Ümit Milli Takımımızın önü açık

Türk basketbolu için karar vermek güç. Yabancı sayısı artınca, ligdeki çekişme artacak böylece sponsorların ilgisi de basketbola yoğunlaşacak. Ama bu durumdan oyuncularımızın olumlu yönde etkilenmeleri hiç de kolay değil.

Ümitler seviyesinde üst düzey bir turnuva oynanıyor ama “Avrupa’nın hangi takımı daha iyi?” diye merak edecek kimse yok. Seyirci ilgisiz, basın ilgisiz ve maalesef antrenörler de ilgisiz.

Görünen o ki biz bu takımların hepsini yenebiliriz. Ama aynısı herkes için geçerli. Avrupa’da herkes omuz omuza. Kim oyuncusunu “büyük oyuncu” yaparsa o öne çıkacak.

Takımların ortak yönü savunmalarındaki gelişme. Belli ki herkes iyi savunma konusunda kararlı. Günümüz basketbolunda bu savunmalara karşı iyi hücum oyucusu yetiştirmek gitgide zorlaşıyor.

Turnuva boyunca her koç rakip takımın kafasını karıştıracak hamleler yaptı ve sürekli savunma değiştirdi.

Bizim takımımız da Fransa maçını savunma yaparak, potayı karartarak kazandı. Bu maçı savunma değişiklikleri ile koçumuzun kazandığını söylemek yanlış olmaz.

Bütün koçlar sürekli bağırıyor. Salon boş olduğu için onları dinlemek zorunda kaldık. Ne söylediklerini anlamasak dahi…

Seyirci olmayınca hakemler de rahattı. Zaten Avrupalı oyuncular hakemlerin üzerine oynamıyor. Hava atışlarını yapamamaları dışında hakemlik de iyiydi.

Bizim bu jenerasyonumuzda iyi oyun kurucular var, takımın en iyileri oyun kuruculardı. Tayfun Erülkü Kartal, Özmızrak gözümüze girdi. İkili sıkıştırma yapıldığında aradan geçmeyi deneyerek savunmanın dengesini bozmaları ayrı bir artı puandı. Ancak bu takımın sırtı dönük oynayacak pivotları yok .

Turnuvanın özeti… Yenemeyeceğimiz takım yok ama tersini de düşünüp tedbirli olmak gerekir. Çünkü belli ki herkes çalışıyor.

Kaynak: Basketfaul.com