Büyük savaş yaklaşıyor

Anadolu Efes-Alba Berlin maçında beni en çok sevindiren şey galibiyeti sağlamakta Türk oyuncuların baş rolü oynamalarıydı. Oktay Mahmuti nihayet Türk oyuncuların kıymetini bildi ve onları kullandı. Doğuş Balbay’ın savunmadaki gayretini, saldırganlığını izlerken ister istemez aklımıza NCAA maçları geliyor. NCAA takımlarının hepsi Doğuş Balbay gibi savunma yapan oyuncularla dolu. Dünyada savunma gelişiyor ve çok iyi hücum oyuncusu olmak giderek zorlaşıyor. Maçı Efes’e kazandıran ivmeyi Sinan Güler tetikledi. Sinan’ın attığı üçlükler Efes’in Almanya’dan başarıyla dönmesini sağladı. En önemlisi oyunun sonlarında en kritik anlarda takım Kerem Tunçer, Kerem Gönlüm, Semih Erden ve Sinan Güler’le birlikte 4 Türk oyuncudan kuruluydu. Biz bunların çoğunu Semih hariç hep kenarda oturup, bizlerle beraber maçı seyrederken görüyorduk. Türk oyuncuların ortaya çıkışları Anadolu Efes’e Final 4 yolunu açacaktır inancındayım.

Tekrarlıyorum, Kerem Gönlüm orta mesafe ve üç sayılık şutlarını geliştirseydi Avrupa’nın tartışmasız en iyi oyuncusu olurdu. Aynı haksızlığı yeni yetişen gençlere yapmayalım. Onları çok yönlü, komple oyuncu haline getirmek için ne gerekiyorsa yapalım.

Galatasaray’da Ergin Ataman kolay gözüken maçlarda Sertaç Şanlı’ya şans veriyor. Sertaç’ın yüzü dönük şutu iyi denecek seviyede ama o da oyunda konsantre değil, uyur-gezer gibi dolaşıp duruyor. Eğer onun yüzü dönük şutuFurkan’da olsaydı, Furkan da bugün başka bir seviyede olurdu. Furkan’ın oyundaki konsantrasyonu çok ileri düzeyde. O’nun en büyü özelliği her atılan şutta topu havada seyretmeden ribaundlara koşması. Böylece topu havada seyrederken geçen süreyi avantajına kullanıp ribaundlarda çok başarılı oluyor. Sertaç ve Furkan ikilisi bizim basketbolda çok yönlü oyuncu yetiştiremediğimizin en ilginç örnekleri. Özetle Furkan, Sertaç gibi şut atsaydı veya Sertaç, Furkan gibi oyuna konsantre olsaydı, “ne kadar mükemmel oyuncularımız olurdu” diye düşünmek bizi üzüyor.

Fenerbahçe’de ise Ertuğrul Erdoğan’ın başa geçişinde beklediğimiz olumlu katkıyı henüz bulamadık. Ertuğrul Erdoğan’ın Fenerbahçe savunmasını daha çok geliştirmesini bekliyoruz. Burada ona yardım etmesi gereken oyuncu Ömer Onan. Ömer kendisini Ertuğrul’un bir uzantısı veya temsilcisi gibi hissetmelidir. Ömer sadece sahadaki savunmasıyla değil, kenardayken de bağırıp çağırarak Ertuğrul’un asistanı olmalıdır. Pianigiani’nin asistanı İtalyan yardımcı koç artık susmalı, hatta molalarda ayağa bile kalkmamalıdır. Yabancısı ile Türk’ü ile takımı takım yapmak sorumluluğunda Ertuğrul’un kaptan Ömer’e ihtiyacı var. Bu gözüküyor.

Beşiktaş’a gelince… Siyah-Beyazlılar henüz Tutku Açık’ın özelliklerini kullanamıyorlar, bu yüzden de takım oyunları gelişmiyor. Tutku’nun en büyük özelliği pick & roll’leri takım oyununa katmasıdır. Tutku’nun pick & roll’lerden takımına sayı kazandırma yeteneği çok ilginçtir. Perdeleme yapıp içeri devrilen pivot oyuncusu, o içeri devrilirken yüksek posta çıkacak diğer uzun oyuncu basketbol hayatlarındaki en kolay sayı fırsatlarını bulabilirler. Ayrıca Beşiktaş’ta iki iyi Türk şutör; Cevher Özer ve Serhat Çetin var. Bunlara da pick & roll uygulaması köşelerden 3 sayı fırsatı yaratır. Biz bu yüzden Tutku’ya “beraber oynadığı oyuncuları, daha iyi oyuncu yapan point guard” diyoruz. Pick & roll hariç Tutku’nun hücumda önemli bir özelliği yok. Çok iyi bir şutör değil, set oyununda adamını bire birde geçme özelliği yok gibi. Bence Erman Kunter en kısa sürede Tutku’nun pick & roll yeteneğini ortaya çıkarıp Beşiktaş’ı yukarılara taşıyacaktır.

Son not… Basketbolda şut atışları çeşitlidir. Örneğin Cevher Özer’in şutları yere paraleldir. N’Dong’un şutları ise önce gökyüzüne çıkıp, sonra çembere iner. Şutun havada çizdiği eğri ile ilgili bir “şut doktoru aleti” var. Bu alet bir computer. Siz computerın önünden şut atarken, o size şutun çembere gidiş açısını bağırarak seslendiriyor. Bu aletle Basketfaul Dergisi’nin bu ayki sayısında tanışacağız.

Kaynak: Basketfaul.com