar oyunla ilgilenmiyor, onlar oyunculara konsantreler. Eastman’ın bir internet sitesi var. İlgilenenler orayı ziyaret edip her şeyi öğrenebilirler.

EASTMAN’İ OKUYUN

Eastman’ın internet sitesindeki ilk yazı şu: “Bir oyuncunun en büyük silahı beynidir. Şutu, driplingi ve pası da önemlidir ama doğru zamanda doğru kararı vermek yeteneği beyinle ilgilidir.” Bunun en güzel örneği Spanoulis. Spanoulis’in şut stili yanlış, avucunun içiyle atıyor. Atletik yetenekleri sınırlı, savunması keza… Ama kendisine ve arkadaşlarına beyniyle öyle pozisyonlar yaratıyor ki onu izlemek hepimizi heyecanlandırıyor.

Gelelim yabancı koçlara meselesine… Türkiye’de yabancı koç sayısı sürekli artıyor. Avrupa’nın en iyi iki koçu Fenerbahçe ve Anadolu Efes’in başında. “Biz bunlardan ne öğrendik” diye herkesin kendisine sorması gerekir. Bunlardan öğrenmemiz Tanjevic ile başladı. Yugoslav koçlar basketbola çok konsantreler, basketbola yatıp basketbolla kalkıyorlar. Heyecanlarını ve konsantrasyonlarını oyunculara da aktarıyorlar ve bu sayede savunmalar her geçen gün daha güçlü oluyor. Savunma da bir beyin kararıdır. Bir gece önce “Ben yarın çok iyi savunma yapacağım” derseniz bunu sahaya yansıtabilirsiniz ama “Ben 20 sayı atacağım” diye karar verseniz, bunu gerçekleştirme şansınız olmayabilir. Yugolav koçların heyecanı bizim koçlara da yansıdı. Bizim koçlar da savunmaları uyanık tutmaya başladı.

Onların bu artılarına Ivkovic bir artı daha ekledi. Gençlere sorumluluk vererek onların önünü açtı. “Hücum tekniği ve oyuncu geliştirme açısından ne kattılar?” derseniz ben de önüme bakarım. Çünkü birşey görmüyorum.

Basketbol Amerika’nın sporu. Her gün düşünüp yenilikler buluyorlar. En son istatistiklerde “topsuz olarak dikine hareket kaç defa yapılıyor”, onu sayıyorlar. Bu şekilde savunmaları yarmayı planlıyorlar. Bir gün Eastman de Darüşşafaka Doğuş’a gelip bilgilerini, görgülerini Türk asistanlarla paylaşırsa kimse şaşmasın.

FURKAN VE SEMİH

“Furkan Aldemir neden Avrupa’nın en iyi ribaundcularından biri” diye kendinize sorabilirsiniz. Onun bu yeteneği doğuştan. Bir oyuncu şut attığında hepimizin gözü havadaki topu izler, halbuki Furkan top, şutu atan oyuncunun elinden çıktığı an harekete geçiyor ve kendisine ön pozisyon alıyor. Bu konu çok derin, önümüzdeki günlerde yeniden değineceğiz.

Semih’i de unutmamamız lazım. Obradovic’ten onu bize kazandırmasını bekliyor ve istiyoruz.

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Basketfaul.com