Avrupa’nın çekişmeli liglerinden biriyiz

Beko Basketbol Ligi’nin en çekişmeli haftalarından birini daha geride bıraktık.

Hep söylüyoruz kimin kimi yeneceği belli olmayan bir ligimiz var. Eğer siz bu kadar çok ‘yabancı oyuncu olmasaydı ligimiz bu kadar çekişmeli olur muydu’ diye soruyorsanız. Evet haklısınız. Bu konuyu tartışmak gerek…
Yabancı oyuncular ligin kalitesini artırıyorlar. Ama aynı zamanda genç Türk oyuncuların yetişmesinin önünü tıkıyorlar. Bu problem sadece bizde değil. Avrupa’nın birçok ülkesi için de aynı sıkıntı geçerli.
Sonuçta o ülkenin başarısı kazanılan Avrupa kupaları ile ölçüldüğü için kimse yabancı oyuncu transferinden vazgeçemiyor. Ama bir yandan da genç oyuncuların önünü açmak için uğraşıyorlar. Bugün Avrupa’nın bir çok yerinde oyuncu geliştirme ligleri var ve oralarda sadece ülkenin genç çocukları oynatılıyor. Bu liglerde genç oyunculara fırsat tanınıyor.

Bununla da kalınmıyor. Biz de basketbol okulu dendiğinde 8-10 yaşlarındaki çocukları basketbolla tanıştırmak için açılan ücretli okullar var. Bugün ABD’de oyun kurucu kolejleri hatta pivot oyuncu okulları var. Burada 18-20 yaşında yüzlerce genç oyuncuyu daha iyi oyuncu yapmanın çareleri aranıyor. Biz de eğer yabancı oyunculardan vazgeçemiyorsak bu yenilikleri uygulamamız gerekiyor.

AKATLAR ARTIK DOLUYOR

Hafta sonu oynanan maçları analiz etmeye önce Beşiktaş ile başlayalım.
Beşiktaş’ta Koç Ergin Ataman, siyah beyazlıları zirve yoluna yerleştirdi. Daha önemlisi ise onun da arzuları arasında en önde yeri olan tribünleri doldurma gayesine erişti. Akatlar artık doluyor.
Ama Beşiktaş için sahadaki 5’te bazen o kadar çok yabancı oluyor ki beyaz bir Türk oyuncu görmek için uğraşıyorsunuz. Beşiktaş’ta genç Türk oyuncuların yetişme ortamını hazırlama görevi yine Ergin Ataman’ın omuzlarında.

GALATASARAY SHİPP’İ ÇOK ARADI

Galatasaray Antalya’ya yenildi. Maçları birçok oyuncu ile oynamak kuşkusuz büyük bir avantaj ama bazen de tehlikelidir. Çoğu gün giren çıkan her oyuncudan yararlanırsınız. Bazen ise giren çıkanı aratır, o gün iyi oyuncu bulamazsınız. Galatasaray böyle bir gün yaşadı.

Ben yıllardır genç koçlara, oyunculara örnek olan, yanındaki oyuncuları büyüten tek oyun kurucumuz olan Tutku Açık’a daha fazla önem verilmesini istedim. Mahmuti ise Shipp’e öncelik tanıdı. O da haklıymış ki Galatasaray, Antalya maçında ABD’li oyuncuyu çok aradı. Antalya’da ise iyi dripling yapan, adam geçerek kendisine ve arkadaşlarına sayı pozisyonu yaratan iki oyuncu vardı. Bunlardan Reynolds30 sayı, Fisher ise 25 sayı 7 asistle oynadı.

Dripling ustalığının ne kadar önemli olduğunu bu maçta bir kez daha gördük. Türk oyuncumuz Melih Mahmutoğlu da 11’de 5 üç sayı isabeti ile 17 sayı attı. Melih’in bu iki oyuncudan daha iyi şut attığı tartışılmaz ama onun dripling aşkı, becerisi yetersiz. Bu yüzden top Melih’in elinde bir kaç saniye kalırken, aynı top dakikalarca dripling ustası yabancı oyuncuların elinde ve emrindeydi.

Anadolu Efes’e gelince… Savunma zaten iyiydi. Yunan koç Zouros ile daha da gücendi. TOFAŞ’a oyunun son 20 dakikasında sadece 14 sayı fırsatı tanıdılar. Sık sık tekrarlıyoruz, savunma oyuncusunun beyninde başlar.
Bir oyuncu savunmaya odaklanıp ben daha iyi savunmacı olacağım diye yürekten karar verince ertesi gün sahada bir gün önceye göre daha iyi savunma yapabilir. Özetle savunma karar odaklıdır. İnsanın aklından keşke hücumda böyle olsaydı diye geçiyor. ‘Ben daha iyi şutör olacağım kararı alan oyuncu ertesi gün attığı şutları soksaydı’ diye temenniler geçiyor. Ama hücum savunmaya göre daha zordur. Daha iyi şut atmanın yolu on binlerce şut atacağınız antrenmanlardan geçer.

HOŞGELDİN KEREM GÖNLÜM

Savunmada sesli iletişim (uyarı) çok önemlidir. Efes’te kenarda yardımcı koç Ekrem Memnun oyuncuları savunmada uyarıda tartışmasız Türkiye’nin bir numaralı asistan koçudur. Bazı oyuncular vardır, sahada kişilikleri karakterleri ile pozitif enerji yayarlar. Kerem Gönlüm bunların başında gelir. Ona hoş geldin diyoruz…
TOFAŞ’ta ise durumlar aynı ve genç oyuncu fabrikası olma özelliğini sürdürüyor. Cem Altıntığ, Samet Geyik, Kenan Sipahi bunlardan bazıları. Kenan Sipahi’ye hatırlatmak isterim. Bugün NBA iyi dripling yapan daha da önemlisi iyi pas veren beyaz oyun kurucular arıyor. Çinli Lin’in, İspanyol Ricky Rubio’nun öne çıkışlarının sebebi de bu. NBA’de pas Nash’ten sonra kaybolan bir sanat olmak üzere. Orada artık pas denince akla sadece smaçla tamamlanan alley-hoop pasları geliyor. Haftanın en güzel 10 hareketi içerisinde 9 tanesi mutlaka alley oop pasları oluyor. Şakayla karışık insanın içinde keşke Tutku Açık NBA’de oynayıp da bir tarafa bakılıp öbür tarafa verilen (No look) pasları Allay oop serisine ekleyen ilk Türk oyuncu olsaydı diye geçiyor.

Fenerbahçe’ye gelince… Kerem Gönlüm için söylediklerimizi Ömer Onan için de söyleyebiliriz. Sadece Fenerbahçe’nin değil Türk basketbolunun Ömer ve Ömer gibilerine çok ihtiyacı var. Ukic’in olmayışı Engin Atsür’ün her geçen gün daha iyi oynamasına yardımcı oluyor. Erdemir de ise koç Ahmet Çakı’ya özel bir yer ayıracağım. Erdemir’de bugün bir çok genç ve yetenekli oyuncu var. Mutlu Akpınar, Altan Erol, Yunus Cankaya bunlardan bazıları. Ama Türk basketbolu oyun kurucularını aradığı için, Soner Şentürk’ü sona sakladım.

AHMET ÇAKI’DAN BİR RİCA

Soner driplingi ile tıkalı trafikte motosikletiyle taksilerin kamyonların arasından geçmeyi sağlayan tek Türk oyuncumuz. Ama şutunu bir türlü istenen seviyeye çıkaramıyor. Son maçta 8 asisti var. İstatistiklerde görmedim ama top kaybı da en az o kadar. Birebirde set oyununda adam geçemiyor. Ahmet Çakı’dan rica ediyorum bu çocuğa özel bir yer ayır ve onu bir üst seviyeye çıkar. Antrenmanlarda da istatistik tut ve çalışmaları filme al. Bugün artık dünyada antrenmanları filme almıyor ve istatistik tutmuyorsanız boşuna yorulmayın deniyor. Bu yenilikleri de kullan ve Soner’i bütün genç oyuncuların örnek alacağı bir oyun kurucu yap. Sana sadece ben değil tüm Türk basketbol adamları teşekkür hatta minnet duyacaklardır.

Kaynak: Hürriyet