Karşıyakalılar Günü

Ben Euroleague’de Final Four’a yükselecekleri ümidiyle Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen’i dikkatle izliyorum. Bu iki takımımızın Final Four oynamaları dünya ikinciliğimizden sonra en önemli başarımız olacaktır ve ülke basketbolumuz İspanya ile aynı seviyeye gelecektir.

Dünya basketbolunda giderek artan bir oyun kurucu sorunu var. Oyun kurucunun önemi giderek artıyor. Bir numaralı oyuncunuz çok iyi bir oyuncu ise neredeyse koçun taktiğine bile gerek kalmıyor ve basketbol bir anlamda (one man show) şeklinde geçiyor. Örnek Pheonix Suns… Steve Nash her hücumda en az 15 kere dripling yapıyor. Diğer 10 oyuncunun toplam topu yere vurma sayıları ancak 8 veya 9. Topun Nash’in elinde kaldığı zaman yine diğer oyuncuların topa sahip oldukları sürenin toplamına yakın. Bu bireysel gösteri bazı seyircilerimize cazip geliyor. Bazıları da “hani basketbol takım oyunuydu ne oldu” şikayet ediyor.

Tabii aşırı liderlik uygulamasının tehlikesi de var. Oyun kurucununuz sakatlanırsa ve onun yedeği boşluğu dolduramazsa problem büyüyor. NBA’de bugün bu problem giderek su üstüne çıkıyor. Ülkemizde de benzer problem yaşayan takımlarımız Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen. Efes Pilsen’de “her problem beraberinde çözümü de getirir” anlayışı geçerli oldu. Koç Perasovic’in favori oyun kurucusu Wisniewski’nin sakatlığı takıma yaradı. Kenarda bekleyen yedek oyun kurucu Ender Arslan oynama ve kendini bulma fırsatı buldu ve takım sene başından beri en olumlu görüntüsüne kavuştu. Tabii Kerem Tunçeri’nin de sağladığı güveni unutmamak gerek.

Fenerbahçe Ülker’de ise durum farklı. Ukic’in yerini dolduracak oyuncu bulunamıyor. Engin Atsür’ün sakatlığı Lynn Greer’ın koçun güvenini kazanamayışı boşluk yaratıyor. Emir Preldzic bu göreve henüz hazır değil. Birbirinden kıymetli Fenerbahçe Ülker kadrosu Pınar Karşıyaka maçında takım oyununu oturtacak, takımı takım yapacak oyun kurucusunu bulamadı. Görev bölümündeki aksaklık Ukic gelinceye dek sürecek gibi gözüküyor. Tabii bu durumda Pınar Karşıyaka oyun kurucusu Holston’a ayrı bir yer vermeliyiz. Holston’ın Türkiye’deki en saldırgan iki savunmacı Kinsey ve Ömer Onan’a karşı 50 dakika savaştı. Bu iki savunmacının bu sürede tuttuğu oyun kurucu basketbolu bile bırakırdı diyorsanız, ben de öyle düşünüyorum. Ama Holston oyunu 31 sayı 6 asistle tamamladı. Basketbol uzun boyluların oyunudur tezini de 1.72 boyundaki Holston yerle bir etti. Ama Pınar Karşıyaka’nın başarısı oyun kurucularla sınırlı değil. Karşıyaka taraftarı yöneticisi ve oyuncularıyla her takıma örnek olacak birlik ve beraberlik içinde. Dün Dünya Karşıyakalılar günüydü.

Takımın başında da Hakan Demir var. Hakan Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra koçluğu seçen, eşsiz kişilikte ve karakterde bir basketbol adamı. Genç koçlar ileride nasıl olmaları gerektiğini düşündüklerinde ve idol aradıklarında ilk yapacakları iş Hakan Demir’i izlemek olmalıdır.

Furkan’ın sakatlığı hepimizi üzdü. Ama bu problemin beraberinde getirdiği katkı Furkan’ı ön plana çıkarması oldu. Furkan ribauntlarda çok önemli bir özelliğe sahip. Oyuncuların hemen hemen hepsi bir şut atıldığı zaman önce topun havadaki seyrini izler. Sonra ribaunda koşarlar. Furkan topu havada seyretmiyor. Top şut atanın elinden çıktığı anda ribaunda koşuyor. Böylece pota altında yer bulup kendine avantaj sağlıyor. Bir önemli konu daha var.
Takım arkadaşının vücut dilinden onun şut atacağını önceden kestirip daha top onun elinden çıkmadan pota dibine koşuyor ve hükümdarlığını ilan ediyor. Furkan’ın ribaunt şekli Türk basketboluna hız katacaktır. Türk basketbolunun fast break anlayışında oyunu hızlandırmaya ihtiyacı var. Savunma ribaundu olmadan fast break olmaz. Bu konuya ve Furkan’ın sadece ribauntçu olup çok yönlü oyuncu vasıflarından yoksun oluşu sebeplerini ilk fırsatta masaya yatıracağım.

Kaynak: Cumhuriyet