Yağızerin cevabına neden çok sevindim

Son yazımdan hemen sonra Galatasaray Yardımcı Koçu Yağızer Uluğ kardeşimden detaylı bir yorum aldım. Bilmiyorum, Yağızer kardeşimin yazısını okudunuz mu? Yazı bilgi doluydu ve benim fikirlerimin hemen hepsine ters düşen yorumlara rağmen Türk asistan koçlarının ne kadar bilgi dolu olduklarını görüp sevindim. Yazıda bana karşı bir kırgınlık seziliyordu. Bu kırgınlığın sebebi bence benim arada bir asistan koçların yegane görevinin maçlarda taktik levhalarını silip, koçlara vermekle sınırlıdır şeklindeki yazılarımdı. Yanlış anlaşılmasın, ben asistan koçlara daha çok görev verilmelidir diye düşünüyorum. Eğer biz Türkiye’de büyük oyuncular yetiştirmek istiyorsak, bu görev asistan koçlara verilmelidir. Bu NBA’de bile böyle. Koçların sorumluluğu maç kazandırmak, asistan koçların görevi ise oyuncu kazandırmaktır.

İsterseniz konu daha iyi anlaşılsın diye Galatasaray Liv Hospital takımına değinelim. Takımın başında bilgili ve kişilikli iki görevli var. Koç Ergin Ataman ve Koordinatör Murat Özyer. İkisinin de görevi takımı şampiyon yapmak. Bunu başarıyorlar ve önümüzdeki yıllarda da bunu tekrarlayabilirler. Bu ikili yıllar sonra “Takımınızı kaç defa şampiyon yaptınız?” diye sorulduğunda cevap haklı olarak gurur dolu olacaktır. “Aynı sürede Türk Basketbolu’na kaç tane büyük oyuncu kazandırdınız?” diye sorulduğunda ise birbirlerine bakacaklardır. Bu onların sorunu değil, Türk Basketbolu’nun sorunu. Asistan koçlara oyuncu geliştirme sorumluluğu verilmeden bu sorun çözülemez ve biz daha yıllarca transfer edilen Carlos Arroyo gibi yabancı oyuncuları seyreder, hayran kalırız. Bugün Galatasaray takımında çok yetenekli birkaç oyuncu var. Furkan Aldemir’in ribaund yeteneği sınırsız, Avrupa’nın en iyi ribaundcuları arasında yeri var ama bu yetenek Furkan’ın doğuştan bir özelliği. Furkan takım arkadaşları şut attığı zaman topu havada seyretmiyor, top daha arkadaşının elinden çıktığında, hareket edip hücum ribaundu için en iyi yerde oluyor. Tersi de geçerli, rakipler şut attığı anda doğru yeri seçerek savunma ribaundlarını topluyor. Peki, Avrupa’nın en iyi ribaundcuları arasında kolayca sayabileceğimiz Furkan’ın “hücum silahları nasıl?” diye sorarsak, kimse olumlu konuşamaz. Driplingi çok zayıf, topu yere vurmakta zorlanıyor. Yüzü dönük şutu yok denecek seviyede. Bunları saymayı sürdürüp kendimizi üzmeyelim. Galatasaray takımında Göksenin Köksal Türkiye’nin tartışmasız en iyi savunmacısı. Tuttuğu adamı perişan ediyor. Türkiye’de saldırgan savunma Ömer Onan ile başlamıştı, Göksenin ile artarak devam ediyor. Göksenin de Avrupa’da bire bir savunmada en önde gelen isimlerden biri olma yolunda.”Hücumu nasıl?” diye sorarsanız, “bunu bana sormayın, Galatasaray teknik kadrosuna sorun” derim.

Dünyanın her dalda en başarılı adamlarının ortak bir yönü vardır. Bu başarılı adamlar amaçlarını ve sonuçlarını günlük not tutarak, başka bir deyişle yazarak ve bunları okuyarak kazanırlar. Bu durum basketbol için de geçerli. Bugün Amerika’da asistan koçların görevi tüm oyuncular için not tutmak ve onların olumlu olumsuz bütün özelliklerini yazıya dökmektir. Bu not defterlerini oyuncularla paylaşırlar ve bu sayede oyuncular da hücumda olsun, savunmada olsun, neyi yapıp neyi yapamadıklarını kendilerine verilen not defterlerinden takip ederler. Haftada bir asistan koçları ile bir araya gelip puanları tartışırlar ve gelişmeleri rakamlardan öğrenirler. Örneğin faul atış yüzdesi, ribaund yüzdesi, asist sayısı, üç sayı isabeti gibi her konuda rakamları takip edip kendilerini en yakından tanıyorlar. Rakamlar yalan söylemez. Bu sayede oyuncular kendilerine olan “gereksiz hayranlık” yerine, rakamların belirttiği gerçeklerle karşılaşıyorlar. Bir anlamda kendileri için adeta bir koç gibi düşünmeye başlıyorlar. Oyuncular için büyük oyuncu olanın yolu kendilerini tanımaktan ve kendilerine koçluk yapmaktan geçiyor. Önümüzdeki NBA maçlarını izlerseniz hemen göreceksiniz. Maçlar sırasında asistan koçlardan birinin elinde tabelalar var ama bu tabelalarda taktiğin yeri yok. Sorumluluklarını taşıdıkları oyuncuların artı ve eksi notları var. Bizde de bir gün maçlarda asistan koçların elinde not defterleri görürsek Türk Basketbolu için gurur verici bir sonuç olur.

Yağızer Uluğ’un bana cevabı bence Türk Basketbolu’na çok faydalı olabilecek bir kapıyı açtı. Biz hep basketbol ekolümüzün, basketbol felsefemizin ne olduğu konusunda kafalarımızın karışık olduğunu söyleriz. Türkiye’de birçok basketbol internet sitesi var ama Ahmet Dedeoğlu’nun potaforum’u hariç hemen hepsi haber siteleri. Basketfaul’de de bu bilgileri ve tecrübeleri paylaşma ortamımı yaratabiliriz. Diğer sitelerin de katılımı ile Türk Basketbolu içim forumların önü açılacaktır. Bilgi paylaşılınca büyür.

Ben bir sonraki yazımda “Türk Basketbolu’nda öncelik ne olmalıdır, en önce neye dikkat etmeliyiz?” konusunda fikirlerimi açıklayacağım. Ülkemizde yüzlerce basketbol aşığı koç ve yardımcı koç var. Bilgilerimizi, tecrübelerimizi tartışalım ve paylaşalım. Avrupa’da her ülkede basketbol gelişiyor, bu belli. Bizim açacağımız tartışma ortamıyla Türk Basketbolu’na ufacık bir faydamız olur inancındayım.

Kaynak: Basketfaul.com