Basketbolumuzda oyun kurucunun önemi

Bugün yine iyi bir oyun kurucu olmak için neler gerekiyor onu tartışacağız. Geçen yazımda Steve Nash’in 3 saniye boyalı sahasına girip orada hükümdarlığınızı ilan etmezseniz hiçbir zaman olabileceğiniz kadar iyi bir point guard olamazsınız dediğini yazmıştık. Bu anlayışa birçok olumlu yanıt geldi. Bu yüzden bu yazıyı da bu konuya ayırmaya karar verdim.

Pazartesi günü Beşiktaş-Mersin B.B maçını izledik. Mersin B.B’nin oyun kurucusu tecrübeli oyuncumuz Hakan Köseoğlu. Hakan top elindeyken rakip sahayı en iyi görebilen bir oyun kurucumuz. Sorumluluk almasını bilen yanındakileri daha iyi oyuncu yapma yeteneğine sahip çok iyi niyetli bir oyuncumuz. Ama ne yazık ki şutu yeterli değil. Eğer Hakan 3 sayı çizgisi civarından iyi şut atabilseydi Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi point guardı olabilirdi dersek abartılı olmazdı. Ama iyi şutör olmadığından onu tutan oyuncular onu uzaktan tuttukları için adamını geçemiyor ve 3 saniye koridoruna girme şansını yeterince kullanamıyor. Takım arkadaşlarını tutan oyuncularda Hakan’ın drive şansı az olduğu için kendi adamlarından ayrılmıyorlar. Bu yüzden de Hakan en yetenekli olduğu asistleri (sayı pasları)de istediği kadar yapamıyor.

Bugün dünyada oyun kurucuların rakip takıma kaç faul yaptırdığı kayıt ediliyor. Eğer bir oyun kurucu 3 saniye koridoruna hakim olup hem kendisine hem de arkadaşlarına verdiği paslarla fauller yaratıp rakip takımı 4 faule ne kadar erken taşırsa takımına o kadar faydalı oluyor. Zira o andan itibaren rakip takımlar iki atışlı faule sebep olmamak için tereddüde düşüyorlar ve savunmaları gücünü kaybediyor. Ayrıca basketbolda birçok oyuncunun köşelerden attıkları 3 sayı yüzdeleri ortalardan atılan şutlara göre çok daha yüksek isabetli oluyor. Çünkü köşelerden atılan şutlarda sadece çembere bakabiliyorsunuz. Ortadan atılan şutlarda ise çember, pota, file gibi birçok görüntü kafanızı karıştırıyor. Nişan alamayıp, nereye konsantre olacağınızı bilemiyorsunuz. Bu yüzden adamını geçip koridora giren oyun kurucuların köşelere isabetli pas asist yapma şansı artıyor.

Mensin’in başarısı Hakan Köseoğlu’nun performansıyla yakından ilgili görünüyor. Mersin maçında tribünlerin boşluğu hariç her şey Beşiktaş için olumluydu. Iverson’ın en önemli katkısı tribünlere oldu derken haklıymışız. Beşiktaş yönetiminin Iverson’ı Türkiye’ye getirerek ülke basketboluna sınırsız fayda sağladığını defalarca yazdık söyledik.
Beşiktaş’ın başında şimdi Türkiye’nin en hırslı ve güçlü koçu Ergin Ataman var. Ergin’in benzerini bulmak çok zor. Beşiktaş yönetimi hayattaki en kıymetli günün bugün olduğunu hatırlamalıdır. Uzun vadeli yatırıma devam etsinler. Ama bu kadroyu destekleyip güçlendirirlerse son derece çekişmeli ve kaliteli bir play-off serisi izleriz. Bundan Türk Basketbolu çok şey kazanır. Lütfen diyoruz.

Bu gece Efes’in maçı var. Efes Olin Edirne karşısında bu sezonun en iyi oyununu oynadı. Efes Pilsen’de oyuncular Pilsen adının getirmesi ihtimali olan inanılmaz haksız kararın etkisinden kurtulmuş görünüyorlardı. Koç Perasovic nihayet çok oyuncuyla oynamanın avantajını hatırlamış gibiydi. Hemen herkes oynadı. Bir tek kenarda Erden Arslan 40 dakika boyunca oturdu. Ender Türk oyun kurucular arasında rakip 3 saniye koridoruna en rahat giren point guardımız. İkili sıkıştırmalar arasından geçmeyi ve (göz yaşı damlası) şutunu Türkiye’ye tanıtan oyuncumuz. Göz yaşı damlası şutu sadece potaya çok yakın bir atış olmaktan çıktı. Koşarken tek ayak üstünde sıçrayarak hareketli tek elle şut, giderek eski basketboldaki önemli yerini alacak gibi görünüyor. Yakından atılan gözyaşı damlasının adı Avrupa’da Carlos Navarro şutu olarak geçiyor. Niye bu uzaktan tek elle atılan şutlara Ender Arslan şutu denmesin.

Kaynak: Cumhuriyet