Başarı yolu güçlü savunma

Bugün Avrupa basketbolu eskiye göre çok farklı. Bundan bir süre önce Avrupa’da zirvede 3-4 ülke vardı. Diğer ülkelerin takımları ligde birbirleri ile savaşırlardı.

Bugün durum farklı. Aşağıdaki takımlar basketbollarını geliştirmiş durumda. Güçlü takımlar zayıftakımlarla bir aradalar. Özetle zayıf takım yok. Herkesin birbirini yenebileceği bir ortamdayız. Bizim için de durum farklı değil. Biz bugün Avrupa’da her takımı yenebiliriz. Ama maalesef bunun terside geçerli. Her takıma yenilebiliriz. Çare, Türk basketbol ekolünü geliştirmektengeçiyor.

Türk çocuğunun daha iyi basketbolcu olacağına inandırmak ve oyuncu geliştirme koçları anlayışını yerleştirmemiz gerek. Almanya’daki turnuvada ilk gün oynadığımız Yunanistan maçı basketbol tarihimizin en kötü maçıydı diyebiliriz. Savunmamız rakibi seyretmekle geçti. Hücumda ise son çeyrekte sadece iki sayı atıp rekor kırdık. Bu durum bizim ümitsizliğe iterken ertesi gün işler değişti. Belçika maçının ilk yarısında hayal ettiğimiz savunma ile sahadaydık. Belki de tarihimizin en saldırgan savunması ile ilk yarıyı bitirirken ümitlerimiz inancımız yeniden çok güçlendi. Özellikle duygusal Türk basketbolunda başarı yüzde 25 fiziksel yüzde 75duygusaldır, moraldir. O gece ne konuşuldu da basketbolumuz 180 derece yön değiştirdi, ben çok merak ediyorum. Bir gece de ortamı bu kadar olumluya çeviren başta Orhun Ene tüm kenar yönetimine teşekkür borçluyuz Savunmada neler yağabileceğimizi gördük. Ama bu saldırgan cesur savunmaya devamlılık kazandırmalıyız. Belçika maçının ikinci yarısında ve Almanya maçında kararlı güvenli savunmamız bazen ortaya çıktı çoğu zaman da ortadan kayboldu. Ama biz böyle bir savunma yapabileceğimizi görünce yeniden ümitlendik. Saldırgan savunmanın yerleşmesi için bazı konulara değinmemiz gerek.

Kerem Tun çeri’nin savunması sağlam bir savunmadır. Kendi boyuna göre ayakları çok açıktır, onu kolay geçemezsiniz. Onun sağlam savunmasını saldırgan savunmaya çevirip elleri kollarıyla rakibin oyun kurucusunu bezdirmesi bir yeniliktir.

Bu savunma Ömer Onan’ın savunmasıyla birleşince çok güçlü bir temel oluşuyor. Bunlara Sinan da eklenince kimse bize karşı istediği oyunu oynayamaz, uygulayamaz.

Doğuş Balbay hatta Cenk Akyol da sonradan oyuna girdiklerinde aynı görevi yapabileceklerini bize gösterdiler. Her oyuncudan ne beklendiğini bilmemiz gerek. Enes Kanter ile beraber Ömer Aşık, Semih, Oğuz uzunlar üçgeni daha da güçlendi. Bu dörtlüden beklene sadece savunma ribauntları değil. Uzunlarımızın her birinden her maçta en az 1 veya 2 blok yapmasını bekliyoruz. Burada lider Ömer Aşık olacak. Ömer hücumda iyiydi. Ama onun NBA’de savunmada gösterdiği gayrete milli takımın da ihtiyacı var.

Pota dibini karartmamız bize fast break imkanı da yaratır. Ama hızlı oyun anlayışı henüz basketbolumuz da yok. Depara kalkan tek oyuncumuz Ömer Onan. Uzunlarımızın pota dibine ördükleri duvar Ömer’e birkaç kolay fast break sayısı kazandırırsa istatistiğe geçmeyen çok büyük avantaj yakalarız. Çünkü Ömer’in moral’e ihtiyacı var. Bizim de Ömer’in özgüvenle atıp sokacağı 3 sayılara çok ihtiyacımız var.

Hücumda Ersan’ı kazanma yolunda epey mesafe kat ettik. Enes Kanter’in attığı her sayı bizi güçlendiriyor. Ama takım olarak yaptığımız asist sayısı hala üzüntü verici. Toplam 4’ü 5’i geçemiyor. Bu da bizim takım oyunumuzun henüz oturmadığını gösteriyor. Burada da görev Ender Arslan’a düşüyor. Ender’in her maçta 5-6 asistine ihtiyacımız var. Rakip 3 saniye koridoruna en kolay giren oyuncumuz Ender. Onun attığı sayıdan daha önemli katkısı yapacağı asistlerle bize büyük moral kazandırabilir, buna konsantre olmalıdır.

Geliyoruz Hido’ya. Milli Takımımızın başarı ya da başarısızlığı Hido’ya bağlı. Hido’nun lider vasfı hemen hiç kimsede yok ama onu neredeyse saha da göremiyoruz. Onu sahada lider Hido olarak görmek için heyecan içindeyim.

Son olarak Ömer Aşık’ın faullerinden bahsedeceğim. Ömer’in sokamadığı fauller sadece onu değil tüm takıma olumsuz etki yapıyor. Bu konuda bir hatıramı paylaşmak istiyorum. Avrupa’ya ilk transfer olan Türk oyuncu benim. Fransa’nın Racing takımına transfer olduğumda takımın koçu sonradan FIBA başkanı olan Robert Busnel’di. Ben Paris’e indiğimde beni karşılayan Busnel oldu. Ben iyi oyuncu olduğum için seçildiğimi sanıp sevinçliydim. Ama bu inancımın gerçekle alakası yokmuş. Biz Busnel’le Fransa’nın bir çok şehrini dolaştık. Busnel gittiğimiz her yerde “Türk çocuklarının bileği çok yumuşak bunun en güzel örneği Yalçın” diyordu. Ben de bileğimi nasıl kullandığımı göstererek ona yardım ediyordum.

Ömer Aşık’ın da bileği yumuşak ama kullanmıyor. Ona bir basketbol sırrını açıklamak istiyorum. Bileğinizin tamamını kullanmak istiyorsanız faul attıktan sonra bileğiniz ve parmaklarınıza bakın. Gösterge baş parmaktır. Baş parmağınız faulden sonra yere bakmalıdır. Ömer Aşık baş parmağı yere bakacak kadar bileğini kullanırsa faul yüzdesi hemen artacaktır. Bu artışın ona ve Türk basketboluna çok faydası olur.

Kaynak: Hürriyet