Final Foura Doğru

Genç koçlara bir önerim var. Eğer imkanları varsa, televizyonda yayınlanan maçları kaydetsinler, sonra aynı maçı defalarca tekrar izlesinler. Basketbolu oynamanın da, seyretmenin de zor olduğunu yazmıştım. Gerçekten maçı seyrederken gözümüzü toptan alamıyoruz. Havadaki topu bile izlemekten oyuncuları göremiyoruz bile. Ben, Efes-Siena maçını kaydettim ve tekrar izledim. Gayem Rakocevic’i daha iyi tanımak ve değerlendirmekti. Maçı tekrar izlerken, gözümü Rakocevic’ten hiç ayırmadım. Ve top onun elindeyken, arkadaşlarındayken ne yaptığını ilk defa daha iyi görebildim.

Rakocevic’in savunması vasat, hatta yetersiz. Bütün enerjisini hücuma saklıyor. Bir oyunda yaptığı deparların hepsini hücumda yapıyor. Savunma için, tek bir deparı bile yok. Ama hücumda deparlarını yerinde ve iyi kullanıyor. Top elinde olmadığı anlarda öyle sakin duruyor ki onu tutan oyuncularında dikkatini kendisine değil, topa konsantre olmasını sağlıyor. NBA’de top elinde olmadan, kendisine sayı fırsatı yaratan en önemli oyuncu Reggie Miller’dı. Rakocevic, onun Avrupa’daki kopyası. Rakocevic onu tutan adam topa bakarken, depara kalkıp üstelik yön değiştirerek, onu tutan oyuncuyu Post-Pivot üzerine takıp, boş şut atacak fırsatları kendine yaratıyor.
Hücumdaki top başkasının elindeyken kendisine sayı fırsatı yaratmak yeteneğini genç koçlarımız izleyip, kendi oyuncularına da öğretseler, basketbolumuza çok faydalı olur. Savunması zayıf. Rakip takım, onun zincirin en zayıf halkası olduğunu bildiğinden bu zaafını kullanıyorlar. Böyle anlarda oyuna onun yerine Sinan giriyor. Öyle görülüyor ki koçun elinde olsa her hücumda Rakocevic oyuna girecek, her savunmada ise yerini Sinan’a bırakacak. Sinan’ın görevi böylece, Rakocevic’in savunma zaafını örtmekle sınırlı. Böylece kenarda 40 dakika oturan, Ender ve Cenk’ten sonra, Sinan’ında başarı yolu sınırlanıyor.

Perasovic’in Türk basketbol adamlarına açık bir mesajı var. Mesajda “Siz Türkiye’ye benim gibi inatçı, her yaptığının doğru olduğuna inanan, sadece bildiğini yapan, birkaç koç daha getirirseniz, 2-3 sene sonra milli takımınızı tanıyamazsınız” diyor. Ama mesajı ancak Sırpçanız iyiyse okuyabiliyorsunuz.
F.Bahçe Final-Four yolunda çok önemli bir galibiyet aldı. Ukic’e Jasikevicius’un eklenmesiyle F.Bahçe Avrupa’nın en iyi oyun kurucularına sahip olan takımı oldu. Ömer Onan’ın başlattığı (baş belası savunma anlayışını) şimdi bütün F.bahçeli oyuncular inanarak, güvenerek uyguluyorlar.

F.Bahçe’ye kolay sayı atmak çok zor. Hücumda da bir çok skorer var. Bunlardan bir kaçı her maçta öne çıkıyor. Ve takımı rahatlatıyorlar. Olympiakos maçında skor gücünü taşıma görevi, Marko Tomas’taydı. Oyunun sonlarına doğru Emir Preldzic de sahneye çıktı. Oğuz Savaş’ta Avrupa’nın en iyi faul atan uzunu olduğunu bir kez daha ispatladı. Ama sayı atmakta en önemli görev Ömer’e ait. Ömer Onan basketbolda (gelişmenin sınırı yoktur) anlayışını her maçta sergiliyor. Sınırlı sürede 14 sayı attı. Ömer zaman zaman topu rakip sahaya taşıyacak kadar basketbolunu geliştirdi. Bundan bir kaç yıl önce Ömer’in top taşıyacağı , iyi dribbling yapacağı söylense herkes birbirinin yüzüne hayretle bakardı. Basketbolda başarı aynı hayatta olduğu gibi disiplin demektir. Disiplinde başarı yolunun mimarıdır.

Yugoslav asıllı Spahija için ne diyorsun diyebilirsiniz. Cevabım her kulüp kendi Aydın Örs’ünü bulup, takımın başına koysun. Koçun adı (iç) veya (viç)’le de bitse farketmez. İddia ediyorum, bugün Aydın Örs aynı zamanda Efes’te de sorumlu olsa Euroleague Final maçında tribünlerde sadece Türk bayrağı dalgalanır. Kadrolar o kadar güçlü.

Kaynak: Cumhuriyet