Türkiye’de Efes Pilsen basketbol demektir

Türkiye’de Efes Pilsen basketbol demektir. Bugün Türkiye’nin neresinde olursa olsun herhangi bir basketbolsevere Efes Pilsen ne demek diye sorsanız alacağınız cevap (basketbol) olur. Başka bir deyişle Efes, Türkiye’de basketbolun sembolüdür. Efes Pilsen’in adının bira fabrikası olduğunu kimse hatırlamaz bile. Çünkü Efes basketbol demektir. Türk basketbolunda sayısız iyi oyuncu Efes’ten yetişmiştir. Bugün Türkiye’de çok yönlü komple basketbolcu diyebileceğimiz isimlerin başında gelen Hidayet, Efes genç takımından yetişmiştir. Efes’in basketbolumuza katkısı sadece oyuncularla sınırlı değildir. Türkiye’nin en güçlü koçlarının çoğu Efes kökenlidir. Bunların başında da Aydın Örs gelir. Bu yüzden bütün bu olumlu yönlerinden dolayı tüm basketbolseverlerin içinde Efes’e sevgi ve teşekkür vardır. Ama son senelerde sevgi saygı ortamı sarsılmaya başladı. Bunun sebebi, Efes’in yabancı koçlara öncelik tanımasıdır. Bu gidiş, İsrail kökenli David Blatt ile başladı. Blatt, sözde basketbol sihirbazıdır. Onun savunma anlayışında adam adama savunma, zone savunma ile iç içedir. (combo defense) Savunmada örneğin takımınız zone’la başlar, iki veya üç pas sonra adam adamaya döner. Ve rakibiniz ne yaptığınızı anlamadığı için kafası karışır. Ama şaşıran, kafaları karışan oyuncular sadece rakip takım oyuncular değildir. Kendi oyuncularınız da ne yapacağını şaşırıp durmadan kenara, koçlarına bakarlar. Kafası karışık oyuncudan iyi savunmacı olmaz. Savunma bir savaştır. Ne kadar düşünürseniz o kadar savaşırsınız. Blatt zamanında iyi oyuncu yetişmediğini söylemeye lüzum bile yok. Ama bu yıl Efes’te problem daha da derin. Yetişmiş, iyi oyuncularını da kaybetmek üzereler. Bunun da sebebi Yugoslav kökenli koç Perasovic. Türkiye’de iyi oyuncu yetiştirmek giderek güçleşiyor. Bunun da en önemli sebebi yabancı oyuncu sayısının artması. Şimdi bir de yabancı oyuncuları Türk yapıp oynatmak modası çıktı. Bu da tabii Türk genç oyuncuların gelişmesini daha da güçleştiriyor. Efes’te kenarda Türk basketbolunun en yetenekli oyuncularından Ender ve Cenk Akyol var. İkisi de zirve yolunda daha yarıdalar. Ama kenarda oturarak zirveye tırmanmak yerine aşağıya kayıyorlar. Ben bu ikilinin yerinde olsam gider koç Perasovic’le yüz yüze konuşurum ve “Ne yaparsak senin güvenini kazanırız” diye sorarım. Bana göre Ender Türk oyun kurucuları arasında rakip takım pota altına (3 saniye koridoruna) en kolay sızan oyuncu. Bugün ABD’de bir oyun kurucunun bir maçta kaç kere drive edip rakip pota dibini karıştırdığının istatistiği tutuluyor. Muhtemelen Perasovic bu gelişmenin farkında değildir. Ender bunu ona hatırlatabilir. Cenk’e gelince… Onun sadece şutlarıyla koçun güvenini kazanamayacağı gözüküyor. Cenk’in savunma potansiyeli müthiş. Cenk, Ömer Onan’dan sonra rakip oyuncuya ‘başa bela savunması’ yapacak 2. oyuncu olur. O da koçuna “Bana kimi istersen ver. Ben onu tutup yok edeyim” demelidir. Efes’in problemi sadece oyuncu kaybetmekle sınırlı değil. Efes’in elinde bugün Avrupa’da çok başarılı olacak bir kadro var. Ancak belli ki bu kadro kenarda ve soyunma odasında Sırpça konuşarak azami verimi veremiyor, takım olamıyor. Önceden yazdım, Ufuk Sarıca’nın yetkilerini arttırın. Kenarda çok yetenekli ve heyecanlı Ekrem Memnun da var. Efes yönetimi, Perasovic’in dediğim dedik uygulamasına bir çare bulursa Euroleague’de final-four yolu açılır. Ben buna yürekten inanıyorum. Ama bütün bu yabancı antrenör konuları dert değil. Türk basketbolunun Efes Pilsen’e ihtiyacı var. Herkes bunu bilmeli…

Kaynak: Cumhuriyet