Hücum savunmada başlar

Önceki yazımda hızlı oyunun (fast break) basketbolumuza çok olumlu katkıları olacağını yazdım.

Tam saha hızlı oyunun duvarlara asılacak özet amblemi şudur; Türk basketbolunda hücum savunma ribaunduyla başlar.

Fast break için rakibin hata yapıp top kapmayı beklersek çok bekleriz anlayışı hızlı oyunun temeli olmalıdır. Ama hızlı oyun sadece tam saha fast breakler için önemli değildir. Rakibin yarı sahasında oynadığımız set oyunlarında da hızlanmaya, harekete ihtiyacımız var. Şu anda Avrupa’nın herhalde set oyunlarında en az sayıda pas yapan takımlarından biriyiz. Pas sayısını arttırmamız ve oyuncularımızı hareketlendirmemiz şart. Bugün Amerika’da kolejlerde oyuncuların ayak bileklerine saatler takılıyor. Bunlar o oyuncunun bir antrenmanda ne kadar mesafe kat ettiğini ve hızını gösteriyor. Bizde bu saatler kullanılsa o kadar az yer değiştirdiğimiz ve depar yaptığımız için bu aletler bozuk çalışmıyor bile diyebiliriz.

Basketbolda yeni bir anlayış gelişiyor. Set oyunlarında elinde top olmayan oyuncuların önemi giderek artıyor. Topsuz oyuncunun yapacağı perdelemeler ve sahanın bir yanından öbür yanına hızlı geçişler top elinde olan oyuncunun kendisine ve arkadaşlarına pozisyon yaratmasında olanak sağlıyor. Biz zaten birebiri iyi oynayan oyunculara sahip değiliz. Ben maçları televizyondan izledim. Bunun bir tek avantajı var maçları kaydediyorsunuz ve tekrar tekrar izleyebiliyorsunuz. Bizde birebir oyuna teşebbüs eden sadece Hidayet var. Hidayet’in birebirlerinde diğer 4 oyuncumuz kıpırdamamaları için onu tutanlarla beraber toplam 8 oyuncu kıpırdamadan Hidayet’i izliyorlar.

Tüm Avrupa’da savunma giderek sertleşiyor. Hareket etmeden depar yapmadan sizi tutan adamı pivotlar üzerine düşürmeden şut atmak her gün daha güç oluyor. Avrupa Şampiyonası’nın en iyi oyuncusu seçilen Navarro’nun kendisine şut fırsatı yaratmak için ne kadar hareket ettiğini yazdık. Navarro hareket sonunda bulduğu ve soktuğu güç şutlarla öne çıktı. Türk çocuğu şuta yeteneklidir. Niye bizde Navarro’lardan yok diyebilirsiniz. Navarro İspanyol basketbolunu tek başına temsil etmiyor. Yanında Ricky Rubio var. Rubio’nun şutu inanılmaz yetersiz. Rubio turnuva boyunca tek bir 3 sayı şutu sokabildi. O şut girdiğinde bütün yedek oyuncular güldüler, ayağa kalkıp onu alkışladır. Rubio da NBA oyuncusu olmak üzere. Navarro’nun şut yeteneğinin altında sınırsız şut antrenmanı ve yüz binlerce tekrar var. Biz de antrenmanları hızlandırır yoğunlaştırırsak çok sayıda Navarro’muz olur. Bunların en başta gelenleri Serkan Erdoğan ve benzerleri… İsterseniz gelin biraz olayın olumlu yanlarına göz atalım.

Enes Kanter Türk basketbolun geleceği için temel taşı. Basketbolumuzda yetenekli uzun oyuncu bulmamız güç. Enes bu güçlüğü önümüzdeki nesil için sildi yok etti.

Bir diğer olumlu olay da giderek sorumluluk alan katkılarını alan TÜBAD (Türkiye Basketbol Antrenörleri Derneği). TÜBAD, Türkiye’nin en tecrübeli bilgili saygı değer koçlarından oluşuyor. Türk basketbol ekolünü onların kurmasını geliştirmesini bekliyoruz. Bu yıl sadece çekişmeli değil aynı zamanda kaliteli, fevkalade bir lig izleyeceğiz. Milli lig kulüplerimizin başında Spahija hariç hep Türk koçlar var. Yugoslav kökenli koçlar hayali koçlar artık sona erdi. Türkiye’de artık soyunma odalarında Türkçe konuşulacak. Bu durum beni gururlandırıyor. Ama tüm koçlarımızı öğrenmenin gelişmenin sonu yoktur anlayışına sahip çıkmaya çağırıyorum. Bilgi paylaşıldıkça artar. Bu yüzden ben tüm koçlarımızı bir araya gelip Türk basketbolumuzun gelişmesi için görüşlerini paylaşmalarını bekliyorum. Avrupa’da yenemeyeceğimiz takım yok. Şampiyon İspanya’yı yenen tek takım biziz. Ama Makedonya örneğinden yola çıkarsak Avrupa’da basketbolda gelişme göstermeyen ülke yok. Avrupa’da yenemeyeceğimiz takım yok sloganı sadece bizim için değil. Diğer birçok ülke için de doğru ve geçerli. Özetle Türk basketbolunun önü açık. Yeter ki tüm basketbol adamlarımız omuz omuza olalım.

Kaynak: Hürriyet