Hata yapan takımını alkışlayan ilk koç

Türk Basketbolu Avrupa’da hakemlere en çok itiraz edilen ülkedir. Maçları seyrederken sadece koçların değil, tüm oyuncuların neredeyse verilen her karara itiraz ettiklerini izleriz. Türk Basketbolu’nda hakemlere itirazı başlatan oyuncumu Mirsad Türkcan’dır. Mirsad’dan önce hakemlere itiraz diye bir alışkanlık yoktu. Mirsad’ın gelişi ile bu başladı. Mirsad’ın bu durumuna one man show (tek kişilik gösteri) derdik ama bu gösteri daha sonra yayıldıkça yayıldı ve maçlar hakeme yapılan itirazlar yüzünden seyredilmesi zor bir hale geldi. Tabii bu tribünleri de etkiledi ve basketbol maçları hem sahada, hem tribünde yaşanan gerilimli bir spora dönüştü.

Bunları niçin yazıyorum? Gençler Avrupa Şampiyonası Türkiye’de oynanan ve hakeme en az itiraz edilen bir şampiyona oldu. Konya’nın salonu bile “Ne oldu, hakemlere niye itiraz edilmiyor” diye şaşırmıştır. Bunun nedeni hakemlerin itirazlara tolerans göstermeyişiydi. Hakemler en ufak itiraza teknik faul çaldılar. Teknik fauller bu kadar etkili olacaksa, “ne duruyoruz” demek geliyor insanın içinden bizim ligimiz için. Bu yıl ligimiz en çekişmeli liglerinden biri olacak. Bu gözüküyor. Bu yüzden hakemlere en çok itiraz edilen lig değerlendirmesinden kurtulsak çok iyi olur. Hakemlere itiraz takım konsantrasyonunu bozuyor. Takım arkadaşınız yanınızdayken savunmada sizin faul yaptığınızı farkedip yine de itiraz ettiğinizde kafası karışıyor. Size bir şey söylemiyor ama karşılıklı güven azalıyor. Karşılıklı güven azalınca takım oyunu, özellikle savunma zayıflıyor. Hakemlere itiraz maç kaybetmekte etkili oluyor diyorsanız, haklısınız. Geçen gün de yazdım. Basketbol fiziksel olmaktan çok zihinsel ve beyinseldir. Kafa karışıklığı, konsantrasyon eksikliği kolay gözüken faktörler değildir ama olumsuz etkileri tartışılmaz.

Gelelim Hırvatistan maçına… “En iyi biziz” demeye bir maç kaldı. Aslında Hırvatistan bu şampiyonanın en güçlü takımıydı. Onu yenerek gücümüzü ispatlamaya çok yaklaştık. Bir yorumcu kardeşimiz “Şampiyon olmamız için 40 fırın ekmek yememiz gerekir” diyordu. Önümüzde çok az fırın ekmek kaldı. Şampiyonluğu kazanmamız kadar önemli koç Ömer’i kazanmamız olacak. Bütün bu başarının temelinde koç Ömer’in tam saha baskılı savunma ile başlayan cesur, yürekli takım savunmamız var. Bu savunma oyuncularımıza özgüven kazandırdı. En güç anlarda bile “Sahada biz varız” diyorlar. Ömer’in takıma kazandırdığı sadece özgüvenle sınırlı değil. Onlara en güç anlarda bile moral vermesi çok önemli bir katkı oluyor. Ömer’in Avrupa’nın kenardan en çok konuşma rekoruna sahip koçu olduğunu söylemiştik. Ömer takımımızın hata yaptığı anlarda bile oyuncularını alkışlayarak Avrupa’da yeni bir rekora daha imza daha attı.

Oyuncularımızdan teker teker bahsetmeye gerek yok. Hepsi çok gayretli ve yürekli. Hepsini kutluyoruz. Hırvatistan’a 15 top kaybı yaptırdılar. Aralarından bir-ikisinden bahsedersek Berk Uğurlu için “özgüveni arttıkça şutları da girecek” diyorduk. Bu gerçekleşmeye başladı. Berk mükemmel bir oyun kurucu olma yolunda. Hırvatistan galibiyetimizde en kritik anlarda bile liderlik özelliklerini kullandı, hem kendi iyi oynadı, hem de arkadaşlarını daha iyi oyuncu yaptı. Bir diğer oyuncumuz Doğuş Özedemiroğlu da sahaya oyunun sonunda takım çok güç durumdayken girdi ve kaptığı toplarla takımını hayata döndürdü.

Kaldı son maç… Hepimiz son maçı da kazanıp oyuncularımızla saha ortasında omuz omuza sarılıp şampiyonluğu kutlamak için heyecan içindeyiz. Biz de bu takıma katılmak istiyoruz. Tabii karar Ömer’in…

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Basketfaul.com