Takımınız ayakta uyuyorsa tam saha pres yapın

Basketbolumuzun eksik yanlarından biri de tartışarak, konuşarak basketbolumuzun gelişimine katkı yapacak ortamların olmayışıdır. Halbuki bilgi paylaşılınca ve paylaşılınca büyür. Bu yüzden ben küçük de olsa böyle bir tartışma ortamı yaratmak hayali içindeyim. Elimizde Basketfaul gibi gerçek bir basketbol sitesi var. Başında da gerçek bir basketbol adamı Necip Kapanlı bulunuyor.

Bugün Necip’in Konyalı seyircilere, özellikle oyuncuların anneleri ve babalarına yaptığı tavsiyeler beni daha da çok ümitlendirdi. Şöyle yapabiliriz. Bizim her yazımıza çeşitli yorumlar geliyor. Ben her yorum yollayana teşekkür ediyorum ve diyorum ki bu yorumları bir çeşit paylaşma, tartışma ortamına çevirelim. Bu ancak Basketfaul’de olabilir zira Türkiye’de birbirinden kıymetli çok sayıda basketbol sitesi var. Ama çoğu haber ağırlıklı. Basketfaul ise böyle değil. Burada basketbol konuşur ve tartışabiliriz. Bunun için yorumcularımızdan rica ediyorum, daha yapıcı, daha yol gösterici yorumlar yollayın. Yapıcı tenkit yollayan da birçok yorumcu var. Ben onlarla gurur duyuyorum ama tersi de mevcut. Bir yorumcu kardeşimizin benim, “Bizim en iyiler arasında, hatta en iyi olma şansımız var” yazıma cevabı “En iyi olmak için 40 fırın ekmek yememiz gerekir” şeklindeydi. Kızgın da değilim, kırgın da değilim. Ama beklentim daha olumlu, daha ışık tutan yorumlar almak ve problemlere çare bulmak.

Ülkemizde eksik olan bu tartışma ortamının sağlanmasını A takım koçlarından bekleyemeyiz çünkü onlarda “Biz herşeyi biliriz” anlayışı çoğunlukla geçerlidir. Haksız da sayılmazlar. Ama birçok genç koç bizim bu yorum tartışmalarına katılabilirler ve hiç olmazsa tartışmaları okuyabilirler. Böylece ortam genişleyebilir ve Türk Basketbolu’na faydalı oluruz.

Hayalim şu… Gelin birlikte bir takım kuralım. Bilgilerimizi, fikirlerimizi konuşalım, tartışalım. Tabii bu yazıları belki binlerce kişi okumayacak ama okuyan ve katılan herkes tam bir basketbolsever, hatta basketbol adamı olacak. Bu fırsatı kaçırmayalım.
Basketbolun gelmiş geçmiş en büyük koçlarından Bobby Knight’ın çok bilinen bir sözü vardır: ”Basketbol fiziksel olmaktan çok beyinseldir” der. Bizim Sırbistan maçından önceki Letonya-Fransa maçı bu anlayışın bir ispatı oldu. Letonya 40 dakika yarı sahada adam adama baskı yapıp geri dönünce alan savunması uyguladı. Bu komplike savunma Fransa takımının kafasını karıştırdı. Fakat Fransa takımı kafa karışıklığına çare bulamadı ve kendisinden fiziksel olarak çok zayıf Letonya’ya yenildi.
Ben Türk Basketbolu’na Erhan Toker’in kattığı hızlı oyuna, Ömer Uğurata’nın uyguladığı tam saha baskılı savunmayı olumlu bir yenilik olarak görüyorum.
Günün acıklı yanı ise şimdi başlıyor… Biz Sırplar’a karşı beklenmedik kadar kötü başladık. Oynadığımız oyun inanılmayacak kadar kötüydü. İlk periyodda çift haneye ulaşamayıp sadece 6 sayı atarak tarihe geçtik. İkinci çeyrekte de başarısız oyunumuzu sürdürdük, devreyi 23 sayı geride bitirdik. Ben “iyi ki Avrupa’nın en iyileri biziz diye yazmakta acele etmediğimi” düşünürken, “en iyi biziz demek için 40 fırın ekmek yemeliyiz” diyen arkadaş haklı çıktı.
Bugün google’a girip “Tam saha baskılı savunmanın faydaları nedir?” diye yazarsanız birçok cevap bulursunuz. Rakibin kafasını karıştırmak, oyunu hızlandırmak, rakibi top kaybına zorlamak bunların başında gelir. Ama en sonuncu cevap hepsinden ilginçtir. Son cevap “eğer takımınız ayakta uyuyorsa, takımınızı uyandırmak için tam saha prese geçin” şeklindedir. Tam saha presi basketbolumuza kazandıracak dediğimiz koç Ömer’in bu kuraldan haberi olmadığını gördük. Tam saha baskılı savunmaya ikinci yarıda başladık ama artık çok geç kalmıştık. Oyunu hiç beklemediğimiz sonuçla, 20 sayı geride bitirdik. Kalan maçlarda iyimser olan bizler mi, karamsar olan yorumcular mı haklı çıkacak. Göreceğiz.

Kaynak: Basketfaul.com