Türk Basketbolu Nereye Gidiyor

Birkaç yıl önce yazdığım bir yazının başlığı “Türk Baskebolunda ufukta Ufuk göründü” şeklindeydi. Ufuk Sarıca son Pınar Karşıyaka şampiyonluğu ile artık devleşti ve basketbolumuzda dev koçların arasındaki yerini aldı. Ne mutlu bize. Bu yüzen bir Ufuk Sarıca’yı gönülden tebrik ediyoruz.

Pınar müessesesini de senelerdir Türk Basketboluna Pınar Karşıyaka’yı kazandırdığı içi teşekkür ediyoruz. Otobüsler ile Ankara’ya gelip tribünleri dolduran binlerce Karşıyaka taraftarına da “Basketbolun 6. Dev Adamı” demekten gurur duyuyoruz.

Bence sıra şimdi Ankara’da. Ankara Türk Basketbolu’nun temelidir. Biz Türk Basketbolu’nu yeniden yerinden oynatacak bir Ankara kulüp takımını da hasretle ve heyecanla bekliyoruz.

Hep söylüyoruz, Türk koçlarının tamamının hayali bir gün Türk Milli Takımı’nın koçu olmaktır. Ama son senelerde bu hayalin önü daima bir yabancı koç resmiyle tıkalıdır. Ufuk Sarıca bu kara bulutları dağıttı, Türk gencinin yalnız oyuncu olarak değil, koç olarak da ne kadar yetenekli olduğunu hepimize ispatladı. Umarım yetkili merciler de gerekli mesajı almışlardır.

Milli Takım koçunun Türk mü, yabancı mı olacağını geçen senenin Şubat ayından beri bekliyoruz. Umarım 2014’ün Şubat ayında Türk koç kararı açıklanır ve Turgay Demirel Türk Basketbol tarihinde “Türk Basketbolu’nun önünü tıkayan başkan” yerine, “Türk Basketbolu’nu geliştiren başkan” olarak yerini alır.

Son günlerde Basketbol Milli Takımımız için İtalyan danışman söylentisi var. İnsanın içinden “bir bu eksikti” demek geliyor. Aydın Örs Antalya’da basketbol hayatının zirvesinde boşta otururken eğer İtalyan danışman kararı da verilirse Turgay Demirel için Türk Basketbolu’nu büyüten başkan yerine karartan başkan deneceği muhakkaktır.

SEMİH’İN VERMESİ GEREKEN ÖNEMLİ KARAR

Türk genç koçlarının önünü açmalıyız. Zira Avrupa’nın her ülkesinde genç ve yetenekli koçlar yetiştiğini görüyoruz. Banvit ve Anadolu Efes’teki iki Yunan genç koç bunun ispatı. İkisi de kişilikli ve kendilerine güvendikleri muhakkak. Efes koçunun Semih’te ısrarcı olmamasının nedeni sakatlıktan çok psikolojik. Semih’in savunmadaki kararsız tutumunun beraber oynadıklarının yumruk olup bütünleşmesini engellediği bilinen bir gerçek. Semih gibi bir oyuncuyu final maçında bile oynatmayışı, genç koçun ne kadar özgüvene sahip olduğunun bir göstergesi. Semih Erden bugün sahaya çıkan Türk pivotların en yeteneklilerinden biri. Sırtı dönük pivot oyununu onun kadar iyi oynayan başka bir oyuncumuz yok ama savunmada sergilediği kafa karışıklığı, iniş ve çıkışlar Efes’in daha güçlü bir savunma takımı olmasını önlüyor. Semih’in önünde iki şans var: İleride onun isminin yanına Türk gençlerine “nasıl pivot olunur”’u öğreten oyuncu yazılabilir. Ya da isminin yanına kocaman bir “soru işareti” konulacaktır. Karar onun.

İYİ SAVUNMACI OLMAK DAHA KOLAY

Savunma yalnız Türkiye’de değil, tüm Avrupa’da giderek gelişiyor, pasif savunmanın yerini saldırgan savunmalar alıyor. Son zamanlarda eskiden savunmada kafasını kaşıyan oyuncular bile saldırgan savunmaya dönüşme gayreti içindeler. Çünkü son zamanlarda kafasına koyan herkesin daha iyi savunmacı olacağı ortaya çıktı. Savunmada yüreğini ortaya koyan, ölümüne savaşan her oyuncu iyi savunmacı olabiliyor. Yine Doğuş Balbay ve Melih Mahmutoğlu örneğini ele alalım. Doğuş Balbay Türkiye’nin en saldırgan savunmacısı ama iyi bir şutör değil. Melih Mahmutoğlu ise çok iyi bir 3 sayıcı ama onun da savunması yetersiz. İsterseniz beraberce şu sorunun cevabını arayalım: Doğuş’un iyi bir şutör olması mı, yoksa Melih’in daha iyi bir savunmacı olması mı daha kolaydır. Bence hiç şüpheniz olmasın, bence Melih Mahmutoğlu “Ben daha iyi savunmacı olacağım” inancını yerleştirirse savunması gelişir. Doğuş’un işi ise daha zor. Zira basketbolda “adale hafızası” diye bir kavram var. Siz genç yaşta şut fundamentalinizi geliştirip özgüven sağlamazsanız, ilerleyen yaşlarda iyi şutör olmak kolay değil. Özetle bir gece önce ertesi gün iyi savunmacı olma kararını veren her oyuncu bir adım atmış oluyor. Bu gerçek artık bütün dünyada biliniyor. Saldırgan savunmanın en iyi örneklerini Sports TV’de İspanyol takımlarının maçlarını seyrederken görebilirsiniz.

İyi hücum oyuncusu olmak da her geçen gün bir daha zorlaşıyor. Bu yüzden genç takım koçlarının oyuncularına basketbola ilk başladıkları günden itibaren hücum fundamentallerini öğretmeleri şart. Geçen gün Orhun Ene genç koçlara “Önce öğretmen, sonra koç olun” diyordu. Bu çok doğru bir teşhis. Ben Orhun Ene’yi tebrik ediyorum. Başka bir konuda ise onu uyarmaktan da kendimi alamıyorum. Orhun Ene bütün genç koçların örnek aldıkları bir koç ama onun sahada her fırsatta sahaya girip hakeme itiraz edişi ona yakışmıyor. Ene karizması ile saygın davranışları ile genç koçlar için bir idol olabilir. Olmalıdır da. Türk basketbolunu da hakemlere itirazda Avrupa’da “1” numara olmaktan kurtarmalıdır.

DAHA HIZLI, DAHA HAREKETLİ

Gelişen saldırgan savunma için İspanya’da ve gelişmiş basketbol ülkelerinde yenilikler aranıyor. Bunların da özeti basketbolda hızı ve hareketi artırmak. Eskiden “antrenmanlarda istatistik tutmuyor ve filme almıyorsanız boşuna uğraşmayın” deniyordu. Şimdi bunlara “hızınızı artırıp, hareketinizi çoğaltamıyorsanız boşuna terlemeyin” uyarısı eklendi. Size google’a “speed trainig” yazıp, bu konudaki yazıları okumanızı tavsiye ediyorum. Fundamental çalışırken bile antrenman programınızın en az 20-25 dakikası hız çalışmasına ayrılmalıdır. İkinci konu ise; bugün Amerika’da kullanılan fedometre denilen küçük aletler var. Bunları şortunuzun kenarına eklediğinizde antrenmanda kaldığınız sürede kaç metre koştuğunuzu gösteriyor. Hatta hızınızı da belirliyor. Böylece antrenman sonunda koçlar kimin daha çok koştuğunu, kimin daha az hareket ettiğini izleyebiliyorlar. Rakamlar yalan söylemediği için siz de az hareket ettiğinizi öğrendiğinizde daha hareketli ve daha çabuk olmak yolunda karar verip hücumunuzu geliştirmek şansınızı artıyorsunuz.

Kaynak: Basketfaul.com