Milli Takım doğru yolda

Dünya Şampiyonası’na kısa süre kala Milli Takımımızı nasıl görüyorsunuz?

Milli takımımızın düzeni giderek yerine oturuyor. Ben Milli Takımımızın Dünya Şampiyonası’nda başarılı olacağına inanıyorum. Takımımıza göz attığımızda şunları görüyoruz:
Teknik kadromuz uyum içinde. Ülkenin en iyi iki koçu; Ergin ve Ufuk yan yana birlik ve beraberlik içindeler. Ergin’in kazanma hırsı takıma da yansımış durumda. Oyuncuların kazanmaktan başka bir şey düşünmedikleri yüzlerinden okunuyor. Sık sık oyuncu değiştirdiğimiz halde oyundan çıkanlarda en ufak bir küskünlük gözükmüyor. Cedi Osman’dan Türk Basketbolu’nda geleceğin yıldızı olma haberleri geliyor.

Daha önemlisi; Türk çocuğunun benzersiz şut yeteneğini de sık sık görüyoruz. Örneğin Barış Hersek… 2.07 m boyunda ama üç sayıda çok önemli bir silahımız. “Bu boyda iyi üç sayıcı Avrupa’da kaç oyuncu var?” derseniz akla ilk gelen oyunculardan biri Barış olur.

Daha da önemlisi gelişme gösteren oyuncularımız da var. Bunların başında da Cenk Akyol geliyor. Cenk’in iyi bir şutör olduğunu hepimiz biliyoruz. Cenk 27 yaşında. Biz Cenk’in hep durarak şut attığını, şut pozisyonlarının hep başkaları tarafından hazırlandığını bilirdik. Özetle Cenk’in kendisine şut fırsatı yaratma yeteneği hemen hiç yoktu. Driplingi ise çok yetersizdi. Bu yüzden ben Cenk için “Yaptığı dripling sayısından çok şut sayısı olan oyuncu” diye yazdığımı hatırlıyorum. Hazırlık maçlarında bunun değiştiğini gördük. Cenk driplingini geliştirmiş, sabit şut makinesi olmaktan çıkmış, çok yönlü oyuncu olma yolunda mesafe kat etmiş. Gelişmenin yaşı zamanı yoktur tezinin ispatı olarak onu gururla izliyoruz.

İspanya’da nasıl oynamalıyız?

Takımdaki birlik beraberliğin temelindeki en güçlü taşlarından biri Ömer Aşık. Birçok NBA oyuncusu milli maçlara katılmazken Ömer bütün heyecanı ile savaşıyor, pota altını karartıyor ve heyecanı ile oyuncu grubumuzu takım yapıyor. Tabii takım olma, yumruk alma yolunda henüz almamız gereken mesafe var. Bu takımın içinde tutulması çok zor hücum oyuncularımız fazla değil, bu yüzden takımımızın şampiyonadaki başarısı ortaya koyacağı savunmaya bağlı. Ay-Yıldızlı ekibimiz Sırbistan maçında arada sırada tam saha pres yaparak bir yenilik daha sergiledi. Tam saha presin sadece savunmaya katkısı olmaz, pres yapan oyuncunun kan dolaşımı artar, heyecanı, özgüveni artar. Tam saha pres yapan oyuncunun yarı sahaya döndükten sonra gevşemesi söz konusu olamaz. Yarı saha savunması da uyanık ve saldırgan olur. İlk çeyrekler bizim takımımızın bugüne kadar oynadığı maçlarda en çok güçlük yaşadığı bölümler olarak gözüküyor. Eğer biz tam saha baskıyı maçın başında uygularsak oyuna konsantrasyonumuz ve verimimiz ilk çeyrekte gelişir ve çok oyuncu ile oynadığımız için sonuna kadar sürer inancındayım. Yarı saha hücumunda ise takımda birçok iyi oyncumuz var. Ama içimden “Keşke bu takımda Semih Erden de olsa” diye bir fikir sık sık geçiyor. Ergin’in otoriter yönetiminde Semih bildiğimiz kafa karışıklığını unutur ve biz Semih’i de yeniden basketbolumuza kazandırırdık diye düşünüyorum.

Ya serbest atışlar…?

Takım performansımızda en düşündürücü olan serbest atışlardaki yüzde 50’lik oran. Bunun sebebi belli. Oyuncularımız iki faul atarken ilk atışlarının ilkini kaçırıyorlar. Sayılar ikinci atışlarda geliyor. Bu ilk faulleri kaçırmak bütün dünyanın derdi. Buna çare hala aranıyor. Biz son kalan çalışma günlerimizde 20-30 üst üste serbest atış kullanmak yerine sadece 2 atıştan oluşan ve her seferinde farklı potalarda kullanılan faullerde ilk atışların istatistiğini tutmalıyız. Böylece oyuncunun konsantrasyonu ilk faule odaklanır ve atıp soktukça da özgüveni artar, şampiyonaya kadar faul yüzdemiz yükselebilir. Oynayacağımız iki Yunanistan maçından birini kazanmamız bile yükselişe geçtiğimizin ispatı olacaktır.

Cenk Akyol’un transferini nasıl karşıladınız?

Cenk Akyol’un Efes’e dönüşü için ise hayretler içindeyim. Bu sene tarihimizin en çekişmeli ligini oynayacağımız kesin. Bu çekişmeli lig basketbolumuzu futbolun hegemonyasından kurtulma yolunda çok faydalı olacak ve sponsor bulmak kolaylaşacaktır. Ben geçen yazımda Galatasaray yönetimini Galatasaray basketboluna Metin Oktay Tesisleri’ni kazandırarak tarihe geçmesi tavsiyesinde bulunmuştum. Karşılık ise Metin Oktay’ı kazanmak yerine, ufak tefek ekonomik sebeplerle Cenk Akyol’u kaybetmek oldu. Tebrikler Ünal Aysal’a…

Kaynak: Basketfaul.com