Yukarılara bakıyoruz

Avrupa Gençler Şampiyonası maçlarını nihayet bir yayıncı kuruluş vermeye başladı. Demek ki TBF TV olmasaydı biz Avrupa Şampiyonası maçlarını bile izleyemeyecektik. Bu yüzden TBF TV’ye teşekkür borçluyuz ama yayın güçleri yetersiz. Maçları izlerken yorumcunun konuşmaları, görüntünün arkasında kalıyor, kafalar karışıyor. Bu yüzden TBF TV’nin geliştirilmeye ihtiyacı var. Bugün ise NTV Spor maçları yayınlamaya başladı, biz de rahatladık diyebiliriz. NTV Spor’da usta basketbol adamı İhsan Bayülken’in bilgilerini paylaşmak şansımız oldu.

Bizim tartışma platformu düşüncemize katılanlar oldu, yorumlarını yolladılar. Ben yorum yollayan bütün basketbolseverlere, basketbol adamlarımıza bütün kalbimle teşekkür ediyorum. Bu platformun henüz ne olduğu bilinmeyen Türk Basketbol ekolünü belirleme gibi bir iddiası yok, olamaz da… Ama Türk çocuklarının yeteneklerinin tümünü kullanamayıp büyük oyuncu olamayışlarına küçük de olsa çare buluruz inancındayım. Türk Basketbolu’nun gelişmesi için genç oyuncuların daha iyi basketbolcu olma yolunda kafalarında kendilerine örnek alacakları rol modeller olması gerekir. Bizde genç oyuncularımız için ideal olarak seçecekleri büyük oyuncu sayımız yok denecek kadar az. Olanlar da son turlarını koşuyorlar.

Hala basketbolunu geliştirmeye devam eden tecrübeli oyuncularımız yok.Bunun nedeni fundamental çalışmalarının bir süre sonra önemini kaybetmesi oluyor. Genç oyuncularımız kısa bir süre sonra “Ben artık fundamental okullarını, hatta üniversitesini bile bitirdim, mezun oldum. Artık fundamental çalışmama gerek yok” deyip takım oyununa konsantre oluyorlar. Bu yüzden de bireysel gelişmelerinin önü tıkanıyor. Avrupa Basketbolu’nda bazı yenilikler var. Bunlardan biri harekette tek el şutun tekrar hatırlanması. Eskiden basketbolda hareketli havada atılan tek el orta mesafe şutları çok kullanılırdı. Jump shot çıktıktan sonra bu şut unutuldu. Bu şutu tek kullanan oyuncu Juan Carlos Navarro kaldı. Navarro’nun hatırlattığı bu şut giderek öne çıkma yolunda. Bizim genç koçlara hatırlatıyorum. Tek elle yalnız turnike değil, orta mesafe şutları da etkili olabilir. Üstelik şutu atan oyuncu havadayken herkes onu seyrettiği için şuttan vazgeçip boş pivota pas veren, smaç yaptıran oyuncunun asist sayısı da artacaktır.

Letonya maçına mutlu başladık. Tribünler ilk defa kalabalık bir seyirci sayısına erişmişti. Bu kalabalık giderek artacağa benziyor. İlk çeyrekte tam saha baskılı savunma ile başladık. Ömer’in bu anlayışını uygulaması yine olumlu oldu. Oyuna ısındık, ayakta uyumaktan kurtulduk, kişiliğimizi yeniden yakaladık. Letonya’nın savunma anlayışı da buna benzerdi. Onlar da bir önceki Fransa maçında tam saha baskıyla başlayıp, sonra alan savunmasına dönüp kafa karıştıran savunma uyguluyorlardı. Bizim maçta ise sadece zone yaparak ilk yarıyı bitirdiler. Zone savunmaların rakipte uyandırdığı bir anlayış da “Biz sizi adam adama tutamayız. Siz 3 sayı atın da görelim” şeklindedir. Biz ise yarı sahada da adam adama hırslı bir savunma ile önce moral bulduk, ardından da skor tabelasında öne geçtik. Letonyalılar ikinci yarıda bir ara adam adama savunma yaptılar. Ama özgüvenini kazanmış genç takımımız karşısında “Biz sizi adam adama tutamayız” korkusunda haklı çıktılar.

Genç takımımız özgüvenini buldu, bunu skora yansıttı. Oynadıkları oyun ve saldırgan savunmamız “en iyiler arasında bizim de yerimiz var” inancını ispatladı. Bundan sonraki maçlarda böyle özgüvenli oynarsak “En iyiler arasındayız” cümlesini değiştirip, kısaltıp “En iyi biziz” diyebileceğimize inancımız arttı.

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Basketfaul.com