Türk oyuncuların düşündüren durumu 1

Bu hafta Avrupa kupalarında işlerimiz iyi gitmedi. En dikkat çekici olan konu ise Galatasaray Medical Park, Banvit, Fenerbahçe Ülker ve Beşiktaş’ın oyuna yabancılarla başlamasıydı. Bunların arasında Türkiye’de alt yapıya en fazla önem veren Banvit’in de bulunması düşündürücü ve işin ciddiyetini ortaya koyması bakımından önemliydi.

Koçların başarı için aradıkları çare yeni yabancı oyuncu ile sınırlı. Kimsenin kafasında Türkleri’i nasıl daha iyi hale getirerek daha iyi takım oluşturabiliriz düşüncesi yok.

Bu hafta izlediğimiz maçlarda aklımızda kalan en üzücü konu ise ileride NBA’de oynama şansı olan İlkan Karaman’ın 40 dakika maçı kenardan seyretmesi idi. Yorumcular, Fenerbahçe’nin Tripkovic’i neden oynatmadığını tartışıyor ve kimse İlkan’ın neden oynamadığı üzerinde durmuyor. Demek ki işimiz Türk çocuklarına değil, Tripkovicler’e kaldı.

Türk çocuğu basketbol için yetenekli ama içindeki yeteneği dışarı çıkartamıyoruz. “İyi” diyebileceğimiz oyuncularımız çok ama “yıldız”, “çok iyi” diyebileceğimiz kimse kalmadı.

Koçları da çok suçlamamak lazım, haklılar. Onların kafasında sadece maç kazanmak var. Bizler de takımların başındayken böyleydik. Koçlardan beklenen maç kazanmaları. Bunu başardıkları zaman kendilerinden bekleneni yapmış oluyor ve özgüvenlerini kazanıyorlar.

Türkiye’de oyuncu geliştirme koçluğu kavramını uygulamaya sokamadığımız sürece de sorunun çözülmesini beklemek fazla iyimserlik olur. Boston Celtics İstanbul’a geldiğinde genç sayılabilecek koç Doc Rivers’ın yanında 50 yaşının üzerinde olan ve son 10-15 senedir Amerika’nın en iyi oyuncu yetiştiren koçu seçilen Kevin Eastman vardı. Bizde asistanlar sadece antrenörün taktik levhasını temizler. Eastman ise bütün antrenmanlar süresince oyuncular için notlar aldı, onun yardımcısı oyuncuların artı ve eksilerini belirlemek için antrenmanların görüntülerini kaydetti.

Bizde ise işler daha da kötüye gidiyor. Fenerbahçe’de koçluğa getirilen Pianigiani’nin kulak verdiği yardımcısı da İtalyan. Böyle olunca Türk oyuncusunun gelişimi hiç beklenemez hale geliyor. İtalyan koç, Tanjevic bırakınca takımı şampiyon yapan Ertuğrul ile konuşmuyor dahi.

Fenerbahçe Ertuğrul’u koç, Aydın’ı da teknik koordinatörlüğe getirmiş olsaydı bugün bu tür konuları daha az konuşuyor ve büyük ihtimalle de daha başarılı bir Fenerbahçe’yi alkışlıyor olacaktık. Şimdilik İtalyanca konuşarak işi halletmeye çalışıyoruz.

Şunu sorabilirsiniz: Madem Amerika bu konuya bu kadar önem veriyor da, neden Ömer Aşık hala şut atamıyor? Houston Rockets’ta oyuncu geliştirme koçu yok mu? Elbette Ömer Aşık’ı da geliştirmek için çalışıyorlardır ama basketbolda “adale hafızası” denilen bir kavramı var. Genç yaşta nasıl atıyorsanız adaleniz bunu hatırlıyor, sonradan değiştirmek güç. Birikmiş eski alışkanlıkları silmek kolay olmuyor. Kaldı ki, Ömer Aşık’ın şut mekaniğinde gözle görülür değişiklikler var. Yeni şut stilinin sonuçlarını almaya başlayacağını umarız.

Bu konuyu yarın da sürdüreceğiz…

Kaynak: Basketfaul.com