Basketbolumuz depara kalkıyor

Iverson’ın sakatlığı bizi üzdü. Ergin Ataman’lı Beşiktaş takviyeler peşinde. Ve biz Beşiktaş’la beraber Beko Ligi’nin en çekişmeli, hatta en kaliteli play-off serisini bekliyoruz. Umarız Iverson’ın ciddi bir sakatlığı yoktur ve hayal ettiğimiz seriye kavuşuruz.

Iverson’ın Türk basketboluna en önemli katkısı tribünleri doldurması oldu. Genç oyunculara Iverson’ı yakından izle, ne yapıyorsa yapmaya çalış demek kolay değil. Onu, birebir adam geçerken yaptığı yön ve sürat değiştirmeler, o kadar birbirinin içine girmiş durumda ki ABD’de bile bunları adlandıramıyorlar. Birebir adam geçme manevralarını çaresizlikten “Iverson hareketi” diyorlar. Turnike atışları da öyle…

Onun bu atışlarına da Iverson turnikeleri diyorlar. Birbirinden güç bu maharetleri ancak böyle adlandırabiliyorlar. Biz henüz o tam formda olmadığı için bu çok güç hareketleri tam izleyemedik. Gene de genç oyuncularımıza bunları anlatmak ve öğretmek çok güç. Ama onun Türk çocuklara verdiği bir mesaj var ki bu çok önemli. Iverson mesajında yıldız oyuncu olmak için muhakkak uzun boylu olmanız şart değil. Kısalar da süperstar olur diyor.

Biz tribündekiler onun bir an önce iyileşmesi için iyi niyetlerimizi yolluyoruz. Dünyanın diğer bir yıldız oyuncusu Jasikevicius’un durumu ise farklı. Onun genç oyuncularımız kadar basketbol anlayışımıza da olumlu katkı sağlayacağı muhakkak. F.Bahçe’nin Euroleague’de final-four, hatta şampiyonluk şansı çok arttı. Jasikevicius’un Ukic’le beraber aynı 5’te oynayabileceğini izledik. Ama Jasikevicius’un basketbolumuza katkısı F.Bahçe ile sınırlı değil. Onun bireysel en önemli vasfı top eline geldiğinde driplinge başlamadan tüm sahayı görmesi. Basketbolda bir kavram vardır. (pas driplingden daha hızlıdır) Üstelik Jasikevicius’un paslarıyla sadece en yakınındaki takım arkadaşlarını değil, sahanın öbür ucundaki boş arkadaşını dahi görebiliyor.

Bu uzun paslar, F.Bahçe’de Ömer Onan, Kinsey, Tomas, Emir Preldzic gibi süratli oyuncuları depara zorlayacaktır. Depar ve fast-break sayısı artacak, basketbolumuz hızlanacaktır. Türk basketbolunda fast-break kullanımı çok sınırlıdır. Sadece top kaptığımızda fast-break yaparız. Hızlı basketbolda fast-break sayısı bir takımın yaptığı sayıların en az yüzde 20’si olmalıdır. Siz kaybettiğiniz maçları ara sıra tekrar izleyin. Bir maçta atılan fast-break sayılarının azlığı sizi şaşırtacaktır. Oyuncularımızın yaptıkları depar sayısı üzücüdür. Bizde depar izlemek için 40 dakika boyunca Ömer Onan’ın top kapmasını beklemek gerekir.

Basketbol bizde yarı sahalarda uygulanan savunma ve hücumdan ibarettir. Hücuma gidiş, savunmaya dönüş kavramları ile ilgilenmez. ABD’li kolej antrenmanlarında kenardaki yardımcı koçlardan birinin görevi oyuncuların kaç kere topsuz depar yaptıklarının ve izlediği 5’in kaç fast-break sayısı yaptığını saymaktır. Bizim basketbolumuzu hızlandırmak şart. Fast-break top kapmayla sınırlı değildir. Hızlı oyun, savunma ribaundu ve ilk pasla başlar.

Biz Furkan gibi ribaundcu gençler, Can Akın, Soner Şentürk gibi hızlı oyun kurucular geliştirmek istiyorsak basketbolumuzu hızlandırmalıyız. Bizde Jasikevicius’u benzeyen tek oyuncu Cüneyt Erden’dir. O da takım arkadaşları depara zahmet etmediği sürece kenarda oturmaktadır. NBA’de tüm sahayı en iyi gören oyuncu Steve Nash’tir. Steve Nash’in bu yeteneğini gençliğinde futbolcu olmasına bağlıyorlar. Futbolun saha görüşünü arttırdığı iddia ediliyor. Ben dün Darüşşafaka Basketbol Takımı antrenmanındaydım.

Isınmak için tam saha futbol oynuyorlardı. Gördüğüme inanamadım. Basketbolcuların tümü inanılmaz derecede iyi futbolculardı. Biz futbol, basketbolun önünü tıkıyor diye yıllardır söylüyoruz. Bir gün iyi basketbolcu olmak için önce futbolcu olacaksınız diye yazmak zorunda kalırsak yandık demektir. Steve Nash’in bir an önce basketbolu bırakmasını dilemekten başka yapacak bir şeyimiz yok.

Kaynak: Cumhuriyet