Daha kelimesinin gücü

Basketbolumuz Avrupa’da zirveye tırmanıyor derken bazen acele ediyoruz. Zirve yolunda geliştirmemiz gereken birçok konu var. Savunmamızdan sık sık bahsettik. Bugün dikkatimiz hücuma yönelik olacak. Basketbolda savunmanın hücumdan daha kolay gelişeceğini yazmıştık.

Gerçekten de savunma sadece bizde değil Avrupa’nın hemen her ülkesinde dozunu arttırıyor. Savunmanın temelinde kararlılık ve irade vardır. Siz rakip takımların sizden iyi savunma yaptıklarını görüp bizde onlar kadar savaşacağız kararını verirseniz yola koyuldunuz demektir. Bugün Avrupa’da basketbolda adı ön planda olmayan birçok ülkede (Polonya, Almanya) savunma savaşı başlamış durumda. Hele kulüp takımlarının her birinde en az 3 veya 4 atletik siyah oyuncu varsa iyi savunma daha da kolaylaşıyor. Bu yüzden biz Avrupa’nın en iyisi olmak istiyoruz. Artık hücumumuzu da geliştirmemiz şart.

Önce bireysel hücumumuza sonra da takım hücumumuza değineceğiz. Bugün Yugoslav kökenli oyuncuların hücum başarılarının altında yatan gerçek onların ‘iyi’yle yetinmeyip ‘daha iyi’ olmak için gösterdikleri gayrettir. Bizde ise oyuncularımızın iyi oyuncu olduklarında önleri tıkanır. Tıkayanda kendileridir. Dağa tırmanırken yarı yoldaki bir düzlükten aşağı bakıp yeteri kadar yükseldiğimize inanırız. Yukarı bakıp kullanmadığımız yeteneğimizi sergilemekten kaçarız. Tabii iyi oyuncu olmak kolaydır. Ama ‘daha iyi’ oyuncu ‘büyük oyuncu’ olmanın yolu daha güçtür ama açıktır. Tabi siz başınızı kaldırır zirveye bakarsanız. Bunun yaşlanmakla da sınırı yoktur. Geçtiğimiz günlerde bunun en güzel örneğini Kerem Tunçeri’de gördük. Kerem yaşı ilerledikçe daha iyi oynuyor. Bugün Kerem Avrupa’nın en iyi oyun kurucusu.

Sebebi basit. Aşağı değil, yukarı bakıp daha sıkı çalışıyor. Bir diğer örnek ise Ömer Onan. Onun savunması için söylenecek bir şey yok. Ama onun bir gün Dünya’de zorunluluktan da olsa kısa bir süre için oyun kurucu olarak oynayacağına ben dahil kimse inanmazdı. Ama aynı gelişmeyi genç oyuncularımızda göremiyoruz. ‘Daha iyi’ oyuncu olmanın yolu tekniğinizi, fundamentalinizi geliştirmekle ilgilidir. Daha sıkı çalışmak şarttır. Bizde oyuncularımızın kafalarında fundamental çalışmaları genç takım oyuncuları içindir. Bir yaştan sonra dripling, pas çalışması gereksizdir inancı vardır. Bu inanç bizim genç oyuncularımızın yeteneklerini sınırlar.

Halbuki dünyanın en iyi NBA oyuncuları ilerlemiş yaşlarına rağmen her gün fundamental çalışırlar. Dünya’nın gelmiş geçmiş en başarılı koçlarından John Wooden kazandıkları 10 NCAA şampiyonluğunun her birinde final maçlarında bir gün önceki antrenmanlarda bile fundamental çalışılmasıyla ünlüdür. Dünya Şampiyonası’nda kazandığımız ikinciliğin altını doldurmamız gerek. Bir iki yıl sonra o kadroya sahip olamayabiliriz.

Genç oyuncularımızın daha iyi oyuncu olmalarını bekliyoruz. Buna ihtiyacımız var. Cevher Özer, Serhat Çetin, Barış Ermiş, Ender Arslan, Cenk Akyol bunlardan bazıları. Geçtiğimiz günlerde ABD’nin en iyi en yenilikçi koçlarından Rick Pitino Porto Riko’ya koç oldu. Pitino NBA’de tam saha baskıyı başlatan koçtur. ‘Başarı bir seçimdir’ adlı basketbol kitabı en çok satanlar listesinde.

Pitino’dan hepimizin öğreneceği çok şey var. Çünkü o hep yenilik peşinde. İçimden keşke Efes Pilsen böyle bir yeniliğe de öncü olsaydı diyorum. Böylece Türkiye ismi ‘İÇ’ veya ‘VİÇ’ le bitmeyen dünya çapında bir koça sahip olurdu.

Kaynak: Cumhuriyet