Teşekkürler Perasovic

Yazıya Beşiktaş-Asvelt maçıyla başlayalım. Iverson Beşiktaş’ı zirveye taşıyacak mı, NBA yıldızı nasıl olur, bunu bize canlı olarak gösterecek mi soruları kafalarda hala dolaşıyor. Bu sorulara cevap arayan yalnız basketbol adamlarımız değil. Tribünlerdeki seyircilerimizde arayış içindeler. Asvelt maçındaki boş tribünler seyircilerin kararlarının giderek kötümser olduğunu gösteriyor. Ama bence Iverson için karamsar olmak çok erken. Iverson takım oyunu içinde parlayan bir oyuncu değil. İkili oyunları bile az kullanıyor. Onun beklentisi istediği yerde, istediği anda topa sahip olmak. Gerisini bana bırakın diyor.

Ama karambolden sayı üretmek kolay değil. Fiziksel olarak çok yıpratıcı bir oyun tarzı. Iverson’ın henüz fiziği de morali de tam olarak yerinde değil. Onun ihtiyacı her fırsatta fast-break sonucu kolay turnikeler bulup özgüveninin yenilemek. Bunun için de onun Cüneyt Erden’le oynamaya ihtiyacı var. Cüneyt savunma ribaundan sonra ilk pas eline geldiğinde topu yere vurmadan tam sahaya bakıp gören ender oyuncumuz. Iverson Chatman ile değil Cüneyt’le daha uzun süre beraber oynatılsa ve Cüneyt’e senin görevin ”Iverson’ı Iverson yap!” dense bence Beşiktaş daha başarılı olur. Gelelim Cevher Özer’e. Cevher maçın en zor anlarında bile arkadaşlarına moral veren, lider vasıflı bir oyuncu. Fiziği mükemmel. Ve o boyda oyuncular arasında en çabuk ve en isabetli 3 sayı atan ve sokan tek oyuncumuz. Ama Cevher’in yetenekleri bununla sınırlı kalmamalı. Cevher adam geçebilmeli ve dripling üzerinden de jump-shot atabilmeli veya potaya saldırmalıdır. Cevher rakip takımın uzunlarını tutacak fiziksel ve atletik yapıya sahip. Hiçbir takımın uzun oyuncusu da onu tutamaz. 3 sayı atma şansı artar. Basketbolumuz iyi oyuncu Cevher yerine çok iyi oyuncu Cevher’i kazanabilir. Yeter ki o içinde bekleyen yetenekleri ortaya çıkarmak için sınırsız bir gayret içine girsin.

Efes maçı yalnız Efes için değil Türk Basketbolu için de çok düşündürücü. Biz Türk Basketbolu Avrupa’da zirveye tırmanıyor denken. Basketsolda çöküntü dönemi geçiren İtalyanlara karşı 14 sayıyla maç kaybetmenin izahı çok güç. Üstelik Armani Milano’nun bir hafta önce kendi liginde M.Siena’ya 30 sayı farkla yenildiğini hatırlarsak kafamız daha da karışıyor. Türk Basketbolu’nun devlerinden Efes Pilsen’de neler oluyor anlamak kolay değil. Efes’in oyuncu kadrosu da iyi oyunculardan kurulu. Problem teknik kadroda. Biz Tanjevic’e iki önemli konuda teşekkür borçlu olduğumuzu önceden de açıklık getirdik.

Tanjevic Türk Basketbolu’nun savunma konsantrasyonunu kenardan sınırsız uyarılarıyla arttırdı. Türk Basketbolu’nda savunma onun sayesinde gelişti. Ama ondan faydalandığımız ikinci bir konu artık Türk Basketbol Koçları’nın Yugaslov kökenli koçlardan öğrenecek bir şey olmadığını öğrenmemizdi. Bu ikinci konu Türk Basketbolu’nun temelinde Banvit örneğinde olduğu gibi artık Türk Koçları’nın görev alma zamanının geldiğini gösteriyor. Perasovic’inde Türk Basketboluna faydası olacaktır.

Bundan sonra takımlarının başına yabancı koç getirmeyi planlayan yöneticiler karar vermeden önce bir kez değil iki kere düşüneceklerdir. Türk Basketbolu’nda savunma gelişti ama hücum için aynı şeyi söyleyemeyiz. Hızlı oyuna sıcak bakmıyoruz. Set oyununda da çok yavaş oynuyoruz Yapılan pas sayısı çok az. Pası veren oyuncular ardından ya seyrediyorlar ya da yavaş hareketlerle rakip takımın işini kolaylaştırıyorlar.

Yavaş ve sınırlı hareket yüzünden Efes’in takım olarak yaptığı asist sayısı toplamda 8. Onlarda ise Mancinelli bu sayıya tek başına ulaşmış. Böylece Türk Basketbol ekolünde hücum anlayışımızı Yugoslav kökenli koçlardan öğrenerek geliştirmemizin imkânsız olduğunu Perasovic’ten bir kez daha öğrendik. Ona da teşekkür ediyoruz.

Kaynak: Cumhuriyet