Driplingin sonu yok

Fenerbahçe güçlü kadrosunun karşılığını aldı ve kupayı kazandı. Beko Basketbol Ligi’nde de Fenerbahçe’de her maçta kenardan gelip maçların kazanılmasında rol oynayan oyuncuları izlemeye alışmıştık. Dünkü maçta bu durum Preldzic’in 35 sayısıyla zirveye çıktı. Ben Tanjevic’in basketbolumuzu savunmada uyandırdığını ama yeni yıldızlar yetişmesinde verimli olmadığını buna tek istisna Emir olduğunu defalarca yazdım. Tanjevic, sorumluluğu tamamen yüklenmiş tek bir oyun kurucu ile oynama anlayışına sıcak bakmaz. Aynı anda sahada olan iki ya da üç oyun kurucu ile oynayabilen takım anlayışı onun önceliğidir. Preldzic’e tanınan oyun kurucu oynama sorumluluğu ve yetkisi onun gelişmesinin temeli olur. Ve Preldzic çok yönlü oyuncu olma yönünde çok ilerledi. Biz Tanjevic’in yetiştirdiği Preldzic’in Sloven basketboluna çok faydalı olacağını şakayla karışık söylerdik. Preldzic bizim milli takımda oynarsa bize de çok faydalı olur. Dünkü performans bunun ispatıydı. Biz genç koçlarımızı en yetenekli oyuncumuzu skorer değil oyun kurucu yapayım derken Hidayet’i misal gösterirdik. Bu örneğe Preldzic de eklendi.

Başta genç koçlar hepimizin Jasikevicius’tan öğreneceği çok şey var. Biz oyun kurucuların sahayı görerek oyunu okuma asist yapma gibi yeteneklerini hep öne çıkarırız. Son zamanlarda bu vasıflara bir yeni daha eklendi: En sıkışık anlarda bile driplingi kesmemek. Bu vasfı Steve Nash ilk sergileyen oyuncu oldu. Nash’e driplingini kesip topu tutmasını gerektiren bire bir baskılı savunma yeterli olmaz. Hatta Nash ikili sıkıştırmalarda bile yanıtı geriye doğru dripling yapmaktır. İkili sıkıştırmalarda geriye doğru dripling yaparsanız sahayı büyütürsünüz. İki oyuncu sizle gelince önünüzdeki sahada üç rakibe karşı 4 takım arkadaşını olur ve onlardan birine vereceğiniz pas kolay bir şut hatta turnike yaratabilir. Jasikevicius driplingi kesmemek konusunda en verimli guard. Ayrıca pas verirken topu iki elle tutmak zorunluluğunu hissetmiyor. Driplingi kesmeden tek elle topu istediği tarafa verebiliyor. Genç koçlar buna dikkat eder oyuncuların da dikkatini bu vasfa odaklanmasını sağlarlarsa Türk basketbolunun bir çok Jasikevicius kazanacağını düşünüyorum.

Spahija, Jasikevicius’u iyi kullanıyor. Onun Ukic ile beraber aynı beşte oynaması Fenerbahçe’ye olumlu katkı sağlayabilir. Ama o Jasikevicius’u kenarda tutup sanki Ukic’in yedeğiymiş hissini ona yaşatıyor. Böylece Jasikevicius sahada koçun uzantısı olma yerine sahada bağımsız koç olma isteğini frenliyor. Ve takımda taşlar yerinde duruyor.

Bu turnuvadan takım olarak en çok güçlenen kulüp Beşiktaş oldu. Yeni transferlerle çok sayıda iyi oyuncuya sahip olan Beşiktaş’ta takım anlayışı çok iyi. Bunun en iyi örneği bana göre Bekir Yarangüme. Basketbolda oyuna girmeden maç kazandıranlar diye bir kavram vardır. Bekir üç maçta da oyuna hiç girmedi. Ama kenardaki olumlu katkıları ve heyecanıyla oyuna girmeden maç kazanılmasına katkıda bulunmak anlayışının güzel bir resmini sergiledi. Serkan’ın gelişi beni çok sevindirdi. Serkan Türk çocuğunun şut yeteneğinin tartışılmaz bir ispatıdır. Serkan 3 maçın birinde etkiliydi. Ama play-off’lara kadar takımına katkı vereceği ortada. Ondan da genç koçlarımızın öğrenecekleri önemli şeyler var. Serkan’dan top elinde olmadan kendine sayı fırsatı yaratma yeteneği var. Oyunda bir köşede hareketsiz durup onu tutan adamın kendisine değil topa baktığı anda depara kalkıp adamını pivotların üzerine düşürüp boş sahada şut bulabiliyor. Bu yetenek NBA’de Reggie Miller’ı defalarca All Star yapmıştı. Türkiye’de bu silahı kullanan sadece Rakocevic var. Serkan’ın şutu çok çabuk. Ergin Ataman, Serkan’ın bu özelliğini ara sıra kullanacağı bir ortam yaratırsa basketbolumuz zenginleşir. Türk çocukları top ellerinde olmadan sayı fırsatı yaratmayı öğrenirler. Ben sakalını kesmiş, gençleşmiş Hüseyin Beşok’un da faydalı olacağına inanıyorum.

Sevgiler, saygılar…

Kaynak: Basketdergisi.com