Yüzde yüz oyun kurucu olmanın sırrı

Basketbol taktiği dünyada giderek basitleşiyor. Eski beş oyuncunun da katıldığı hareketli offens (motion), flex offensler giderek azalıyor. Hepsinin yerini pick &roller alıyor. Pick &roll’u hepimiz biliyoruz. Elinde top taşıyan dış oyuncuya uzunlardan biri screene gelip gecikmeden içeri kaçıyorlar. Böylece top elinde olan oyuncu hem şut atmak, hem de içeri drive imkanı buluyor. Buna tabii içeri kaçan uzuna verilecek smaç pası da ekleniyor. Televizyonlardan birçok ülkenin lig maçlarını izliyoruz. Bunlara bu ülkelerin en iyi kulüp takımlarının oynadıkları Euroleague maçlarını da ekleyebiliriz. Bu maçların çoğunda pek farklı bir taktik uygulaması görünmüyor. Topu driplingle getiren oyuncu formasının yakasını çekse, kafasını da kaşısa uzunlardan biri onlara screene gelerek pick & roll’e başlıyorlar.

Pick & roll’ü Avrupa’da en iyi uygulayan takım Olympiacos. Son iki yılın Euroleague şampiyonu, bu yıl da şampiyonluğun aday takımlarından biri. Pick & roll’in Avrupa’daki en başarılı oyuncusu Vassilis Spanoulis. O Avrupa’nın en iyi oyun kurucularının başında geliyor. İyi oyun kurucu tarifinde beraber oynadığı oyuncuları daha iyi oyuncu yapan guard kavramı saklıdır. Spanoulis beraber oynadığı oyuncuların yeteneklerinin gelişmesini sağlıyor, onlara sayılar attırıyor, daha da önemlisi oyun sıkışınca kendisi sayı atıyor. Hem attığı sayılarla, hem de yaptığı asistlerle Avrupa’nın yıldızı konumunda. Yunanlılar Spanoulis örneğinde bir yeni uygulama içindeler. Genelde oyun kurucular kendi potalarının altından ön sahaya kadar topu getiren oyunculardır. Oympiacos bunu yapmıyor. Spanoulis top kendi hâkimiyetlerinde olduğu her seferinde topu orta sahaya getirmeyi yanındaki guarda bırakıyor ve kendisi öbür yarı sahanın dibine kadar koşup topu arkadaşı getirirken durup dinleniyor. Diğer guard topu getirdiğinde hemen topu alıp pick & rolle’e başlıyor. Belki inanmayacaksınız ama Olympiacos’un 40-50 civarındaki yarı saha hücumunun en az 30’u Spanoulis’in pick & rolü ile başlıyor. Taktikleri de belli, ona screene gelen oyuncu içeri devriliyor, iki en iyi şutörleri köşelere koşup Spanoulis’in üç sayılık şut paslarını bekliyorlar. Spanoulis’in en büyük özelliği çok iyi driplingci oluşu. Bugün artık basketbolda iyi driplinci olmanın tek ölçüsü var. Sizi sıkıştıran iki oyuncu arasından (double team) driplingle geçmek yeteneğinizi geliştirmeniz şart. Spanoulis bu yönden de Avrupa’nın en iyisi. İkili sıkıştırmalar arasından geçip turnikeler buluyor veya iyi şutörlere 3 sayı fırsatı yaratıyor. Tabii içeri devrilen pivotlara da smaç pasları veriyor. Bütün bunları anlatmamın nedeni bizde de ikili sıkıştırmalar arasından geçen, kendine turnike şansı yaratan, boş oyuncuların nerede olduğunu sezen bir oyun kurucumuz var: TUTKU AÇIK

Tutku’nun bu yeteneğini bugüne kadar oynadığı tüm takımlardaki hiçbir koç tam olarak fark etmedi ve kullanmadı. Tutku basketbol hayatının son turunu koşuyor. Sakatlıklarla beraber her an basketbolu bırakabilir. Bu yüzden bu yazıyı çok geç olmadan bütün genç koçların ve oyuncuların Tutku’yu dikkatle izlemeleri için yazıyorum. Tutku ikili sıkıştırmaların arasından nasıl geçiyor, bu yeteneğini bütün dikkatinizle incelemeli, filme almalı ve genç koçlara dağıtmalıyız. Biz hala yarı sahaya kadar topları ona getirtiyoruz. Hele yarı sahaya kadar yapılan pres varsa onu yıpratıp, “Hadi bakalım, ne yapacaksan yap” diyoruz. Tutku’nun bir özelliği daha var: No look pass dediğimiz başka bir yere bakarken diğer tarafa kesin paslar verecek, geniş alanı görme yeteneğine sahip. Bu da onun asist sayısını artırıyor. Ama bunları yeterince kullanmıyoruz. Tutku’nun oynadığı takımlar onu Spanoulis gibi kullansalar, herşey değişir. Eğer Tutku yaptığı asist sayısından daha çok sayı atıyorsa, oynadığı takım ondan yeteri kadar verim almıyor demektir. Tutku’nun asist toplamı, attığı sayıdan çok olduğunda takım oyunu gerçekleşiyor demektir. Trabzon’da topu santraya Can Korkmaz getirirse, Tutku’nun oynadığı pick & roll sayısı 20’yi geçse Trabzon çok güçlenir. Bence Tutku basketbolu bıraktığı zaman alt yapılarda asistan koç olmalıdır. İkili sıkıştırmalar arasından geçme yeteneğini genç oyunculara kazandırmalıdır.

Bugün Türkiye’de Tutku’nun dışında rakip 3 saniyeye girip asist yapan diğer oyuncumuz Ender Arslan’dır. Ender bu yeteneğini Tutku ile birlikte oynarken Galatasaray’da geliştirdi. Bugün Trabzon’da Can Korkmaz var, yetenekli bir genç. Bir gün onun da ikili sıkıştırmalar arasından driplingle geçerken görürsek Trabzon koçunun Tutku’nun önemini fark ettiğini anlar, çok seviniriz.

Son olarak… Kenan Sipahi her yönüyle mükemmel olma yolunda. Eğer ikili sıkıştırmalara karşı aradan geçecek kadar driplingini geliştirirse, NBA’e giden ilk Türk oyuncu kurucu olur. Biz de sevinç ve gururumuzdan yerimizde duramayız.

Kaynak: Basketfaul.com