Kadın Basketbolundan Öğrendiklerimiz

Geçtiğimiz hafta sonunda çeşitli basketbol karşılaşmaları izleme fırsatımız oldu. Eurocup, Beko Ligi, NBA maçları bunlardan bazıları. Ama aralarında beni en çok düşündüren Fenerbahçe-Galatasaray arasındaki kadınlar final maçlarıydı. Fenerbahçe şampiyon oldu. Kendilerini tebrik ediyorum. Ama Galatasaray’da en az Fenerbahçe kadar güçlü bir kadroya sahip. Beni kadınlar maçına bir kaç şey çok etkiledi. İlk olarak yabancısı bol iki takımda da oyun kurucular Türk’tü. (Işıl ve Birsel) Sadece bu konu erkek takım koçlarını düşündürmeli ve örnek olmalıdır. Bu maçlarda genç kızların yaptığı savunma gayretleri harikaydı. Savunmada yürek, en az adale kadar önemlidir. Bu maçlarda daha da önemli olduğunu gördük. Kadınların ölümüne savaşmaları bana erkek basketbolunda savunmanın önünün daha ne kadar açık olduğunu gösterdi. Türkiye’de erkeklerde en saldırgan savunmacı Ömer Onan’dır. Ömer final maçında tribünlerdeydi. Şakayla karışık Ömer’in yürekten savunmasında kadın basketbolunu izlemenin katkısı var mı diye kendime sormaktan edemedim. Türk erkekler basketbolu böylesine savaşan kadın basketboluna teşekkür borçludur. Ayrıca kadınlar voleyboldaki gibi her duraklamada bir araya gelip omuz omuza bütünleşmeyi de Türk basketboluna kattılar. Sağ olsunlar. Acaba ABD’de böyle bir gelenek var mı? Ben görmedim. Onların da Türk basketbolundan öğrenecekleri varsa ne mutlu bize.

Beko Ligi’nde benim en çok dikkatimi çeken takım Tofaş oldu. Tofaş kulübünün başında efsane basketbolcu Efe Aydan var. Yanında da başta Coşkun Teziç gibi bir çok basketbol adamı var. Takımın başında da Türk koçlar içinde en heyecanlı, otoriter Nihat İzic var. Biz hep Türk çocuğunun basketbola olan yeteneğinin tamamını ortaya çıkaramıyoruz diye yakınırız. Bu teknik ve idari kadro Türkiye’deki bu gidişe bir son verebilir. Tofaş’ın Türkiye’nin en iyi oyuncularını yetiştiren (geliştiren) kulübü olma şansı var. Türk basketbolunda fundemental çalışmaları bir yerden sonra önemini kaybeder. Yerini taktik tahtaları ve tebeşir alır. Bizde birçok koç fundementalın sadece genç takımlar için önemli olduğunu düşünürler. Ben de, oyuncularım da fundemental kolejinden mezun olduk. Elimizde diplomalarımız var diyip teknik gelişimin önemini kaybederler. Tofaş’ta Nihat İzic kenardan sürekli uyarılarıyla savunmayı ayakta tutuyor. İzic’in yönetimindeki takımların kötü savunma yapmaları neredeyse imkânsızdır. Ama onun kenardaki sınırsız olumsuz tepkileri oyuncuları ters yönde etkiliyor. Yaydığı negatif enerji oyuncuların özgüvenlerini zedeliyor. İzic enerjisini pozitife çevirse Türk basketboluna daha çok faydalı olur. Dileriz Türk çocuğunun yeteneğinin çoğunun ortaya koyma yolunda önemli bir adım atarız. Tofaş’tan beklediğimiz bu.
Özetle İzic saygı uyandıran bir koç. Ama saygının içinde korkudan çok sevgi olmalıdır.

Ne mutlu Türk basketboluna Karşıyaka gibi bir takımımız var. Oradaki basketbol sevgisi tüm Türkiye’ye yayılsa Türk basketbolu nereye çıkar bir düşünün. Karşıyaka’da takımın başında çok kaliteli kıymetli koç Hakan Demir var. Son Beşiktaş maçında da kritik bir pozisyonda top bizim değil Beşiktaş’ın diyerek bir kez daha bütün genç koçlarımıza kişiliği ile örnek oldu. Ama orada da oyuncu geliştirme kavramı hala sınırlı. Kan kardeşlerden Birkan yavaş da olsa bir gelişim içinde. Furkan yine müthiş bir ribauntçu. Ama Furkan çok yönlü basketbolcu olarak erişebileceği zirvenin henüz çok uzağında. Basketbolda çok kez kullanılan sinerji anlayışı var. Bu teknik olarak da geçerli. Eğer siz bir teknik yeteneğinizi geliştirirseniz öbürleri de olumlu etkilenirler. Basketbolda fundementalın temelinde dripling var. Siz driplinginizi geliştirdiğinizde şutunuz da pasınız da gelişiyor. Ben Hakan’ın yerinde olsam her antrenman sonunda 30 dakika yardımcı koçların birinin nezaretinde bir point guard hazırlar gibi Furkan’ı bir topla iki topla dripling çalışmaya zorlardım. Bir ay sonra bu sinerji olayı gerçek mi değil mi görürdük. Aynı şeyler Tofaş’ta İlkan Karaman için de geçerli.

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Basketdergisi.com