Efsane başkanımızı kaybettik

Profesör Doktor Ali Uras o kadar özel o kadar kişilikli ve yaratıcı bir insandı ki, onu tarif edecek kelime bulamıyorum.

Türk basketbolunun temeline inenler her adımda onun ismine rastlayacaktır. Bugün, ben sadece EFSANE demekle yetiniyorum. Türk basketbolunun gelmiş geçmiş en büyük ismi Ali Uras ağabeyimize tanrıdan rahmet diliyoruz.

Play-offlar başladı. Sadece futbolda değil NBA’de de son seri maçları oynanıyor. NBA’de play-offlarda maç kazanılması için 2 şart öne sürülür. Birinci şart, normal ligdeki savunmalardan daha iyisini yapmaktır. İkincisi ise lider vasıflı oyun kurucuların öne çıkması şartıdır. Bu kurallar NBA’de geçerli gibi gözüküyor. Savunmalar çok sertleşti. Oyun kurucular arasında ise San Antonio Spurs’un Fransız oyuncusu Tony Parker daha ilk maçtan itibaren MVP adayı gösteriliyor. Ben bizim genç oyuncularımıza ve genç antrenörlerimize Tony Parker’ı dikkatle izlemelerini öneriyorum. Bizde dribblingle adam geçmek kavramı, yön değiştirmekle sınırlıdır. Parker buna bir yenisi ekledi. Sürat değiştiriyor. Hızla dribbling yaparken aniden duraklıyor, onu tutan adam da yavaşlayınca bir anda hızlanıp adamını geçiyor. Ayrıca vücudunun belden yukarısıyla aldatmalar yapıyor. Adeta futboldaki çalımlara benzeyen feyklerle herkesi geçiyor. Ona ÇİFT SÜRATLİ oyuncu deniyor. Yavaşlamayla, deparı ve bunun tersi deparla, yavaşlamayı birleştirip çift hızlı oyuncu kavramını gerçekleştiriyor.

Daha iyi savunma anlayışını ise SAĞLAM SAVUNMA yerine SALDIRGAN SAVUNMAya geçmekle başlıyor. Siz tuttuğunuz adamın sizi geçmesini önlüyor, o daha topu tutmadan ona saldırıyorsunuz. Top onun elinde silah olmaktan çıkıp, başına dert (problem) oluyor. Bunun için 1’e 1 antrenmanlarda tutuğunuz adamın elindeki topa faul yapmadan kaç kere değdiğiniz sayılıyor. Özetle topu seyretmiyor saldırıyorsunuz. Bu vasfı bizim play-offlarda en iyi gerçekleştiren oyuncu Galatasaray’dan Göksenin Köksal. Onun tuttuğu adam, elindeki topu kaybetmemek için (bu bela da nereden başıma çıktı?) diye düşünmekten hücum gücünü kaybediyor. Beşiktaş Milangaz – Fenerbahçe Ülker maçında da Ömer Onan saldırgan savunmanın temsilcisi oldu ve Beşiktaş Milangaz’ın lideri Carlos Arroyo’ya saldırdı. Uzun süre onun hücum gücünü sınırladı. Carlos Arroyo iyi faul atan bir oyuncu ama Ömer’in saldırganlığında özverisini kaybedip faulleri bile sokamadı. Bir takımın lideri faulleri sokamazsa bu diğer oyunculara da yansır. Bu yüzden Beşiktaş Milangaz bu yılki en kötü faul yüzdesi ile oyunu sürdürdü. Ömer savunmada kazandığı özgüvenle maçın en skorer ismiydi. Ama ondan bütün oyun bunu beklemek yanlış ve haksızlıktı. Spahija onu hiç dinlendirmedi ve Ömer’in faul sayısı arttıkça saldırganlığı azaldı. Rakip takımda ise Ergin Ataman lider Arroyo’yu dinlendirip oyunun sonuna sakladı. Bu taktiğe, şansın da Arroyo’nun yanında oluşu eklenince Arroyo son saniyede attığı 3 sayılık şut ile oyunu uzatmaya taşıdı. Bir lider olarak maçı kazandırdı diyebiliriz. Arroyo, Ömer’in faulleri azken 6 sayı atmıştı ama fauller çoğalınca oyunu 20 sayıda tamamladı.

İyi takım savunmasında ölçü rakibin boyalı alana (3 saniye çizgisinin içine) girmesini azaltmaktır. Basketbolda hücum artık sadece pick and roll oyununa dönüştü. Başka hemen hemen tüm oyunlar önemini kaybetti. Pick and rollün en büyük özelliği hücum oyuncularının rakibin 3 saniye çizgisine girmesi ve smaç fırsatı yaratmasıdır. Ama bu artık yetmiyor. Bugün internette hangi sayfaya girseniz pick and roll savunmasına ait her gün yeni bilgiler ve taktikler vardır. Basketbolda savunmanın özü artık (birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için) sloganıyla özetleniyor. Siz, tuttuğunuz adamla ölümüne savaşarak sizi geçip diğer 4 kişiyi probleme sokmamak için uğraşıyorsunuz. Arkadaki 4 oyuncu ise adeta bir yumruk olup “korkma, geçerse biz varız” diyor. Basketbolda hücumun başarısı artık bu 3 saniye çizgisi etrafında oluşan yumruk şeklindeki savunmayı parçalamaktan geçiyor. Sizler guard olarak pası önünüzdeki forvete verip sahanın aynı köşesine gidiyorsanız, yumruğa teğet geçiyorsunuz demektir. Yumruk, teğet hareketlerle parçalanmaz. Bu yüzden sadece dribblingle adamı geçip yumruğu delmek ve parçalamak yetmiyor. Topu, daha ilk pastan sonra rakip takımın pota dibine topsuz kat eden ve oradan neresi boşsa oraya giden oyunculara ihtiyaç var. Sizi savunan yumruğu topsuz katlarla parçalarsanız rakip takımın savunma gücünü azaltırsınız. Böylece turnike bulmanız kolaylaşır. Yumruk daha sıkıştıkça, köşelerden bulacağınız boş 3 sayılık şut pozisyonlarının sayısı artıyor. Dikine hareketler, paralel yer değiştirmelere karşı yapılan ve adam değiştirerek uygulanan savunmaları geçersiz kılıyor. Bu yüzden bir takımın hücumda kaç kere paralel ve kaç kere dikey topsuz hareket ettiği sayılıyor. Yumruğu parçalayıcı dikine hareketleri daha çok yapan takım maçları kazanıyor.

Bu hafta sonu Euroleague final four başlıyor. İki Yunan takımını seyrederken bu turnuvada hiç Türk takımının olmayışı bizi üzecek.

Son olarak (basketbolu en iyi ben bilirim) diyen koçlarımızdan biri Pops Mensah-Bonsu’yu transfer etselerdi, Sinan Erdem’de maçları izlerken üzülmez, gururlanırdık. Unutmayalım, çizilen oyunlar bazı maçları kazandırabilir ama büyük oyuncular takımı şampiyon yapar.

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Hürriyet