Türk koçlara Türk oyun kurucular eklenirse

Perasovic’in Efes’ten ayrılmasıyla Türk koçların önü açıldı. Şimdi sıra oyun kurucularda. Benim bundan sonra öncelikli konum Türk oyun kurucuların önünü açmak olacak. Oyun kurucuların en başta gelen görevlerinin beraberinde oynadıkları oyuncuları daha iyi oyuncu yapmak olduğunu yazmıştık. İkinci ve daha önemli görevleri takımdaki ‘BEN’ kavramını ‘BİZ’e çevirmek ve takımı bir araya getirmektir. Kafalarında sadece kendi istatistikleri olan yabancı oyun kurucuların dikkatlerini yanındaki oyunculara harcamalarını beklemek hayal olur. Hele ABD’li oyun kurucuların oynadıkları takımı büyütmek gibi bir gayeleri kesinlikle olamaz. Onlar kaç sayı atıp kaç asist yaptıklarının peşindedirler. Bu yüzden biz Türk basketbolunun gelişmesini istiyorsak kenarda Türk koçlarının olduğu takımlarda oyun kurucu olarak da Türk oyun kuruculara şans tanımalıyız. Türk koç ve Türk oyun kuruculu takım sayımız arttıkça basketbolumuzun önünde kimse duramaz. Ben bütün yöneticileri ve koçları bu konuya özen göstermeye çağırıyorum. Geçtiğimiz hafta Türk koç ve Türk oyun kuruculu takımların başarı yolunun ne kadar açık olduğunu bize önce Olin Edirne ispatladı. Olin Edirne’nin oyun kurucusu Can Akın, Olin’i başarıya taşıyan isimlerin başında geliyor. Can’ın şutu iyi, driveları iyi, ama hepsinden önemlisi yanındaki oyuncular onu seviyor ve güveniyorlar. Can Akın’ın savunması ve driplingi ve pas yeteneğinin önü açık. Bunları da geliştirirse basketbolumuza katkısı çok büyür.

Bir takımın savunması oyun kurucunun savunması kadardır. Eğer sizin oyun kurucunuz rakip oyuncuya yaptığı savunmayla dünyayı dar ediyorsa diğer oyuncuların da bu savaşa katılmaları kaçınılmaz olur. Zira savunmaya her geri dönüşte bütün oyuncuların en az 4-5 saniye oyun kurucuları savunmada seyretme zorunluluğu vardır. O ne yaparsa ona uyum sağlarlar. Can Akın karakterli, güçlü, hırslı bir oyun kurucu. O şimdilik yapabileceği en iyi savunmanın ancak yarısını yapıyor. Sadece bunu hatırlayıp savunmasını geliştirmesi Türk basketboluna çok faydalı olur. Dripling ve pası ise orta seviyede. Oyun kurucuların dripling yetenekleri ikili sıkıştırmalara karşı gösterdikleri performansla ölçülür. Steve Nash’in iki kere NBA’de MVP seçilmesinin en önde gelen sebebi onun güç durumlarda driplingi kesmemesidir. Bence Can Akın, maçların filmlerinin seyredip bir maçta kaç kere lüzumsuz yere driplingini kesip topu tuttuğunu saymalıdır.

Olin’in başarısının temelinde koç Gökhan Taştimur’un olduğu tartışılmaz. Gökhan ikinci ligdeki takımları birinci lige çıkarmasıyla tanınırdı. Bu kez yeni lige çıkardığı Olin’i ligin üst sıralarına yerleştirdi. Başarılarıyla genç Türk koçların onu dikkatle izlemelerini hak ediyor. Onu teknik ve taktik olarak tenkit etmek imkânsız. Ama kenardaki hareketleri ilginç. Her pozisyonda bağırıyor. Ellerini kollarını sallayarak eski Yugoslav kökenli koçları hatırlatıyor. Genç koçlar onu taklit ederlerse basketbolumuzu hastaneye kaldırmak gerekebilir. Türk basketbolunun sakin, kendinden emin, zaman zaman oyuncuların sırtını sıvazlayan, hatta gülümseyen Gökhan Taştimur’a çok ihtiyacı var, hatırlatırım.

Türk koç ve oyun kuruculu takımlarımızın bir diğer kanıtı Banvit. Banvit’te de Barış Ermiş her geçen gün daha iyi oynuyor ve çok faydalı oluyor. Orhun şimdi Banvit’e ikinci bir Türk oyun kurucu kazandırmanın peşinde. Yiğitcan Turna’nın önü açık. Orhun’un teknik, taktik ve kenardaki tutumu ile ilgili tenkit edecek hiçbir yanı yok. Genç Türk koçlarının örnek alabilecekleri isimlerin başında o geliyor. Yarı şaka şunu da eklemek istiyorum; Orhun bu hafta repertuarına iki elinin küçük parmaklarıyla ıslık çalmayı da ekledi. Yakında Türk genç koçlar asistanlarıyla birlikte iki elle ıslık çalmayı adet edinirlerse gürültüden kimse kimseyle konuşamaz.

Türk koç ve Türk oyun kurucu ikilisinin en çok konuşulup, tartışılacağı takımlar Beşiktaş ve Galatasaray. Beşiktaş oyunda kısa sürede kalsa Cüneyt Erden’e ihtiyacı var. Galatasaray için artık söylenecek bir şey kalmadı. Tutku oyuna yine ilk 5’te başlamadı. Oyuna girdiğinde Galatasaray 10 sayı gerideydi ve koç onu başlatmadı ama geri kalan 34 dakikada Tutku’yu maçtan çıkaramadı. Oktay Mahmuti yalnız Türkiye’nin değil Avrupa’nın da iyi koçlarından biri, bu tartışılmaz. Ama bizim koçlar da iki anlayış vardır. Biri ‘ben her şeyi bilirim’ anlayışıdır. Bu koçlara ziyan da olmaz. Üstelik özgüvenlerini arttırır. Ama ben her şeyi bilirim anlayışı, her şeyi YALNIZ BEN BİLİRİM kavramına dönüşünce işler karışır. Koç artık kimseyle tartışmaz, konuşmaz hale gelir. Oktay Mahmuti bu iki anlayış arasında gidip geliyor.

Sevgi ve saygılar…

Kaynak: Basketdergisi.com