Otomobil lastiğini bırak da

Tribünlerde sadece Türk bayrağının dalgalanacağı final maçı izleme inancımıza bir adım daha yaklaştık. Efes ve Fenerbahçe, Euroleague’in en iyi takımları arasında olduklarını yine ispatladılar.

Efes Pilsen, Partizan maçında bu senenin en iyi maçını oynadı. Takımdaki görünmeyen ama hissedilen negatif enerji yerine olumlu bir hava vardı. Bu maç Perasovic’in en başarılı maçıydı. Kenar teknik yönetimi arasında da yakınlaşma maçı TV’den izlerken bile hissediliyordu. Bu olumlu hava, takımın savunmasını çok güçlendirmişti. Rakocevic bile savunmada dikkatini hücuma saklamadı. Rako hücumlarda da egoist değildi. Bence o da Efes formasıyla en faydalı maçını oynadı. İlk çeyrekte skor sorumluğunu yüklendi. Diğer yabancı oyuncular da faydalı oldular. Ama başarının temelinde 3 Türk genci var. Sinan saldırgan savunmasıyla başarı ateşinin kıvılcımıydı. Kaptığı toplarla takımı havaya soktu. Kerem Tunçeri’nin tecrübesi ve oyunun son dakikalarındaki performansı tartışılmaz. Bugün tüm Euroleague takımlarının koçlarına berabere biten oyunun uzatma dakikalarında takımınızda sorumlu oyun kurucu kimi istersiniz diye sorulsa cevap büyük çoğunlukla Tunçeri olur. Ama bu maçta dikkati en çok üzerine çeken oyuncu Kerem Gönlüm’dü. Biz hep basketbolda oyun kurucunun önemini yazıp duruyoruz. Ama bu takımı takım yapma sorumluluğu giderek taşınamaz hale geliyor. Çoğu takımda topun 40 dakika boyunca oyun kurucunun elinde olduğu süre diğer oyuncuların top kullanma sürelerinin toplamını geçiyor. Gözünüze Steve Nash’i getirin. Top hep onun elinde. Onun oynadığı takımların hücumlarına Steve Nash offense denilecek. Basketbolda bu işe çare aranıyor. Bazı takımlar iki hatta üç oyun kurucu guardla oynamayı seçiyorlar. Koç Tanjevic’in görüşü böyleydi. Emir Preldzic zaman zaman oyun kurucu oynadığı için basketbolunu geliştirdi. Bu konu çok karışık ve geniş. Bazı takımlar ise oyun kurucu guard sayısını arttıracaklarına, kadrolarına oyun kurucu guardın yanına oyun kurucu forvet hatta post oyuncu hazırlıyorlar. Kerem Gönlüm oyun kurucu forvet anlayışı için ideal bir oyuncu. Top kullanması sadece sırtı dönük pivot oyunuyla sınırlı değil. Sahanın her yerinde yüzü dönük olarak da top kullanabiliyor. Driplingi iyi, pası iyi, drive’ı iyi. Böylece takım oyunu oturtmak sorumluluğunu zaman zaman point guarddan alıp takım oyununu yeknesak olmaktan kurtaracak kadar yetenekli. Bizim uzun oyuncularımızı önce komple basketbolcu yapıp sonra pivot yaparsınız dememizin temelinde bu yatıyor. Kerem Gönlüm’ün süper star olmasını engelleyen tek vasfı üç sayı şutunun olmayışı. Özetle Kerem Gönlüm, Kevin Durant gibi üç sayı atabilseydi dünyanın en iyi oyuncularından biri olurdu. Çünkü onun savunması, top kullanması Kevin Durant’tan daha iyi. Bu yüzden genç koçlara sesleniyorum. Kerem Gönlüm tipinde üstelik şutu olan oyuncu yetiştirirseniz basketbol tarihine geçersiniz. Geriye Efes’te yeşil ayakkabı sorunu kalıyor. Onu da ayakkabıyı giyen çözecek.

Fenerbahçe Ülker’e gelince. Orada zaten her şey iyi gidiyor. Her maçta kenardan gelen oyunculardan biri veya ikisi sorumluluğu alıp takımı başarıya taşıyor. Kadro o kadar güçlü ki o maçta takımı sırtlayacak yedek oyuncuyu rakip takım koçlarının tahmin edip tedbir alması imkânsız. Bu maçta da Mirsad ve Emir Preldzic sahnedeydi. Ama Fenerbahçe Ülker’de en çok dikkati çeken oyuncu Ömer Onan. Yine onun ‘başbelası’ savunmasından bahsedeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Her şey akla gelirdi de Ömer’in bir gün Fenerbahçe Ülker’in sayı makinası ‘skoreri’ olacağı kimsenin aklına gelmezdi. Savunmada kazandığı özgüven onu çok başarılı bir hücum oyuncusu yaptı. Ömer’in şut yeteneği ne yaptı da bu seviyeye erişti. Ben genç oyuncuların yerinde olsam ona telefon eder, “Ömer Abi otomobil lastiklerini bırak da bize bu işin sırrını söyle, şutunu nasıl geliştirdin” diye sorardım. Yine iş dönüp dolaşıp Türk çocuğunun en yetenekli olduğu konuya, şuta geliyor. Adale hafızası diye bir olay var, ileride tartışacağız. Basketbolda her şeyin başı, hele şutun çözümü tekrar, tekrar, tekrar… Onun için şut makinesinin resmini tekrar koyuyoruz.

Sevgi ve saygılar…

Kaynak: Cumhuriyet