Turuncu Alarm

YİNE çok gayretliydik, yine ezilmeden, bütün maç boyunca iyi mücadele ettik. Dünkü yazımda hem Tanjeviç’ten, hem de yardımcılarından söz ettim.

Nihat İziç’ten söz etmemek ise ona haksızlık olurdu. Bu takımın yoğun mücadelesinde,İziç’in kenardan verdiği desteği kimse inkar edemez.

Ben, Nihat İziç’i, ‘Takımın turuncu alarmı’ diye niteliyorum. Oyuncuların yüreklerinde ne varsa, ortaya koymaları için, her fırsatı, doğru ve yerinde kullanıyor.

Bu iki maçın sonunda kazandığımız muhakkak olan bir oyuncu var. Serkan.. Dün gecenin en iyi oyuncusu şüphesiz ki, İbrahim Kutluay’dı. Öyle isabetli şutlar attı ki, bu maçı izleyen bütün ABD’li coachların, ‘Ahh.. Bizim takımda da böyle bir şutör olsa’ dediklerine eminim. Ama asıl önemli olan, İbrahim’in attığı sayılar değil, takım savunmasında yüklendiği sorumluluktu. Iverson’u resmen susturdu.

Artık dünyada, ‘Süperstar’ kavramı değişti. Sadece skor yapana değil, rakip takımın en iyi hücumcusunu adam adama tutan, onu susturan ve aynı zamanda sayı atan sporcuya‘Süperstar’ diyorlar. İbrahim’in dün geceki performansı, skorerlikten çıkıp, süperstarlığa ulaştı.

Hazırlık maçlarında, ‘Takım olma’ yolunda epeyce mesafe kaydettiğimiz muhakkak. Ama ortada çözülmesi gereken bir sorun var. O da ‘Point guard sorunu.’ Takımı yönetecek, güven verecek, bir point guard bulmadan büyük takım olmamız zor. Çünkü bir takım, en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Gelelim Amerika Takımı’na. ABD’li spor yazarlarının tümü, ‘Rüya Takım’ın şampiyon olma şartının, yalnız ve yalnız, savunmada fevkalade mücadele edip, iyi oyun sergilemelerine bağlı olduğunu söylüyorlar. Ama bu takımın, pota altını karartan, rakip takımları korkutan Tim Duncan’dan başka hiçbir oyuncusu yok.

Detroit Pistons’un, Avrupa’daki temsilcisi Faruk Akagün ile önceki gün ABD Takımı’nın idmanında dertleştim. Onun fikrine çok büyük saygım vardır. Ona, ‘Detroit Pistons takımına, Tim Duncan ile Iverson’u ekleseler, daha mı iyi olurdu?’ diye sordum. Faruk, ‘Evet, çok iyi olurdu. Haklısın’ yanıtını verdi.

ABD’de milli takım çok farklı seçenekler göz önünde bulundurularak oluşturuluyor. NBA’da her şehrin bir takımı var. Ve o şehir salonlarının dolması için ‘Kahraman’ yaratmak zorundalar. Bu bakımdan, ABD Takımı’nda her şehirden, bir oyuncu var. Aynı şehrin iki oyuncusu yok bu takımda. Kısacası, ABD hala takım olmaktan uzak.

Eskiden, olimpiyatlarda, Amerikalılar o kadar uzaktan, o kadar isabetli şut atarlardı ki, seyredenler, ‘Bu takım uzaydan mı geldi?’ derlerdi.

Bu takım için de, benzer ifadeler kullanılacak ama bir farkla, ‘Acaba bunlar başka bir gezegenden mi geldi. Orada hiç şut atılmaz mı?’

ABD Takımı bırakın uzaktan sayı yapmayı, uzaktan bir-iki tane şut attılar o kadar. Uzaktan şut zaafı olan bu takımın olimpiyatlarda ne yapacağı çok şüpheli. Eğer, dünya takımları içinde, bu takımı yenecek başka bir takım çıkmıyorsa, ‘Dünyada basketbol Amerika’ya yetişti’ anlayışı yerle bir oluyor demektir.

Kaynak: Hürriyet