Türkiye sizinle gurur duyuyor

Eskiden basketbol maçları Beyoğlu’nun ortasında, Lütfi Kırdar’da oynanırken tribünler hep dolu olurdu.
Seyircilerin büyük bir kısmı maçlara giremezlerdi ve salonun önünde içerideki kadar bir kalabalık seyirci kitlesi maça giremediği için üzülürdü. Salonun büyüklüğü sınırlıydı ama dolu tribünler medyanın ilgisini çeker ve basketbol yazılır, konuşulurdu. Sonra Lütfi Kırdar basketbola kapatıldı ve maçlar yeni bir salon olan Abdi İpekçi’ye alındı ama Abdi İpekçi’ye erişim çok güç olduğu için basketbol boş tribünler önünde oynanmaya başlandı. Tabi henüz Anadolu’ya da basketbol yayılmamış olduğu için basında basketbol küçüldükçe küçüldü. Gazetelerde basketbol maçlarının sadece sonuçları yazılır hale geldi ve tribünler boş kalmayı sürdürdü. Basketbol adamlarını yıllarca üzen bu boş tribünler oldu. Televizyon kanalları maçları vermeye başladıktan sonra boş tribünler, televizyon kanallarında da gözüktü. Bu görüntüler tüm basketbol adamlarımızın hayatlarını alt üst etti ve ben “Basketbolun gerçekten büyüdüğünü söylememiz için erişimi zor Abdi İpekçi tribünlerinin dolması gerek” der ve yazardım. İlk defa Galatasaray taraftarları son CSKA maçında tribünleri doldurdu ve basketbol layık olduğu yere çıktı. Bunu gerçekleştiren Galatasaray seyircisine teşekkür ediyoruz onların oraya gelmesini sağlayan Oktay Mahmuti’yi de tebrik ediyoruz. Özetle CSKA maçını sadece sonucu ile değil, dolu tribünleriyle de basketbolumuzda bir devrim olarak kabul ediyoruz. Eğer önümüzdeki Olympiakos maçının oynanacağı Pire’ye ulaşım kolayca bir organizasyon şirketi tarafından sağlanırsa, Galatasaray seyircisi deplasmana giden en kalabalık seyirci grubu olarak tarihe geçer. Hemen ekleyelim; bu durum Fenerbahçe taraftarlarını üzmesin. Fenerbahçe, Avrupa’da en büyük spor salonlarından birine sahip. Bu da bir ilk. Avrupa’da spor salonlarının hemen tümünün sahibi devlet veya belediyelerdir.Bu salon ise Fenerbahçe Kulübü’nündür. Fenerbahçe seyircisinin, Fenerbahçe Ülker tesisini nasıl dolduracağını önümüzdeki yıl hep birlikte izleyeceğiz. Yeter ki Fenerbahçe yönetimi basketbolumuzda başarı yolu açık Türk koçlarından oluşan bir teknik kadro oluştursun.
Dönelim geçen haftanın basketboluna. Galatasaray’ın CSKA’yı mağlup etmesinin temelinde sergilediği savunma gücü yatıyor. Galatasaray, Euroleague maçlarında ortalama 86 sayı atan CSKA’ya son 10 dakikalık periyotta sadece 10 sayıya izin verdi. Galatasaray’ın savunma sloganı (SON TOPA KADAR) anlayışı CSKA’yı 10 sayıda tuttu. Galatasaray savunması Türkleriyle yabancı oyuncularıyla bütünleşip bir yumruk olmuş durumda. Birçok ülkeden bir araya gelmiş oyuncu grubunu bir yumruk yapan koç Oktay Mahmuti, en büyük övgüyü hak ediyor. Geçen hafta yazmıştım. Galatasaray’ın hücumlarda kullandığı dikine yer değiştirmeler, yan hareketlere karşı adam değiştirerek savunma yapan CSKA’nın savunma planını bozdu. Ender Arslan’ın pota dibine girip girip, dışarı çıkışı Andric’in ikili oyunlardan sonra potaya hızlı kaçışları çok etkili oldu. Ama esas başarı savunmadaydı. CSKA oyun kurucusu Teodosic, maçtan sonra “Galatasaray savunmada ne yaptı anlayamadık” diyordu. Anlayamadığı şey özel, kafa karıştıran savunma değildi. Galatasaray savunmasının özelliği her oyuncunun yüreğini ortaya koyup ölümüne savaşmasıydı. CSKA bu savaşı kaybetti ve ne yapıldığını anlayamadan Rusya’ya geri döndü. Bu savunmaya basketbolda (BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZN İÇİN) savunması denir. Her oyuncu tuttuğu adama yenilmemek için ölümüne savaşır, onu rahatsız eder, şut atmasını zorlaştırır ama en önemlisi kendisini geçmesine izin vermez. Çünkü rakibi kendisini geçerse, diğer arkadaşlarının tutukları adamı bırakıp yardıma gelmelerine zorlayacaktır. Bu da sonuçta onların tuttukları adamın sayı atmasını sağlayacaktır. Birimiz hepimiz için anlayışı budur. Siz arkadaşlarınızın güç duruma düşmelerini önlemek için ölümüne savaşırsanız, arkadaki arkadaşınızda size “Sen ölümüne savaş yinede tuttuğun adam seni geçerse arkada biz hazırız” diye konuşarak sizi güçlendirirler. Gerçektende tuttuğunuz oyuncu size geçerse hepsi yardıma hazırdırlar. Hepimiz birimiz için anlayışı da budur. Fenerbahçe için söyleyeceklerimizi söyledik Bandırma Kırmızı’dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Koç Selçuk Ernak, Türk koçlarının ne kadar güçlü olduklarının yeni bir ispatı oldu. Bizim derdimiz, hep söylüyoruz koçlarımızla değil. Yeni yetişecek büyük oyuncularımızı bekliyor da bekliyoruz yinede Şafak Edge, Yiğitcan Turna, İbrahim Yıldırım, Fatih Cantitiz’in özellikle dribbling yetenekleri bizi çok etkiledi, ümitlendirdi. Seyirciler maçtan sonra Bandırma sizinle gurur duyuyor diye bağırıyorlardı. (Bizde Türkiye sizinle gurur duyuyor diye bağıracağımız genç oyucular için kenarda bekliyoruz) beklenti listemizde Karşıyakalı İlkan, Birkan ve Saruhan da var.

Kaynak: Hürriyet