Basketbolumuz Yine Ülker’i Bekliyor

Bir haftadır aranızda yoktum. Özür diliyorum. Sıhhat problemleri azaldı. Ama basketbol dünyamızda üzüntüler devam ediyor. Bunlardan kastım sadece Fenerbahçe Ülker ve Efes’in Euroleague durumları değil. Ben Euroleague sonunda sadece Türk bayraklarının dalgalandığı Fenerbahçe Ülker-Efes Pilsen finale düşüncesindeydim.
Bu gerçekleşmedi. Ama basketbolumuzdaki problemler bununla sınırlı değil. Türk basketbolunun temelinde de çok üzücü bir durum var. Türk basketbolunun temelindeki en güçlü iki kale sallanıyor. İki kulüp de kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden ve Darüşşafaka’dan bahsediyorum. Ben Daçka’lıyım. İTÜ’de de koçluk yaptım. Bu yüzden bu iki kulübün de basketbola olumlu katkı verdiğini yakından biliyorum.

Bu iki kulübün de basketbolumuza yetiştirdikleri oyuncu ve koç sayıları sınırsız. Ama artık ekonomik sorunlar yüzünden sallanıyorlar. İTÜ mezunu olan bugün Türkiye’de başarılı o kadar çok iş adamı neden kulüplerine el atmıyorlar anlamak mümkün değil. Daçka ise bir lise takımı. Orada problem tamamen ekonomik. 50 seneye yakın Türkiye Birinci Ligi’nde başarılar yaşandı. Birçok büyük müesseseler – Eczacıbaşı gibi – basketbola girip çıktılar.

Daçka ise mütevazı bir lise takımı olarak yarım asırdır basketbola hizmet ediyor. Ben bu iki okulun mezunlarını bir araya gelerek kulüplerine, okullarına sahip çıkmalarını çağırıyorum. Bu çağrım Beko ve THY için de geçerli. Ama en çok Ülker’den ümitliyim. Ülker basketbola sponsor olmadan önce üç büyük kulübün başkanları bir araya gelip basketbol şubelerini kapatıp kapatmayacaklarını tartışıyorlardı.

O sırada Ülker onlara destek oldu. O günden beri üç büyük kulübümüz, futbola rağmen ekonomik olarak çok güçlüler. Ülker’in desteği futbolumuzun çatısını güçlendirdi. Ama temeli hala çok güç durumda. Murat Ülker Bey’in, desteğine ihtiyacı var. Üst katlardaki fırtınaya gelince; değişen pek bir şey yok. Efes bu durumu kendi yarattı. Efes gibi Türk basketbolunun devi bir kulüp kalenin sorumluluğunu nasıl Perasovic gibi bir koça bırakır anlamak imkânsız.

Wisniewski takımla uyum sağlayınca Efes için durumun düzeldiğini yazmıştık. Ama son getirilen yabancı oyuncu ile birlikte işler yine karıştı. Taşların yerine oturması imkânsızdı. Ve beklenen oldu. Efes bu güçlü kadrosuyla Euroleague’den elendi. Ben Siena maçından önce Efes elenirse “NEDİR BU YABANCI KOÇLARDAN ÇEKTİĞİMİZ” diye büyük harflerle yazacağım demiştim. Sözümün arkasındayım.

Beko Ligi’nde Wisniewski artık oynamayacağı için yeni bir ümit belirdi. Ender ve Cenk oynama fırsatı bulacaklardır. Bu durum Tofaş maçıyla başladı. Fenerbahçe Ülker’de de durum çok parlak değil. Fenerbahçe Ülker sezon başından beri zirvede. Bütün mevsimi zirvede geçirmek çok güç. İniş çıkışlar olacaktır. Gerçekten Ukic sakatlandığı günlerde Fenerbahçe Ülker zorlandı. Ukic dönünce işler düzelmişti. Ama şimdi durum farklı.

Ukic sahada ama Fenerbahçe Ülker zirvede değil. Nedir bu yabancı koçlardan çektiğimiz sorusunu Spahija için sormamız doğru olmaz. Spahija en sakin ve güven verici Yugoslav koçlardan biri. Teknik kadro bir bütün halinde. Birbirinden kıymetli oyuncular kenarda beklerken veya oyuna girip çıkarken hiç negatif enerji yaymıyorlar. Ve Fenerbahçe Ülker birçok maçını oyuna sonradan giren oyuncular ile kazandı.

Siz maçlarda bu uyumunu temelinde ne var diye düşünürken iki sıra arkada oturan Aydın Örs’ü görüp ‘aydınlanıyorsunuz.’ Fenerbahçe Ülker’in şu durumdaki güç durumunu sahada çözecek isim bence Ömer Onan. Ömer Onan’dan beklenen takımdaki coşkuyu ateşleyen kıvılcım olmak. Ömer Onan savunmasıyla bu kıvılcım olmak görevini kolayca yerine getiriyordu. Ama o kendi başına iş açtı. Süper savunmacılığa skorerliği de ekledi.

Oynadığınız her maçta karar verirseniz iyi hatta çok iyi savunma yapabilirsiniz. Ama skorer olmak güçtür. Şutunuz uzun veya kısa bir süre gücünü kaybedebilir. Attıklarınızı sokamazsınız. Ömer Onan şimdi bu sıkıntıyı yaşıyor.

Ve takımı coşturma görevini kendi coşamadığı için yerine getiremiyor. Ömer Onan takımın görünmeyen lideri. Son Valencia maçında Ömer coşar ve takımı coşturursa Fenerbahçe Ülker’e ilk 8 kapısı açılır. Tersini düşünmek bile istemiyorum.

Yeniden Türk basketbolunun emrine döndüğüm için çok mutluyum. Bornova-Beşiktaş Cola Turka maçında tribünlerde asılı bir pankart vardı. Pankartta, “Seninle beraber yola çıkmak, ne büyük onur” yazılıydı. Ben basketbol adamlarımızın Türk basketbolunun emrinde olmaktan aynı gururu yaşadıklarına inanıyorum. Bunlardan biri de benim.

Kaynak: Cumhuriyet