Hücum mu savunma mı

Basketbol dünyanın en zor takım sporudur. Başka hiçbir sporda steps, pivot uygulaması yoktur. Siz topla istediğiniz gibi koşar, istediğiniz yerde durursunuz. Basketbolda ise driplinge başlamak da durmak da problem doludur. Ayaklarınızı serbestçe oynatamazsınız.

Basketbolda hakemlik de çok zordur. Kurallar her geçen gün değiştiğinden hakemleri de anlamak pek kolay değil. Hakemler son olarak dripling yaparken ‘top taşımak’ yasağını getirdiler. Bu son kuralı henüz hiçbir oyuncu tam olarak anlamış değil. Ben hakemlerin de driplingle top taşıma kuralını tam olarak anladıklarını sanmıyorum.

Bu kuralla hakem, berabere giden her maçta, son dakikada hangi takıma maç kazandırmak isterse, hedeflediğini gerçekleştirebilir. Neyse ki hakemlerimizin hepsi kaliteli ve tarafsız. Basketbolda hücum mu yoksa savunma mı kolay dersek çoğumuz hücum deriz. Ama bu anlayış yanlıştır.

Hücum daha kolay değildir. Hücumda gaye topu çemberden geçirmek olduğu için tabii savunmadan daha heyecan vericidir. Hücumda elinizde top vardır. Ama top bazen silahınız, çoğu zamanda probleminizdir.

Başarılı olmak için hücumda topa vücudunuzun bir parçası gibi hakim olmanız gerekir. Pivot ayağı yanlışı (steps gibi kurallar) hep hücum için geçerlidir. Ama savunmada top probleminiz yoktur. Kollarını, ayaklarınızı istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Tabi faul yapmamak şartıyla. Topa hakim olmak için iyi şut, iyi dripling ustası olmak için çok çalışmak gerekir. Savunma ise daha kısa sürede öğrenilebilir.

İyi şutör olmak, iyi dripling yapmak, iyi pas verebilmenin her biri ayrı bir hüneridir. Savunmanın temelinde ise disiplin ve kararlılık yatar. Her gece yatarken ben yarın daha saldırgan savunma yapacağım kararını verirseniz ertesi gün bu kararınızı kısmen de olsa gerçekleştirme şansınız vardır. Ama ben yarın daha iyi şutör olacağım, her attığımı sokacağım derseniz bu hayalin gerçekleşmesini ancak rüyanızda görebilirsiniz.

Türk Basketbol Ekolü dediğimizde aklımıza önce hep oyunun sürati gelir. Türk çocuğu hızlı oyunda mı, set oyununda mı başarılıdır? Türk çocuğunun şut yeteneğinin nasıl en etkili şekilde kullanabiliriz gibi birçok hücumla ilgili soru gelir. Bu soruların içinde hiçbir savunma sorusu yoktur. Ama biz Türk Basketbol Ekolü, etkili saldırgan savunmaya dayanır. Türk Basketbolunda hücum savunmadan başlar gibi, savunma temelleri oluşturursak basketbolumuzun Avrupa’nın en iyisi olma şansı çok artar.

Bu yüzden biz genç takım koçlarımızın oyuncularına ‘Basketbolun temeli savunmadır. İyi savunmacı olmak, iyi hücum oyuncusu olmaktan daha kolaydır’ tezini anlatmalarını bekliyoruz. İyi savunmacı olduğunuzda takımdaki yeriniz garantidir. Oyuna savunma yarı sahasından girilir. Hücum yarı sahasından girmek isterseniz, hücum yeteneğiniz ne kadar güçlü olarsa olsun maçları Ender Arslan gibi yedek sırasından izlersiniz. Ender Arslan hücumda belki de Türkiye’nin en yetenekli oyuncusu ama savunması sınırlı ve isteksiz. Bu yüzden koçu onun yerine savunması daha güçlü olan Wisniewski’yi oynatıyor.

Hırvat koçun taraf tutmadığını son maçlarda, son çeyrekte sayı kralı Rakoçevic’i kenarda oturtup Sinan Güler’i oynatmasıyla gördük. Aynı duruma Beşiktaş-Trabzon maçında da tanık olduk. Son çeyrekte Iverson kenardayken savunmada ölümüne savaşan Serhat Çetin sahadaydı.

Hücum mu savunma mı diye sorarken bile hücuma öncelik tanıyoruz. Ama Türk Basketbolu’nda savunma giderek önem kazanıyor ve zirveyi zorluyor.

*Gelecek yazı yine savunma üzerine olacak ve Ömer Onan gerçeğini tartışacağız.

Kaynak: Cumhuriyet